|
 Aile yapısındaki tarihsel değişim, kişilerin gerçek yaşamlarından doğmamış; bilinçlerindeki dinsel yansımadan ve inançtan oluşmuştur.
| Günümüzde olduğu gibi ilk ve orta çağlarda da aile yapısı ve şekilleri üzerinde oldukça önemli tartışmalar ve eleştiriler yapılmış ve bugüne dek tam anlamıyla bir noktada birleşim sağlanamamıştır. Sadece bu olgu ile uğraşı gösteren bilim adamları bile çoğu kez kendi aralarında çelişkiye düşmüşler, birbirlerinin görüşlerini çürütmek için çaba harcamışlardır.
Görüş Ayrılığı Sosyal ve kültürel, diğer söyleyişle örf ve törelere bağlı olgularda matematiksel formüller, şekiller kullanmak, değer yargılarını belirgin yöntemlere bağlamak olanaksızdır. Bu bakımdan görüş ayrılıkları, çeşitli ve ayrı tanımlar ortaya çıkmıştır. Örneğin bir kültür tanımı yapmak istersek, ya da bu kavramı öğrenmek amacında isek, yüzleri aşkın kültür kavramı ile karşılaşırız. Bu tanımlarda temelde ortak noktaların bulunduğu kuşkusuzdur. Ama her bilimsel kişi kendi açısından konuyu ele alır, her şeyden önce kendi çıkarını düşünürse; kültür tanımı ya da kavramı üzerinde tarihçinin, ekonomistin, edebiyatçının, sosyologun, hukukçunun, etnologun ve felsefecinin birbirinden çok farklı tanımları ortaya çıkar. Bunların tümü bir yörünge üzerindedirler. Bakış açıları hep aynı noktada toplanmıştır. Fakat o noktayı ayrı ayrı görürler ve değerlendirirler. Verilen örnekte olduğu gibi aile biçimleri üzerinde de sözünü ettiğimiz ayrılıklar süre gelmiştir. Halkın Bilinçlendirilmesi Bu denli geniş kapsamlı bir olgu üzerinde derinlemesine bilgi ve görüş sunmak, bir yazı sınırlarını aşacağından, burada güncel olaylara politika sahnesinden aktarılan poligami ve poliandri evlilik, başka söyleyişle bu tür aile yapısı üzerinde durmakta yarar görülmüştür.
Aile tarihi, aile biçimleri üzerinde araştırma yapan sosyal bilimciler, yabancı kökenli terimlerle söz konusu kavramları açıklama yolunu seçmişlerdir. Ya da ilk kez bu uğraşıları gösterenler kendi dillerine öncelik vermişler, biz de aynısını taklit etmişiz. Bunların güncel olaylara yansıdığını ya da sık sık kullanıldığını, halk diline indiğini, onun malı olduğunu görmek pek mümkün değil. Böyle olmasına rağmen halkın, okuyucunun yabancısı olduğu bilgileri sunarken onların kültür ve bilgi düzeylerinin de göz önünde bulundurulması zorunludur. Yalnızca birkaç anlayan için binlerce okuyucu halk kütlesinin önüne serilmez, yabancı kelimeler. Bir kavramı anlayabilmek, ne içerdiklerini bilmekle olanaklıdır. Bunun için de halkın bilinçlenmesi sorunu başlıbaşına bir uğraşı alanıdır. Kelime Anlamı Her iki terim de iki sözcükten oluşmuştur. İngilizce birleşim-lerini soyutlarsak; poly-gamy, poly-andry sözcüklerinden türetilmiştir. Bilineceği gibi poly =çok, gamy=evlilik karşılığında kullanılmaktadır. Kavramı tümüyle Türkçeleştirirsek, "çokeşli evlilik" anlamını içerdiği görülür. Polyandryde ise durum değişiktir. Bu iki terimin bilimsel çevirisini ve ne içerdiklerini şöyle özetleyebiliriz: Poligami, ne kadının ne de erkeğin, özellikle erkeğin egemen olduğu bir evlilik çeşidi ya da biçimi değildir. Sadece çok eşli evliliktir. Yanlış anlaşılma burada düğümlenir. Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi biçimine, özellikle sosyal antropologlar "polijini", bir kadının birden çok erkekle yaşam sürmesine ise "poliandri" demişlerdir. Aile yapısı üzerinde yapılan araştırma ve incelemeler, "poliandri" türünün çok yaygın olmadığını göstermiştir. Özellikle kadın azlığı ve yoksulluk gibi etkenler bu tür evliliği zorunlu yapmıştır. Bu tür yaşantı biçimlerini sadece cinsel ilişki yönünden değerlendirmek çok yanlış ve bilimsel temele de dayanmamaktadır. Poligami evliliklerde, kadının ekonomik bir güce sahip olmaması, sadece dişi olarak yaratılmış varlıklar olduğu düşüncesi vardır. Durup dururken, günümüz Türkiye'sinde ve 20. yy.ın son aşamasında, erkek "poligam"dır demek çok anlamsızdır. Bu tür evlilikler, her tür olanaktan yoksun ilkel toplumlarda söz konusudur. Ama uygar toplumlarda asla. Bu savı bir vatandaş, bilge olmayan bir kişi ortaya atsa diyeceğimiz yok. Onu bağışlaması çok kolay. Buna rağmen, hem bilge hem de politikanın içinde yıllarca uğraşmış bir kişi söylerse, biraz yadsımak gerekir. Tarihsel Aşamalar Aile tarihi, evlilik şekilleri üzerinde, toplumda yaşayarak çalışmış olan bilim adamları, özellikle L.Morgan ve Bachofen, evlilikteki aşamaları şöyle sıralamışlardır: 1. İnsanlık önce heterizm (serbest cinsel ilişki biçimi) evresini yaşamıştır. Fakat bu, hiçbir zaman bir evlilik türü olmamıştır. 2. Tüm kurallardan yoksun bu tarzdaki ilişkiler, babalığı belirsiz hale sokmuş ve "Analık Hukuku"nu doğurmuştur. Bunun sonucu olarak da soy zinciri Analık Hukuku'na göre saptanmaya başlanmıştır. 3. Bu olanak da kadınlara sonsuz saygı ve güvence kazandırmıştır. Sonuçta kadın egemenliği doğmuştur. 4. Kadının bir erkeğe ait olması ise bir geleneği ortadan kaldırmıştır. Bu da aynı kadın üzerinde çok erkeğin hukukunun yıkılmasını doğurmuştur. Böylece "Babalık Hukuku" doğmuştur. Babalık Hukuku'nun doğmasında dinsel evrimin önemli katkısı olmuştur. Soy zinciri, Babalık Hukuku'na göre saptanmaya başlanmıştır. Böylece Analık Hukuku'nu savunan tanrıların giderek önemi azalmış, yeni tanrıların doğması ve tutunması Babalık Hukuku'nu güçlendirmiştir. Demek ki aile yapısındaki tarihsel değişim, kişilerin gerçek yaşamlarından doğmamış; bilinçlerindeki dinsel yansımadan ve inançtan oluşmuştur. Sonuç Toplumlar gelenek ve töreleri, dinsel inançları yönünden çok farklı yapıya sahiptirler. Toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetleri de kuşkusuz bu etkilerle biçimlenir. Bu açıdan bakılacak olursa yukarıda değindiğimiz aşamalar yadsınamaz. Fakat kesinlikle ayrılması da doğru olmaz. Her şeyden önce konuya yüzeysel açıdan bakmamak gerekir. Toplumları, kişileri bu duruma iten güçler nelerdir; onları derinlemesine, tüm boyutları ile bilmek de yarar vardır. Birinci aşamada değindiğimiz serbest ilişki düzeni, ilkel toplumlarda değil, bugünün modern ya da uygar diyebileceğimiz Batı ülkelerinde de görülmektedir. Bu tutum, giderek ahlak baskısından sıyrılmış, tümüyle öğrenim ve eğitime; dinsel yasaklılığa ya da serbestîye dayanmaktadır. İkinci aşamadaki Analık Hukuku ise, Batı toplumlarında hemen hemen hiç söz konusu değildir. Babalık Hukuku, ülkemizde yaygın ve kökleşmiş olduğu gibi Doğu halklarında daha etkindir. Ülkemizde Medeni Yasa'nın kabulünden sonra bu egemenlik etkisini kentlerden kırsal (geleneksel köy toplumları) toplumlara doğru yitirmiştir. Buna rağmen, soy zinciri yine baba soyuna göre saptanmaktadır. Ama poligami evlilikteki egemenlik ve kuvvet unsuru, eşitsizlik ve tutsaklık kalmamıştır. Durum böyle iken "erkekler hâkimdir, poligamdır" demek, hangi yönüyle ele alırsak tutarsız ve geçersiz bir görüş olsa gerek. * Barış Gazetesi, Haziran 1975 Bkz. Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları. Fakülte Kitabevi Yayınları: 92, Isparta 2008, 400 S., ISBN 978-975-7135-83-8 |