Iddias “Kültür, yaşam çevremizin insan yapısı olan kesimidir.”  -Herskovits- Template
Template Bugün: 04 07 2009 Template

Anket

Online

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları PDF Yazdır E-Posta
06 06 2008

Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları. Fakülte Kitabevi Yayınları: 92, Isparta 2008, 400 S., ISBN 978-975-7135-83-8

Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları. Fakülte Kitabevi Yayınları: 92, Isparta 2008, 400 S., ISBN 978-975-7135-83-8

Önsöz

Bu kitap otuzbeşyılı aşkın bir serüvenin, bilim insanı olabilme tutkusunun ve bu zaman sürecinde yapılan toplumsal/kültürel araştırmaların bir ürünü olarak ortaya çıktı. Yapıtın içeriğini oluşturan yazılardan onüçü, gazete ve dergilerde yayımlanan kavramsal/kuramsal niteliklidir. Bu makalelerin odağındaki konu ve kavramların başında "kültür", "değişme", "dinamizm", "toplum kalkınması", "folklor ve etnografya", "halkevleri ve halk eğitimi", "çalışma ve kültür sorunu" vb. yer almaktadır. Ötekiler ise, uluslararası bildiriler (Gecekondu kültürü, kentleşme, yas geleneği, yayla yaşamı ve sorunları, Bektaşilik inancı vb.); ulusal bildiriler (yaylacılık geleneği ve turizm, kentleşme ve gecekondu sorunu vb.); makaleler (gecekondu yerleşimi, kalkınma ve kültür ilişkisi, göçerler ve sorunları, Atatürk'ün kültür ve bilim anlayışı, GAP'ın etkileri, Alevi-Tahtacı kültürü vb.); panel ve röportajlardan (halk kültürü, yas geleneği, aile kurumu ve evrensel boyutu, üniversite ve toplumsal değişme, üniversite kavramı ve kökeni vb.) oluşmaktadır. Bunların tümü, o günlerden bugüne Türk toplumu ve kültürünün, toplumsal değişme ve kalkınma sorunlarının, çözüme ilişkin araştırma ve bulguların bilimsel bir anlayışla değerlendirilmiş bir yorumudur.

Kitabın kapsamındaki yazılar, dikkatli bir gözlemci duyarlılığı ile okunduğunda toplumsal ve kültürel yapımızın sorunlarını yaşayan ve bunların içinden çıkan yazarın sorumluluğu anlaşılacaktır. Yazar, edindiği bilimsel bilgi birikiminden yararlanarak, olgusal nitelikteki toplumsal ve yapısal sorunlara çözüm önermekte ve toplumsal kalkınmayı, içinde yaşanılan kültürü anlamakla başarılacağını savunmaktadır. Her biri kendi boyutunda zor koşul ve olanaksızlıkların belgesi olan bu yazıları bir kitapta bütünleştirmekteki amaç; biraz da yılların birikimini, insan ve onun yapıp ettiği kültüre, bu temelde oluşturulan topluma ilgi duyan ve onu anlamaya çalışanlara aktarmak, yaşatmak arzusudur. Yine, ulusal ve uluslararası kongre ve bilgi şölenlerinde belgeleriyle sunulan; ne var ki yayımında yer almayan resimlere, konular içinde yer verilmesi, gözlemlenen, araştırılan insanların maddi kültürlerinin, zaman boyutu içindeki mekân dokularının sergilenmesi, kitabın ikinci bir amacını oluşturmaktadır. Kitabın içeriğini oluşturan yazılardan ikisi önceki yıllarda yazılmış, fakat yayınlanmamıştır. Halk kültürü ve aile konusundaki makale ve konuşmalar da burada ilk kez yer almaktadır. Birkaçı hariç, sunumlar ve makaleler üzerinde içerik yönünden herhangi bir değişiklik, eklenti yapılmamış; yalnız yazım kuralları ve basım yanlışları gözden geçirilerek bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Kitaptaki yazılar, yayınlandığı döneme ve yayın tarihlerine göre sıralanmıştır.

Çok çeşitli toplumsal olay ve olguları kapsayan ve Türk toplumunun geleneksellikten kentli yaşam biçimine kadar değişik mekânlardaki üretim-tüketim ilişkilerini, yaşadığı kültürel ve sosyal sorunları ele aldığı için de yapıtın adı "Üretimden Tüketime İnsan, Kültür ve Toplum Yazıları" olarak konulmuştur. Bunun nedeni, karşılaşılan tüm sorunların temelinde, insanın yapıp yarattığı kültürün olmasıdır. Çünkü toplumu oluşturan birey ve grupların kurumsal davranışları, eylemleri, tepki ve olumsuzlukları içinde bulundukları toplumsal ve kültürel yapıya göre biçimlenerek farklılaşırlar. Bu gerçekliliği algılayıp anladığımızda, çözümsüz gibi görünen çoğu sorunun çözümlenebileceği inancı ile yapıtın gelecek kuşaklara yararlı olmasını, bilimsel düşünene ve halkını doğru yönetmek isteyene katkı sağlamasını diliyorum.

Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları. Fakülte Kitabevi Yayınları: 92, Isparta 2008, 400 S., ISBN 978-975-7135-83-8
Kitapta yer alan araştırma ve incelemelerin ortaya çımasında katkı sağlayan herkese; özellikle kendi alanlarında özgün yapıtlar bırakarak bu dünyadan ayrılmış olan hocalarıma; gecekondusunda, yaylasında, obasında, çadırında, köyünde, kentinde, ceminde, evinde bizi ağırlayarak konuk severliğin en iyisini gösteren görüştüğümüz, konuştuğumuz dede/babalara, ailelere, kaynak kişilere; yazıların ilk bilgisayar çıktılarını okuyarak düzelten öğrencilerime; araştırmalarımda her zaman yanımda olan ve beni maddi ve manevi olarak destekleyen, yazıları benimle birlikte okuyan, düzelten eşim Hacer'e; kitabın basımını üstlenen Fakülte Kitabevi yönetici ve çalışanlarına şükran ve teşekkürlerimi sunarım.

Isparta, Ocak 2008
Doç. Dr. Sabri Çakır

İçindekiler
 
KÜLTÜR ARAŞTIRMALARININ TOPLUM KALKINMASI AÇISINDAN ÖNEMİ 1
KÜLTÜR DİNAMİZMİ VE TOPLUM KALKINMASI 5
TOPLUMUMUZDA SOSYAL DEĞİŞMELER 11
HALK EĞİTİMİMİZE BİR BAKIŞ 17
FOLKLOR VE ETNOGRAFYA KAVRAMLARI 27
ÇALIŞMA VE GENÇLİK 35
FOLKLOR HAZİNESİ ANADOLU'MUZ 41
KÜLTÜR BAKANLIĞI VE KÜLTÜR SORUNU 45
HALK VE KÜLTÜR KAVRAMI 49
HALKEVLERİ VE HALK EĞİTİMİ 55
AİLE BİÇİMLERİ VE POLYGAMY 59
RUH SAĞLIĞI VE ÇOCUK EĞİTİMİ 63
GECEKONDU KÜLTÜRÜNÜN GELENEKSEL ÖZELLİĞİ VE KENTLE BÜTÜNLEŞMESİ 69
ELAZIĞ'DA GECEKONDU YERLEŞİMİ VE YAYILMA SAHASI 77
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAYLACILIK VE BEKTAŞ YAYLASI 91
GÜNEYDOĞU ANADOLU'NUN KALKINDIRILMASI VE HALK KÜLTÜRÜ İLİŞKİSİ 107
ELAZIĞ'DA GECEKONDU TİPİ KONUTLARIN GELENEKSEL YAPISI 117
DOĞU ANADOLU GÖÇERLERİNİN SOSYO-EKONOMİK SORUNLARI 127
ELAZIĞ'DA KENTLEŞME VE GECEKONDU SORUNUNA GENEL BİR BAKIŞ 145
GİRESUN'DA KENTLEŞME VE KENTSEL YERLEŞMELERİN KADEMELENMESİ 161
ATATÜRK'ÜN KÜLTÜR VE BİLİM ANLAYIŞI 189
BURDUR'UN KOZLUCA KASABASINDA "YAS" GELENEĞİ 199
GAP'IN SOSYO-KÜLTÜREL VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ 219
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAYLA YAŞAMININ SOSYO-EKONOMİK VE KÜLTÜREL BOYUTLARI 233
KARGALI: TAHTACI-ALEVİ KÖYÜ 251
BEKTAŞ YAYLASININ TURİZM AÇISINDAN SOSYO-KÜLTÜREL POTANSİYELİ 281
HALK KÜLTÜRÜMÜZÜN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE SORUNLARI 293
ÜNİVERSİTEMİZİ İSTİYORUZ 311
GÖLLER YÖRESİNDE BEKTAŞILIK İNANCI VE ÖNEMLİ KÜLT MERKEZLERİ 319
AİLE KURUMUNUN EVRENSEL BOYUTU VE TEMEL İŞLEVLERİ 361

Kültür Araştırmalarının Toplum Kalkınması Açısından Önemi*

"Etnolojik, sosyal antropolojik yönden kırsal toplumlarımızın maddi ve manevi dünyalarının araştırılması; devamlı kültür değişmesi süreci içinde bulunan ülkemizin bu değişmelerin toplumsal yapımız üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini, başarılarımızı, nerede, nasıl bocaladığımızı gösterecektir."

Bilimsel ve günlük yaşamda iki anlam içeren kültür sözcüğünün tartışmasını bir yana bırakarak, kültür araştırmalarının geleneksel kır-köy toplumlarımızın kalkındırma uğraşılarında ne derece etkin rol oynadığı konusu üzerinde durmak, bu arada bu olgu ile yakından ilgilenen bilimden, bu bilime karşı Batılıların duyduğu saygıdan ve verilen değer yargısından söz etmek gerekir.

Batılıların Değer Yargısı

Daha 18. yüzyılda etnoloji biliminin pratik faydasını anlayan Batılı devletler, bilgisizlik ve çaresizlik içinde bulunan ilkel ve az gelişmiş halkların her türlü eğitiminde etnologlara büyük sorumlu-luklar yüklemişler: tarım, eğitim, sağlık, sosyal organizasyon ve iskân problemlerinin çözümünde, ulaştırılacak tekniğin ve diğer hizmetlerin kabulünde onları görevlendirmişlerdir. Bu tarz çalışmaların insanlar-arası ekonomik, sosyal ve politik ilişkilerin düzenlenmesinde "kültür faktörünün" büyük rol oynadığını gören aydın ve bilinçli olan Batılı devlet adamları sömürge ya da kolonilerine gönderilecek idarecilerin yanında etnologların, danışman olarak bulunmalarına önem vermişler ve hatta daha da ileri giderek etnoloji bilimini öğrenmiş idarecileri kolonilerine göndermişlerdir. Çünkü Batılı devletler, söz konusu toplumlarda uygulanacak programların, mevcut kültür yapısı ve sistemleriyle uyuşması, çatışmaması, tümleşmesi için, uygulama yapılacak bölgenin maddi ve manevi türden tüm kültür belgelerinin öğrenilmesi gereğini görmüşlerdir.

Gerçekten, toplumsal yaşamda bir vazifesi olan, diğer deyişle toplum ihtiyaçlarına cevap veren kültür unsurlarını, bunların birbirleriyle ilişkilerini, kültürün gelişme ve değişme olgularını inceleyen ve genellemeler yapan etnoloji biliminin önemi, son asırda daha da artmıştır. Böylece sözü geçen bilimin milli olduğu kadar üniversal olarak da yararı görülmüştür. Yabancı ülkelerin halklarının düşüncelerini, duyuşlarını, başka söyleyişle hayat tarzlarını anlamak; milletler ve toplumlararası ilişkileri daha iyi kavrama ve düzenlemede bu bilime ihtiyaç duyulmuş ve Batılılar hemen bu alanda araştırma ve uygulamalara girişmişlerdir. Örneğin Birleşik Amerika'da Meksika ve Brezilya'daki yeni toplumların kalkınmasında olduğu gibi.

Etnolojik çalışma ve araştırmaların doğal bir toplumun kalkındırılması yönünden önemi: Birinci Dünya Savaşı'ndan önce olduğu gibi İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da görülmüştür. Savaştan sonra ortaya çıkan "az gelişmiş" ülkelere yardımın nasıl yapılacağı sorunu zihinleri devamlı meşgul etmiş; etkin olup olmayacağı önceden saptanmak istenmiştir. Bu amaçla yardım edilecek halkların kültürel ve toplumsal yapı özellikleri, kültürel ve teknik yardımları kabullenme ve özümleme yetenek ve başarılarının; adet ve törelerine sıkı sıkıya bağlı bulunan bu tür toplumların hangi çeşit teknik ve kültürel yardıma olumlu ya da olumsuz davranacağı sorununun inceden inceye hesap-lanmasını gerektirmiştir. Bu nedenle de bu konuda ilk söz kültür tahlilcisi olan etnolog veya sosyal antropologlara düşmüştür. Bunun içindir ki; "Batılılar gelişmiş toplumların sadece tarihçileri, sosyolog-ları, psikologları, psikiyatristleri, ekonomistleri, mühendisleri ile değil aynı zamanda iş ve yönetim alanlarında çalışan sorumlu kişileriyle, ülke kalkınmasında ön planda rol oynayan kurumlarında sosyal antropologlardan faydalanma zorunluluğuna inanmışlardır".[1] Bu nedenle de onlara büyük görevler vermişlerdir.

Ülkemizde her alanda kendini hissettiren, ama yönetici-lerimizin çözümünü bir türlü başaramadıkları "reform" sorununun çözümlenmesi, kültür-sosyal yapı araştırmalarını sosyal sorunlarımıza uygulamakla mümkün olacaktır. Nitekim bu gerçeği Prens Sabahattin şöyle ifade edilmiştir: "Bir toplumu ve yönetim erkini düzeltebilmek içinse önce o toplumun sosyal yapısını tanımalı, diğer yapılarla arasındaki ayrımları belirleyebilmelidir"[2].

Gerçekten, Tanzimat döneminden bu yana birçok reformcular, gönülden içtenlik ve samimiyetle, özenle bir yenilik getirme umudu besliyorlar; fakat bu yeniliğin ne şekilde olacağını ya da olması gerektiğini bir türlü bulamıyorlardı; sadece ilerleme koşulu olarak hep özgürlük, bağımsızlık, eğitim, ahlak modernleşmek ve Batılılaşmak gereklerini ileri sürüyorlardı[3]. Nitekim aynı fikirler bugünün Türkiye'sinde de ortaya atılmıştır. Ne var ki bu tutum ve davranış ne toplumu ne de toplumun sürüklendiği çıkmazdan onu kurtarmaya çalışan anlayış sistemini yerinden bir adım ileri götürememiştir.

Bilinen Gerçek

Bugün de sosyal olayları ve toplumun kültür yapısını bilimsel yöntemlerle çözümleme yeteneğinden uzak bazı yöneticilerimiz ve uzmanlarımız hala bu yanlış adımlarla ilerlemeye çabalamaktadırlar. Diğer taraftan, durmadan değişme ve gelişme içinde bulunan toplumumuzun sosyo-kültürel yapısının incelenmesi, değişmelerin olumlu ya da olumsuz sonuçlarının ortaya konması zorunluluğu, bugün artık kendini kabul ettirmiş bir gerçektir; bu gerçek sadece bilim kurumlarında değil, devlet kesiminde de sezinlenmeye başlanmıştır. Ancak her sorunda sosyal ve kültürel yapıyı göz önünde tutma çabasında gözüken devlet yöneticileri, hala bilimsel kişiliği olmayan, kısacası uzmanlaşmamış fertlerle bu işi yürütme azminde-dirler. Öyleki, bugün konuları prelojik açıdan değerlendirme eğilimine kapılarak, iş başaracakları kanısıyla, hareket eden bazı devlet kurumları sosyo-kültürel sahada çeşitli denemeler yapmışlar ve doğruluğu kanıtlanmayacak belgeleri ortaya getirerek, yüz binleri bu yolda harcamışlardır. Böylesine fanatik bir çalışma sonucu ortaya getirilmiş yapıtların yetersizliği ve hatta anlamsızlığı bilim çevrelerince kısa zamanda anlaşılmış ve söz konusu çalışmalar mahzenlerde, toplumun yararından uzak bir şekilde çürümeye terk edilmiştir. Bu korkunç durumun tek nedeni ise, konu üzerinde çalışanların mesleki yetersizlikleri kadar, yukarıda değindiğimiz kültür – sosyal yapı incelemeleri gereğini dikkate almamış olma-larıdır. Burada mesleki yetersizliğin getirmiş veya getireceği neticeleri keşfetmek zor bir şey değildir. Öyleki, böylesine yöntem ve kuramlardan habersiz, saha araştırmasının (field-work) öngördüğü bilgiden, kısacası insan toplumlarının kültürlerinden, kültür – çevre ilişkisi bilgilerinden yoksun hizmetlilerin çalışmalarının başarısız-lıkları ortadadır.

Kültür Araştırmalarının Önemi

Gerçekten adet ve inanmaların, bir toplumun maddi ve manevi hayatındaki olumlu ya da olumsuz etkilerini küçümsemek, görmez-likten gelmek yanlış bir tutumdur. Halkı yönetmenin ilk şartı halkı doğru olarak tanımaktır[4]. Halkı, siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bulunduğu çizgiden daha ileri bir çizgiye götürmek, onun eğilimlerinin, tutumunun, davranışlarının, temelinde yatan şeyleri bilmekle mümkündür. Halkı köstekleyen ya da destekleyen adet ve inanmaların, zihniyetin kök nedenlerini bilmeden alınacak her tedbir kısa süreli, kısır ve yanlış olacaktır[5].

Bugün kalkınma çabası içinde bulunan halkımızın, diğer deyimle kırsal köy toplumlarımızın sosyal ve ekonomik yönden ileri uygar bir düzeye ulaştırılabilmesi; bu amaçla oraya götürülen esas hizmetlerin daha tesirli, ihtiyaç ve koşullara daha yararlı bir seviyeye getirilebilmesi uğraşılarında başarıya ulaşma, köy toplumumuzun özellikleri hakkında geçerli ve objektif bilgilere sahip olmakla mümkündür[6]. Köylerin ve köylülerin çeşitli sosyal ve ekonomik sorunları ile onların yaşayış tarzları; beklentileri, değer yargıları, vaziyet alışları vs. konularda edinilen bilgiler ne kadar sağlam olursa köylerin modernleşmesi ve memleketimizin sosyal ve ekonomik hayatındaki etkilerinin artırılması amacıyla ortaya konan politikalar ve bunlara uygun olarak getirilen tedbirler o derece tutarlı ve etkili olur[7].

Geçerli ve objektif bilgilerin elde edilmesi ve uygulanması içinse, bu saha ile ilgili öğretime ve bilimsel çalışmalara; kısaca etnoloji ve sosyal antropolojiye yer vermek gerekir. Köylümüz, yerli bir sürü töre ve kaideler uyguladığı ekonomisinden tutunuz da günlük uğraşılarında örneğin, mesken yapımında ve her şeyinde; sevk ve idare sisteminde, sosyal ihtiyaç ve problemlerini geleneğe dayanan bir takım sosyal kaidelerle karşılamaktadır[8]. Bu haliyle etnoloji bilimine olan ihtiyacımız aşikardır. Çünkü köy ve köylümüzü tanımak ve yönetmek hususlarında olduğu kadar, kalkındırmak ve modernleş-tirmek için de köylerimizin tetkiklerine ihtiyaç vardır. Böylece elde edilecek tetkiklerin muhakkak pratik bir yararı olacaktır, çünkü ülke sosyal davasının temeli köylerden başladığına göre, sosyal problemlerimizin çözümünde köylümüzü maddi ve manevi dünyası içinde tanımak ve bilmek ancak bu bilim sayesinde mümkün olacaktır[9].

Köylerimizin maddi ve manevi kültürlerini tetkik hususlarında "saha araştırması" yöntemi yani araştırıcının bizzat tetkiki istenen köye varıp oranın kültürü ile doğrudan doğruya temasa geçmesi; başka söyleyişle köylü içine karışıp, kaynaşıp inceleme ve gözlem yapması gereklidir.

Diğer taraftan, bu tür incelemeler gelişigüzel her kişinin ve hatta aydın tarafından kolaylıkla yapılamaz. Çünkü bunun için bu saha araştırması yöntemlerini tahsil etmiş akademik etnolog uzmanlara ihtiyaç vardır. Bundan başka Anadolu köylerinin maddi ve sosyal kültürlerini incelemek, sadece bir takım kuramsal meseleler için gerekli değildir. Bu, aynı zamanda köy eğitici ve öğretmenleri, idarecileri ve hatta din adamları için; yani çalışmaları ya da işleri köy toplulukları ile yakından ilgili olan yöneticiler veya kurum ilgilileri için de gereklidir. Burada, her zaman olduğu gibi bilimin ve pratik işlerin işbirliği etmesi lüzumu ortaya çıkmaktadır. Sorumlu kişilerin ve yöneticilerin kendi dallarında başarıya ulaşmaları, nicelik ve niteliklerini artırmaları için köyün örf ve töresine dayanan kaideleri, kurumları, sistemleri, dini yaşantıları ve toprak mülkiyet kaideleri hakkında bilgiye ihtiyaçları vardır.

Sonuç

Sonuç olarak diyebiliriz ki etnolojik, sosyal antropolojik yönden kırsal – köy toplumlarımızın maddi ve manevi dünyalarının araştırılması; devamlı kültür değişmesi süreci içinde bulunan ülkemizin bu değişmelerin toplumsal yapımız üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkilerini; değişmelerin hangi aşamasına ulaşıldığını, bize ne gibi değerler kazandırıp kaybettirdiğini; başarılarımızı, nerede nasıl bocaladığımızı gösterecektir. Tüm bunların nedenlerini bilmemiz için, planlı kalkınma çabaları ile Batı medeniyet düzeyine ulaştırılmaya çalışılan Türkiye köy – kır toplumlarımıza götürülecek hizmetlerde bilimsel ve pratik çalışmaların işbirliği yapmasına, her şeyden önce inançla bakmalıyız.

Kaynaklar

• Erdentuğ, Nermin: Hal Köyünü Etnolojik Tetkik, Ankara, 1956, DTCF yayını.
• Erdentuğ, Nermin: "Köy Toplumları ile İlgili Kalkınma Çalışma-larında Etnolojik (Sosyal Antropolojik) Çalışmaların Yeri", DTCF Dergisi, Cilt: XXIII, Sayı: 1, Ankara, 1965
• Erdentuğ, Nermin: Ankara İli Köylerinde Sosyal Hizmetleri ve Sosyal Antropoloji Bakımından Bir Araştırma, S.Sosyal Yardım Bakanlığı Yayınları Sayı: 45, Ankara, 1966
• Örnek, Sedat V.: Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhaları ile İlgili Adet ve İnanmaların Etnolojik Tetkiki, Ankara, 1966, DTCF yayını
• Örnek, Sedat V: "Etnolojinin Üniversal Görevi ve Uygulama Sahası",DTCF Antropoloji Dergisi, Sayı: 4, Ankara, 1968
• Sabahattin, Prens, Türkiye Nasıl Kurtulabilir, İstanbul- 1965
• Türk Köyünde Modernleşme Eğilimleri, DPT yayını, Ankara, 1971

Notlar

* Önasya, Aylık Türkoloji –Fikir ve Aktüalite Mecmuası, Cilt:7, Sayı: 77–78, Ankara –1972; Barış Gazetesi, 9 Mayıs 1972 ve Halkevleri Dergisi, Yıl: 6, Sayı: 69, Ankara- 1972

[1] Sedat Veyis Örnek: "Etnolojinin Üniversal Görevi ve Uygulama Sahası" Antropoloji Dergisi, Sayı: 4, Ankara–1968,s. 193
[2] Prens Sabahattin,: Türkiye Nasıl Kurtulabilir, İstanbul- 1965,s.37
[3] a.g.e
[4] Sedat V. Örnek: Sivas ve Çevresinde Hayatın Çeşitli Safhaları ile İlgili Adet ve İnanmaların Etnolojik Tetkiki, Ankara–1966, s,VII
[5] a.g.e.
[6] Türk Köyünde Modernleşme Eğilimleri, DPT yayını, Ankara, 1971
[7] a.g.e
[8] Erdentuğ, Nermin: Hal Köyünü Etnolojik Tetkik, Ankara, 1956, s.3
[9] _________: Ankara İli Köylerinde Sosyal Hizmetler ve Sosyal Antropoloji Bakımından Bir Araştırma, S.S.Y.B. Yayını, s.9, Ankara-1966

Sabri Çakır: Üretimden Tüketime İnsan-Kültür ve Toplum Yazıları. Fakülte Kitabevi Yayınları: 92, Isparta 2008, 400 S., ISBN 978-975-7135-83-8

 
< Önceki   Sonraki >
 
Template Template Template
© 2009 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.