1. Yedikule Bektâşî Dergâhı
2. Şütur'şümar Mehmed (Muhammed) Baba Dergâhı
3. Perişan Baba Dergâhı
4. Küçük Abdullah Baba Dergâhı
5. Zakirbaşı Bektâşî Dergâhı
Erikli Baba Kimdir?
Bu aziz hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır. Ancak fakıyr kulunuz, tarikat-ı Bektâşîyye edep ve kültürü içinde, Atadan veraset bilgilerimize göre, açıklamalarda bulunmak arzusundayız.
Bektâşî kültür argümanlarına göre, Erikli Baba iki rivayet ile zikredilir. Bu rivayetlerden ilkine göre, Orhan Gazi döneminde Bursa'nın fethinin hemen akabinde Kandıra, Aydos (Yakacık) ve Şamandıra ele geçirilerek İznik kontrol altına alınmak istenmişti. Dönemin Bizans İmparatoru III. Androkinos Pobolokos (1 338-1 341) İznik'i denetimi altına alabilmek için 1329 yılı mayıs ayında, Anadolu yakasına geçti ve Palekanon'da (İstanbul - Maltepe) Orhan Gazi kuvvetleri ile savaşa tutuştu. Bizans kuvvetleri bu savaşta yenildiler. Barış görüşmeleri İmparatorun av köşkü olan bugünkü Merdivenköy'de yapılmıştı. Görüşme sonucunda, bugün Şahkulu Dergâhı olarak anılan bölge ve hemen karşısındaki tepeye birer dergâh kurma hakkı alındı. Bu dergâhlardan birinin adı Gözcü Tepesi (bugünkü Göztepe) idi ve diğeri Şahkulu Sultan Dergâhı, Merdivenköy'e inşâ edilmişti. Sultan Orhan Gazi ile gelen Gaziler şöyle rivayet edilirler:
1. Gözcü Baba: Göztepe'de medfundur. Yıldırım Beyazıt'ın Timur'a yenilmesi üzerine, Bizanslılarca şehid edilmiştir.
2. Mah Baba: Göztepe, Ayazma'da medfundur. Aynı dönemde bu şehid semti, devşirme kasapların bulunduğu bir yer olarak bilinmekteydi. Özellikle günlük et tüketen Yeniçeri ortaları, et iaşelerini bu kasaplardan temin etmekte idi.
3. Eren Baba: Bugünkü Erenköy'de şehid edilmiş ve türbesi orada olduğu için, o bölgeye Erenköy denilmiştir.
4.Kartal Baba: Bugünkü Kartal denilen yerde şehid edilip, türbesine binaen o semte Kartal denilmiştir.
5. Şahkulu Sultan: Bugünkü Göztepe Merdivenköy'de medfundur.
6.Erikli Baba: Bugünkü Kazlıçeşme'de medfundur.
İkinci bir rivayete göre ise Erikli Baba İstanbul'un fethine katılan Esseyyid Muhammed Saineddin Eryek Baba (Erdik) adıyla maruf bir azizdir. Fatih dönemi ricâlindendir. Topkapı Sarayı'nda bulunan yazmalarda, o döneme ait Eryek Baba adında türbe ve kabirlerden bahsedilir. Bugün dergâhın cümle kapısının sol tarafında kabri olup, iki adet silindirik kabir taşının, Bizans kralının mermer kapısını parmaklan ile kırdıktan sonra kopan kapının sütunları olduğu rivayet edilmektedir. Yine Erikli Baba'nın, karakışta Yedikule karşısında Erik yetiştirmesine binaen, kerametleri "tasavvufta erik yetiştirmek", Ehl-i Beyt'e eren insan yetiştirme anlamındadır
Perişan Baba Kimdir?
Daha önce belirttiğimiz gibi, Eryek Dergâhı'nın bir ismi de Perişan Baba Dergâhı olarak bilinir. Dergâhın ikinci tamiri, El-Hacc Perişan Baba (Mehmed Ali) tarafından yapılmıştır. Hacı Bektâş (Pîrevi) postnişinliği de yapan bu zâtın yaşamı fırtınalar içinde geçmiştir. Şimdi bu dönemden bahsetmek istiyorum: 1268 Rumi yılında Çorumlu Hüsnü Dedebaba'nın vefâtı ile Yanbollu Hacı Turabi Baba, dedebaba olarak Pîrevi postnişinliğine getirilmiştir. 1285 Rumi yılında Hacı Turabi Dedebaba'nın vefâtı üzerine yapılan seçimde mutlak ittifak ile Selâniki Hacı Hasan Baba Dedebaba olarak nasb olunmuştur. Ancak, bir uygulama hatası olarak, Turabi Dedebaba vasiyet öngördüğü Selânikli Hacı Hasan Baba'nın ismini pazubentıne yazmayıp sözlü olarak beyan etmesi üzerine kızılca kıyamet kopmuş ve İstanbul Merdivenköy mücerred postnişini Hasan Baba, ortaya çıkarak, Turabi Dedebaba'nın vasiyet kıldığı Hasan Baba'nın zamanın mutasarrıfı Zeynel Paşa ile akraba olmaları, bir ittifak haline dönüşmüş ve giderek Selânikli Hacı Hasan Baba'nın devlet aleyhine isyan edeceği şayiası ile Osmanlı Saray fermanı ile Hicaz'a sürgünü sağlanmış idi. Selânikli Hacı Hasan Baba, kendisini Cidde'ye sürgüne götürecek vapura binmeden önce kutsal emanetleri Kazlıçeşme Eryek Baba Dergâhı'nda Hafız Hacı Esseyid Muhammed Mehmet Ali Perişan Baba'ya teslim etmiştir. Sürgündeki Hacı Selânikli Hasan Dedebaba'nın (Rumi 1291) vefâtına kadar, Perişan Baba Sertarik olarak görev yapmış ve emanetleri aldığı 1288'den 1291'e kadar herhangi bir hilâfet ataması yapmamıştır. Rumi 1291 tarihinde Pîrevi'nde yapılan seçimle, halife babaların mutlak ittifakı ile yapılan üç tur seçim sonucunda Mehmet Ali Perişan Baba, dedebabalığa nasb edilmiştir. Ancak bu kez de, İstanbullu Hasan Baba'nın müridi olan Mehmet Ali Hilmi Baba bu seçim sonucuna itiraz etmiş ve "Gerçekte Hakk Mürşidim'dedir ve ondan bana devrolonmuşlur" diyerek, Perişan Baba'ya biat etmemiştir. Üstelik Pîrevi'nde görev yapan Nakşi Şeyhi Yahya Efendi ile ittifak oluşturmuşlar, Saray tarafından Dergâh'a verilen 60.000 altın liranın yarısının kendisine verilmesi gerektiğini teberrük ile bu seçime itirazı sağlanmıştır. Balım Sultan Erkânnâmesi'ne göre, Dedebabalık makamında olanların, azâda kâmil olmaları gerekmektedir maddesine binaen, Perişan Baba'nın son olaylarda üzüntüden, görme problemleri yaşaması bahane edilmiştir. Netice'de İcma-i Ümmet kararı ile görevden alınabileceğini sezen Mehmet Ali Perişan Baba, oedebabalıktan sarf-ı nazar etmiştir. Perişan Dedebaba'ya kadar Meydan evinde Kara Post üzerinde oturan Dedebabalar, bu tarihten sonra kara post üzerinde oturmamışlardır. Mehmet Ali Hilmi Baba'nın, posta oturması üzerine Perişan Baba İstanbul'a gelerek eski mekânı olan Eryek Dergâhı'na yerleşmiştir. Birkaç kendini bilmezin suikast girişimi yapması üzerine, "Perişan Baba öldü" şaiyasını çıkartmış ve 1293 yılında Kazlıçeşme Dergâhı avlusuna boş tabut defni yapılmış, kabir taşındaki şu kitabeyi de bizzat Perişan Baba kendi elleri ile yazmıştır.
Hû Dost
Esef etme teselli bul neşir haşre delâlettir
Gelir diğer giden Labüd, felekten etme şekvayı
Kahir Lütf-u celâlidir, cemâl-i ayn-ı bil mutlak
Sefer etse eğer merdüm bırakıp köhne dünyayı
Tutalım ten turab oldu eğerci mürg-ü ruh amma
Kartşdı çarde masuma, bulup firdevs-i âlâyı
Halim ü ya Hamid Lebsin giyip sebbelmesaniden
Libâsın tazeler tahsil edip ism-i müsemmayı
Çıkardım tarihin ruşen Gay'in safa vü Cim'den kim
Oku La taknatu remzin gözet rumuz-u ferda'yı
Giderek üzülen Perişan Baba, vefâtının yaklaştığını düşünerek[2], 1301 yılında Nevruz ayının birinci günü, Hacı Bektâş Hankahının Çatal Kapısından (Asitane-i Devran Kapısı da derler) sürpriz bir giriş yapmıştır. Öldü diye bildikleri Perişan Baba'yı karşılarında gören Mehmet Ali Hilmi Dedebaba, Perişan Baba'nın dirilerek hakkını istemeye geldiğini zannetmesi ile, panikleyerek; "Esasen hak sizin Sultanım. Ben emaneten oturmuştum" deyip, Perişan Baba'nın elini öpmek istemesi üzerine, Perişan Baba; "Hak, zamanında adildir evlât. Fakir buraya bir postluk yer istemeye geldim" der ve sırtını sıvazlayarak; "Elini öpen olmasın ve Pençe-i Ali Aba'nın değdiği yer iflah bulmasın" buyurur. Nitekim, o günden sonra Mehmet Ali Hilmi Baba'nın sağ elinde müzmin bir uyuz illeti hasıl olmuş ve ömrünün sonuna kadar pembe renkli bir eldiven ile gezmiştir. Eline niyaz etmek isteyenler eldivenine niyaz etmek zorunda kalmışlardır. Perişan Baba, 1301 yılı Nevruz ayının üçüncü günü Hakk'a yürümüştür. Kabri, Hazreti-i Pîr Dergâhı Hazret Avlusu'nda Karadut'un karşısındadır. Kabir taşındaki kitabe şöyledir:
Hû - Dost
Erenler asistanı hadimi ülvi-ya şanında
Ki hayl-i bezm-i şir-i Hak Perişan vefa amal
Kemâl-i hilm ile birçok zaman pîr asistanında
Edip hizmet mücerret etti nakd-i feyz istihsal
Yegâne er idi bu mürşid-i yektâ vü bi –hemta
Anın feyz-i nişanından hayl-i ehl-i hal
Tarık-ı Hac-ı Bektâş Veli'de aşk ile göçtü
Perişan Baba ruh-içün rah-ı Hakk'a eyledi asbal
Perişan Baba'nın vefâtından sonra, Mehmet Ali Hilmi Dedebaba, Meydanevi'nden çıkarak, Kilerevi'ne taşınmıştır. Bu tarihten itibaren gelen hiçbir dedebaba Meydanevi'nde oturmamıştır. 1301 yılının ortalarında Mehmet Ali Hilmi Dedebaba, Pîrevi'nden de ayrılmış ve İstanbul Merdivenköy'deki Şahkulu Sultan Dergâhı'nda ikâmet eylemiştir. Nihayet Perişan Baba'nın nutku yerini bulmuş, 1324 yılında sırtında çıkan şir-i pençe çıbanı nedeni ile vefât etmiştir. Öncelikle Şahkulu Sultan Dergâhı haziresine defn edilmiş iken, daha sonra akrabalarmca kabri açılarak kemikleri çıkarılmış, Göztepe-Gözcü Baba haziresinde yeniden defn olunmuştur.
Yazımızı Perişan Baba ile ilgili olarak anlatılan bir hatırayı naklederek bitirelim. Esseyid Elhac Muhammed Ali Perişan Dedebaba, Kazlıçeşme Bektâşî Dergâhı Postnişini iken zamanın İstanbul Müftüsü ziyaretine gelir. Hasb-ı hal sırasında, Müftü efendi; "El ulemayı vereset ül enbiya" yani "Ulemalar, Peygamberlerin varisleridir" anlamında bir Hadis-i Şerifin varlığından söz açar. Bunun üzerine Perişan Dedebaba "El evliyayı veresetül enbiya'' yani "Evliyalar, Peygamberlerin varisleridir" olması gerekdür diye, Müftü efendiyi uyarır. Müftü, kendisine hüccet teşkil eden zahir kitapları sıralamaya başlamışken, Perişan Baba; "Söze ne hacet" deyip yerden yumruk iriliğinde bir taş alır. Ve şöyle der; "Peygamber Efendimiz bu devirde olsa idi bu taşı sıkıp su yapardı?" Müftü efendi hulusu kalb ile;" buna ne hacet, tabii ki yapardı buyurur". Perişan Baba; "Hadis'i Şerife teşmi'len; "O halde siz Ulemayı Umur'dan sayıldığınıza göre, buyurun taşı sıkıp suyunu çıkarınız" der. Müftü efendi telaş içinde; "Ama bu imkânsız" buyurdukta, Perişan Baba taşı eline alır, sıkar su çıkartır ve bir bardağa doldurur. Müftü aşk ile; "amman Baba Erenler, bize nasib nazar kılun" dedikte, Perişan Dedebaba; "İşte bu imkânsızdır. Zira zat-ı âliniz mucize görüb iman ettiniz. İmanınız, şüphelidir. Amma, sizi de taşraya atmayız" deyip, bir bardağı müftüye uzatarak; "Buyurun içiniz" der. Müftü, ertesi gün Hakk'a yürür. Perişan Dedebaba, müftüyü gaslile teçhiz edip, dergâhın bahçesine defneder. Bu müftünün kabri, Kazlıçeşme Dergâhı bahçesindedir."
Postnişin Babalar
Zahiri kayıtlarda, Eryek Dergâhı'nın bilinen postnişinleri şöyle sıralanmaktadır:
Vefât Tarihlerine Göre
• Seyyid Hafız Mustafa Baba 1288
• Yakovalı Gani Baba 1289
• Perişan Baba 1301
• El Hacc Ahmed Baba 1302
• Papaz Zikri Baba Bilinmemekte
• Hacı Hasan Baba 1306
• Hamdi Baba 1307
• Küçük Abdullah Baba 1339
• Esseyid Turgut Koca Baba 1997 (17 Ekim)
Bu sıralamada ismi geçen Zikri Baba, Potnişinlik yapmamıştır. Yine adı geçen Hasan Baba'dan sonra, Perişan Baba'dan ve Perişan Baba'dan nasipli Usturga'lı Hüsnü Baba bir yıl Eryek Dergâhı postnişinliği yapmıştır. Hüsnü Baba, 1309 yılında Trablusgarb'ta vefât etmiştir. Eryek Dergâhı, II. Mahmud dönemi tamamen yıktırılmıştır. Mecmuayı Tekaya da, bu dergâh (1307 :13) Nakşi dergâhları içinde sayılmıştır. Eryek Dergâhı'nın Cumhuriyet dönemi öncesi Son Postnişini, Abdullah Baba'dır; dönemin Topkapı Dergâhı (Bugünkü General Elektrik Fabrikası) postnişini Abdullah Baba'dan ayırmak için; Küçük Abdullah Baba derler. Diğer Abdullah Babaya da, Büyük Abdullah Baba denir ki, kabri buradan sökülerek, Eryek Baba Dergâhı'na defnedilmiştir. Kazlıçeşme Dergâhı İstiklâl Savaşında kısaca M.M. adlı, Gazi Paşa'nın İstihbarat örgütünde görevli Bektâşî Babaları (Ali Nutki Baba, Dedem Hüseyin Kâzım Baba, vs.) tarafından İngİlizler'den çalınan silâhların Anadolu'ya sevki konusunda, çok önemli bir merkez olarak görev yapmıştır (Turgut Koca Baba). Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, 1944 yılına kadar dergâha postnişin atanmamıştır. 1950 yılında, merhum babam Turgut Koca Baba Erenler, Mısır Kaygusuz Abdal Dergâh-ı Postnişini Ahmet Sırrı Dedebaba Erenler tarafından Eryek Dergâh-ı postnişini olarak nasbedilir. Ancak, Ahmed Sırrı Dedebaba'nın dedebabalığının, ülkenin siyasi restorasyonuna uygun düşmemesi nedeniyle doğan çelişki, Turgut Baba'nın icâzetnamesinin son kısmında, Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba tarafından, uygun addolunarak onaylanmıştır. Halife Turgut Koca Baba, 1997 yılında Hakk'a yürümüş olup, Kabri Şahkulu Sultan Dergâhı, Mansur Baba haziresindedir. Ruh-u Revan-ı Şad-ı handan ola...
Yararlanılan Kaynaklar
1. Turgut Koca Baba'dan devrolan vesikalar
2. Turgut Koca Baba'nın Sohbet Notları
3. Yeniçeriler-Reşat Ekrem Koçu
4. Evliya Çelebi Seyehatnamesi
5. Bektâşî Sırrı-A. Rıfkı
6. Üss-i-Zafer. Zafer Efendi
7. İstanbul Tarihi-Kömürciyan. 1952
8. Resimli İstanbul Tarihi-H. Bayrı
9. Bedri Noyan Dedebaba Sohbet Notları
10. Değerli Araştırmacılar; Sayın Ekrem Işın ve Sayın Müfid Yüksel'in çeşitli dergilerdeki çalışmaları
11. Resimli İstanbul Tarihi-Mithat Sertoğlu
12. Bektâşî Nefesleri-Turgut Koca
13. Güldeste-Turgut Koca 14. Hasluck Çevirisi. Turgut Koca
14. Hasluck Çevrisi-Turgut Koca
Notlar
[1] Konu ile ilgili bilgiler için; Yeniçeri Ocağı ve Devşirmeler / Şevki Koca, Nazenin Yayınları. İst. 2000, Shf. 55
[2] Son zamanda yeme-içmeden kesilip, yalnız et suyu ile şarab içtiği rivayet edilir.
Bkz. Şevki Koca: Bektâşîlik ve Bektâşî Dergâhları. Cem Vakfı Yayınları: 12, İstanbul 2005, 353 S., + Resimler, ISBN 975-94071-5-9