Iddias “Kültür, maddi ögelerin, davranışların, düşünce ve duyguların, simgelerden oluşan simgelere dayalı bir örgütlenmesidir.”  -White- Template
Template Bugün: 22 11 2008 Template

Anket

Online

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan PDF Yazdır E-Posta
14 07 2008

Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan. Horasan Yayınları: 10, İstanbul 2006 [2. Baskı], 136 S., + Resimler [Fotoğraflarla Bir Nefes Balkan] ISBN 975-98065-0-9

Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan. Horasan Yayınları: 10, İstanbul 2006 [2. Baskı], 136 S., + Resimler [Fotoğraflarla Bir Nefes Balkan] ISBN 975-98065-0-9

Önsöz

Bitip tükenmek bilmeyen sınır tartışmalarının sürgit etnik nefreti körüklediği şiddet denizinin ortasında, şu ya da bu savaşın ardından her sınır değişikliğinde, belirsiz bir geleceğe doğru kafileler halinde yola koyulan Türk, Arnavut, Boşnak, Pomak, Çingene göçmenlerin sığındıkları Anadolu'da Balkan, en çok bu büyük trajedinin resimleriyle ve hep hüzünle hatırlandı.

Muhafazakâr siyasetin sürekli kullandığı bu resim Türkiye'de iç ve dış politika malzemesi olarak değerlendirildi çoğu kez. Artık "bizim" olmayan kaybedilmiş topraklar, yazarların hatıratında, milliyetçi şairlerin dizelerinde eski bir sevgili gibi hasretle anılırken, bir zamanlar ona "sahip" olup da yitirmenin çaresizliği aksedip durdu. Ondaki Ergenekon, Buhara çokça anlatıldı, Adriyatik'ten Çin'e "kızıl elma"dan bolca söz edildi de Kosova'dan, Rodop Dağları'ndan alıp getirilen türkülerde gülümseyen Bulgar, Makedon, Sırp ya da Arnavut'u görmek istemedi kimse. Yitirilmiş topraklara uzaktan çaresizlik içinde kara sevda bağlarken, hep kendine benzeterek sevme, sadece öyle sevebilme sürüp gitti.

Balkanı anlamadığımızın resmiydi bu!

Ve fakat bu da bir Balkan tarzıydı elbette! Sadece "bizim" olduğu, "bize" benzediği için sevebileceğimiz Balkan. Yani öteki beriki cümle Balkanlının bildiği tek dil. Üsküp hep Bursa'yla birlikte anıldı o yüzden. Başka türlü bir yakınlık kurulamadı. Ezan sesinin yankılandığı yemyeşil yamaçlar mütemadiyen Bursa'yı çağrıştırdı. Tabii sadece "bizim" olan Bursa'yı. Fırsatını bulup oralara gidenlerimiz için, gördükleri misafirperverliğin, çarşıda pazarda sevinç ve şaşkınlıkla maruz kaldıkları sıcak ilginin bu topraklardaki Osmanlı etkisinden başka bir açıklaması da yoktu! Kalanlar "evlad-ı fatihan" idi ne de olsa ve tıpkı "bizim" gibiydiler işte!

Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan. Horasan Yayınları: 10, İstanbul 2006 [2. Baskı], 136 S., + Resimler [Fotoğraflarla Bir Nefes Balkan] ISBN 975-98065-0-9
Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan. Horasan Yayınları: 10, İstanbul 2006 [2. Baskı], 136 S., + Resimler [Fotoğraflarla Bir Nefes Balkan] ISBN 975-98065-0-9: Tahir Emini Baba, Şipka Dağı eteklerindeki dergah bahçesinde Sersem Ali Baba Köşkü önünde
Fazla söze ne hacet. Biz de yollara düştük ama gönül başka türlü arzuladı. Bizim olan Balkan'ı değil Balkan'a karışıp yepyeni nevalara bürünmüş, ol dem Balkanlı olmuş bizi aradık. Onu en çok da mihman olduğumuz hanelerde dinlediğimiz nefeslerde bulduk. Balkanı anlatan en iyi şeyin müzik olduğunu, Balkanlı olmanın bu ezgilerin yurdundan olmak olduğunu bir kez daha farkettik. Nefesler, her milletten bunca tarih yazıcısına karşın "bölünmez" Balkanı bize hiç bir itiraza yer vermeyecek biçimde anlatıverdi. Her türden milliyetçiliğe, tektipleştirmeye karşın farklı dillerde yaratılmış ezgilerin rehberliğinde, sadece "bize" benzemeyen, dolayısıyla hiç bir zaman tümüyle "bizim" olmamış, "bizim" olmayacak, "bizim" olması gerekmeyen Balkanı bir parça olsun duyabildik. Bizim de içinde varolabileceğimiz, bundan sonra da varolmaktan başka bir şey istemeyeceğimiz o muhteşem Balkanı.

Elbette sadece nefeslerde değil Balkan. Ama bize onunla geldi ve bunun bir tesadüften ibaret olmadığını düşünmek istiyoruz. Çünkü! Çok değil bir asır evvel; Deliorman'dan Gül Baba'ya, Priştine'den Kızıldeli Sultan Dergahı'na, Harabatî Baba'dan Sarı Saltık'a, Berat'tan Yanya'ya, Epir'in geçit vermez dağlarından Akdeniz'in ortasındaki Girit'in Kandiye şehrine, oradan denizin öte yakasında Abdal Musa'nın bağlar arasındaki görkemli dergahına, Şahkulu Sultan'a, Hacıbektaş'a Bağdat'a, Kahire'de Kaygusuz Sultan'a velhasıl kuzeye güneye doğuya batıya uzanan geniş coğrafyada Arnavut, Boşnak, Giritli, Yörük, Türkmen, Kürt cümle aşığın ayakta tuttuğu yüzlerce dergah, dervişlerin "yeknazar" gönlünde hep "aynı" idi. Ne yazık ki -burada sadece modern bir tasarım olarak ele almadığımız- kavmiyet, türab olmayı bilen insanlığa kapısını her daim açık tutmuş inancın sihrini epey zamandır bozdu ve son iki yüzyılın milliyetçi akımlarıyla gönüllerdeki sınırları bir hayli daralttı. Komita savaşlarının hazırladığı büyük hesaplaşmaların ardından; acımasızca çizilen sınırların getirdiği bölünmüşlükten, insanlığın tümüne seslenen başka evrensel öğretiler gibi Bektaşîlik de payına düşeni aldı.

Velhasıl Tetova'da, Pirlepe'de dinlediğimiz Arnavutça, Türkçe nefesler bize bütün bunları düşündürdü ve yolumuzu aydınlattı. Öte yandan! Tarikatın Balkanlardaki seyri Türkiyeli okurun pek az bildiği bir konu. Oysa özellikle bu coğrafyada, Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze uzanan zengin tarikat geleneği içerisinde Bektaşîliğin önemli bir yeri var. Bizim de uzun süre ilgimizi çekti ve Hasluck, Birge, Barkan, İnalcık, Castellan, Clayer, Popovic gibi yazarların rehberliğinde iz sürmeye çalıştık. Sonraları edindiğimiz dostlar ise hiç ummadığımız biçimde Balkan dünyasını yanıbaşımıza getiriverdi. Yakın tarihte yaşanmış büyük acıların Anadolu'ya savurduğu muhacirler arasında tanıdığımız Makedonya, Arnavutluk, Girit ve Bulgaristan göçmeni yaşlılarla Balkan, bizim için uzak, ulaşılmaz olmaktan çıktı. Önce İzmir'de sonra İstanbul'da Cem Dergisi'nde tanıştığımız tarik-i nazenin bendeleri doğup büyüdükleri yöreleri anlattıkça, oraları gidip görme arzusu çoğaldı.

Elinizdeki kitap bu arzunun sonucu olarak Bektaşîliğin Makedonya ve Arnavutluk'taki tarihini, bugününü anlamaya yönelik bir deneme. İlk bölüm, Balkanlarda milliyetçi uyanışlarla başlayan parçalanmayı, Bektaşîliğin bu süreç içinde izlediği değişimi, Osmanlı'nın bölgede gelişim ve gerileme dönemlerini anlatan üç yazıdan oluşuyor. "Parçalanma" sözcüğü, Osmanlı'nın yarattığı kültürel değerlerin uğradığı fizik saldırıların yanısıra, bu saldırılara paralel biçimde yaşanan zihinsel değişimi de vurgulamayı amaçlıyor. Bektaşîliğin kendine özgü bütünlüğünün, milli uyanışlarla birlikte çözülüşünü ardından sınırlarla yaşadığı bölünmeyi anlatırken, aidiyet duygularının tatsız biçimde siyasallaşmasına sitem etmekten alamadık kendimizi.

Makedonya şehirlerinde Türk ve Arnavut Bektaşîlerle, Tiran'da ise Arnavutluk Bektaşîlerinin Dedebaba'sı Reşat Bardi ile görüşmelerimiz sonraki bölümleri oluşturdu ve nihayet Balkan göçmenlerinin yoğun olarak yerleştiği İstanbul Bayrampaşa'da Bektaşîliğin bugün yaşadığı tartışmalara ilişkin kimi değinmelerle son buldu.

Makedonya ve Arnavutluk'ta hanelerine konuk olduğum pek çok ismi burada anmalıyım. Pirlepe'nin Kanatlar Köyü'nden Tito'nun sarsılmaz "muhibbi" Mehdi Ruşit, Hasan Sadık, Kırcova'da Ziya Paşo Halifebaba, Arnavutluk'ta kendisiyle uzun bir söyleşi yapma olanağı bulduğumuz Dedebaba Reşat Bardi, Tetova'da Harabatî Baba Tekkesi Postnişini Tahir Emini, Üsküp'te Rufaî Şeyhi İbrahim Erol, Ohri Halvetî Tekkesi Postnişini Şeyh Abdülkadir, Tiran'da Halvetî Tekkesi Şeyhi Muammer Pazari ve İstanbul'da yaşayan "muhacir" Balkanlılar Ahmet Hezarfen, Sadem Açıkgöz, Hamza Güler ve Mehdi Çokçeken'e, Makedonya ve Arnavutluk'ta yardımlarını gördüğüm diğer dostlarla birlikte içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bütün bu sergüzeşti başından sonuna dek benimle paylaşan Karin'e ise sadece İngilizce ve Fransızca'dan yaptığı çeviriler için değil, eleştiri ve önerileriyle her zaman yanımda olduğu için de müteşekkirim.

Mart 2005, Freiburg

İçindekiler  •  5
Önsöz • 7

I. Bektaşîlik ve Sınırlar  •  11

Balkan dünyası  •  16
Türkler'in gelişi  •  18
Osmanlı kimliğinin iflası  •  20

II. Makedonya  •  31

Dergahlar diyarı  •  33
Kanatlar'da erkan sürüyor  •  35
Tito'yla gelen "kardeşlik"!  •  37
Anadilde eğitim  •  38
Öğretmen yok!  •  41
Kanatlar köyünün tarihçesi  •  43
Dikmen Baba Dergahı'nda  •  44
Bir ayin-i cem tasviri  •  47
"Viran dağlar"da güz  •  53
Kardeşlik ve Birlik  •  55
Ohri Halvetî Tekkesi'nde  •  58
Kırcova'da Ziya Baba  •  60
"İşler çok karıştı"  •  61
Türkçe mi, Arnavutça mı?  •  63
Brod'da Bektaşî Tekkesi'ni ziyaret  •  64
Harabatî Baba Tekkesi  •  67
"Biz değil terörist!"  •  76
Üsküp'teki Karacaahmed  •  77
İstanbul'daki Makedonya  •  80

III. Arnavutluk  •  87

Kartallar ülkesinde  •  89
Tiran'da ilk akşam  •  90
Heryerde çanak anten  •  92
Reşat Bardi ile söyleşi  •  92
Arnavutluk'ta Bektaşîliğin yayılışı  •  93
Sarı Saltuk  •  94
Bağımsızlık Sonrası  •  105
Hacı Bektaş Dergahı'na kilit  •  106
Salih Niyazi Dedebaba'nın Arnavutluk'a gidişi  •  107
Salih Niyazi Dedebaba'nın Arnavutluk günleri  •  111
Emperyalizm ve aşure  •  116
Dedebaba'yı kim öldürdü?  •  118
Enver Hoca ve Bektaşîler  •  121
Tiran Halvetî Tekkesi  •  123
Bektaşîlik yeniden canlanırken  •  124
Bektaşî "Arnavut" olunca  •  125
Elbasan  •  129
Abbas Ali Türbesi  •  130

Kaynakça  •  133

Murat Küçük: Tarihten Günümüze Makedonya ve Arnavutluk'ta Bektaşilik: Bir Nefes Balkan. Horasan Yayınları: 10, İstanbul 2006 [2. Baskı], 136 S., + Resimler [Fotoğraflarla Bir Nefes Balkan] ISBN 975-98065-0-9

 
< Önceki   Sonraki >
 
Template Template Template
© 2008 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.