Iddias “Kültür, belli düşünceler sistemi ya da bütünüdür.”  -Wissler- Template
Template Bugün: 22 11 2008 Template

Anket

Online

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
Ali Rıza Balaman: Japon Türkleri PDF Yazdır E-Posta
18 08 2008

Kendilerini 'Japon Türkü' olarak tanıtan bu Türklerin, Japonya'da doğan, büyüyen, okuyan ve iş tutan yeni kuşağı, ne Türk ne de Japon kimliklerinin sahibidirler. Elektrik mühendisi, röntgen cihazları satıcısı danışmanın Japon Türkü Mehmet Haşim Miftabettin ile Türkçe yerine İngilizce konuşarak anlaştık. Mehmet Haşim, yurt edindiği Japonya'dan yurtdışına (Türkiye'ye) çıkmak için gerekli pasaportunu, yanında Türkçe bilen birileriyle Türk Büyük Elçiliği'nin kapısını çalarak elde etmiş ve bu kez de Japonya'ya yeniden girebilmek için gerekli 'giriş izni'ni almak amacıyla Japon Dışişleri'ne başvurmak zorunda kalmış.

Japonlar, ilk kez Türk göçmenleriyle resmi olarak 1920 yılında karşılaşmışlar. 1917 yılından başlayarak kısa aralıklarla Mancurya'ya göç eden ya da ettirilen Kazak, Özbek, Türkmen ve Kırgız, Türk oymakları, Mancurya'da Japon üst düzey yetkilileriyle kurdukları ilişkiler sonunda özel izinle 600 kişilik bir kafile, Orenburg (eski Sovyetler Birliği'nin doğusu) doğumlu Kurban Ali başkanlığında Kore yoluyla Japonya'ya girmişler. Bu göçmenlerin çoğu Tokyo'da olmak üzere Kasai ve Nagaya illerine yerleştirilmişler. Geçiş o geçiş. Türkler, dilerse yorganı sırtında göçe devam eder. Dilerse bulunduğu yeri kendine mesken eyler.

Türkler, böylece Japonya'da yerleşmeye karar verirler. Yün dokumacılığı başta olmak üzere, çeşitli etkinliklerle günlük yaşamlarını asalak olmadan sürdürürlerken aralarında para toplayıp Tokyo'da büyükçe bir arsa almayı da ihmal etmezler (1929). Tokyo Türkleri'nin bu arsa üzerinde kurdukları dernek binasında, okuma-yazma öğretimi, dergi ve gazete yayınları -İslam etkisiyle olsa gerek: Arap harfleriyle- yanında düğün-dernek gibi kimi kültürel etkinliklerde de bulunurlar. Hatta arsanın bir bölümünü Türk devletine bağışlayarak üzerinde Türkiye Büyük Elçiliği binasının kurumasını da sağlarlar.

Kendilerini 'Japon Türkü' olarak tanıtan bu Türklerin, Japonya'da doğan, büyüyen, okuyan ve iş tutan yeni kuşağı, ne Türk ne de Japon kimliklerinin sahibidirler. Elektrik mühendisi, röntgen cihazları satıcısı danışmanın Japon Türkü Mehmet Haşim Miftabettin ile Türkçe yerine İngilizce konuşarak anlaştık. Mehmet Haşim, yurt edindiği Japonya'dan yurtdışına (Türkiye'ye) çıkmak için gerekli pasaportunu, yanında Türkçe bilen birileriyle Türk Büyük Elçiliği'nin kapısını çalarak elde etmiş ve bu kez de Japonya'ya yeniden girebilmek için gerekli 'giriş izni'ni almak amacıyla Japon Dışişleri'ne başvurmak zorunda kalmış. Bu uygulama, Japonya'da yalnız Türkler için değil; uzun yıllardır Japonya'da yaşayan Koreliler ve onların yeni kuşakları, dedeleri burada doğmuş, büyümüş, yerleşmiş, Japon eğitimi görmüş olmalarına karşın Japon vatandaşı sayılmadıklarından 'vatandaşlık haklarından yararlanamazlar.

Cumhuriyet, 15 mayıs 1994

 
< Önceki   Sonraki >
 
Template Template Template
© 2008 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.