|
Dövme yapılan yerler cinsiyete göre değişmektedir. Erkekler daha çok ellerine, İsme'l-Bikar denilen burun, çene ve elmacık kemikleri üzerine birer nokta şeklinde yaptırmaktadırlar. Esasen dövme bayanlar arasında daha yaygındır. Bundan dolayı da bayanlar dövmeyi ellerine, kollarına, ayaklarına, alınlarına, çenelerine, dudaklarına, yanaklarına ve göğüslerine yaptırmaktadırlar. Bunların dışında Arapların "sabır" dediği şakaklara dövme yapımı Araplar arasında çok nadirdir. Şakaklara dövme yapımı daha çok Kürtler arasında yaygındır. Bunlara ek olarak İsme'l-Bikar denilen burun ucu, çenenin ucu ve şakak kemikleri hizası üzerinde nohut tanesi büyüklüğünde nokta şeklinde yapılmaktadır. İsme'l-Bikar bekarlık işareti anlamına gelmektedir. Bu ise, Bikar ismindeki bir kahramanın alameti farikası şeklinde gelenek olarak devam etmektedir. Erkekler cesaretin, kahramanlığın bir sembolü olarak yaptırmaktadır. Bekarların dövmesi şeklinde özetleyebiliriz.
| Giriş
İlk topluluklardan bu yana süslenmenin temelinde çeşitli nedenler vardır. Bu sebeplerin başında dini inançlar gelir. Ayrıca kişinin toplumsal yerini belirleme, cinsel bakımdan bedenin belli yerlerini çekici kılma arzusu süslemede rol oynayan etkenlerdir. Kulakları, burun kanatları, dudakları, yanakları delerek; demirden, kemikten, ağaçtan halkalar takmak; boyunu çeşitli malzemeden yapılma kolyelerle süslemek; el ve ayaklara bilezikler takmak; bedeni, saçları, yüzü boyamak; doğum, evlenme ve ölüm gibi geçiş ritlerinde dinsel, büyüsel, cinsel ve toplumsal amaçlara yönelik nitelikte süs eşyası takmak; koku sürünmek ve giyinmek süslenmenin belli başlı biçimleridir. Kimi zaman süslenme bedensel acılarla sonuçlanmaktadır. Bu bedensel acıyı gerektiren biçimlerden birisi de dövmedir. Dövme, dövme yaptıranın bir süre acıya katlanmasını gerektirmektedir. Dövmenin ilk örneklerine M.Ö. II. bin yılda Mısır mumyalarında rastlanmıştır. Esasen dövmenin bilinen bu tarihten daha eskiye gittiği kesindir[1]. Dövme modern zamanlarda yeniden ilgi odağı haline gelerek Batıda gemicilerle başlayan akım toplumun farklı kesimlerine yayılmıştır. Dövme için uygulanan işlemlerin hepsi estetik, büyüsel ve toplumsal statü bakımından önem taşıyan, sahibini zararlı büyüsel etkilerden koruyan, mistik sembolleri canlandıran; aşiret, kabile işaretlerini taşıyan, kişinin toplum içindeki yerini belirleyen önemli işlevlere sahiptir[2]. Dövmenin kötü ruhlardan, cinlerden, perilerden, kötü bakışlardan, birçok hastalıklardan koruduğuna ve bunlara karşı bir çeşit bağışıklık sağladığına inanıldığı gibi dövmeli kişinin büyülü ve sırlı bir güce sahip olduğuna da inanılır[3].
Bu genel bilgileri verdikten sonra Türkiye'de tabii ki Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki geleneksel dövme üzerine yapmayı düşündüğümüz çalışmanın bir parçasını sunacağız. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yoğunluklu görülen dövme bizim çalışmamızı oluşturmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin farklı yerlerinde varlığını sürdürmüş olan geleneksel dövme ile ilgili irili ufaklı çalışmalar yapılmıştır[4]. Bizim çalışmamız bölgenin bütününde var olan geleneksel dövmeyi kapsamaktadır. Bu bildiride biz adı geçen proje kapsamında olan Şanlıurfa ili Siverek ilçesine bağlı beş Arap Hatipoğulları köylerindeki dövme geleneğinden bahsedeceğiz. Siverek ilçesine bağlı Karacadağ bölgesinde meskun Arap köyleri Hatipoğulları aşiretine mensuptur. Yerleşik oldukları köyler Dönemeç (Araptul), Dilekli (Demeni), Tepe (Kırcağlı) Mezrası, Erkonağı (Tabuğa), Küçükçatlı (Kuçık), Büyükçatlı (Hacıda'li) olmak üzere beş köyden bir mezradan oluşmaktadır. Dövme konusundaki bilgilerimiz adı geçen bu köylerdeki alan araştırmasına dayanmaktadır. Çalışmamızda dövme yapan, yaptıran, kadın, erkek olmak görüşme yaptık. Kaynak kişiler bu köylerde dövme yapan ve yaptıran kişilerden oluşmaktadır. Esasen çalışmamızın daha sağlıklı olması için Harran ve Akçakale ilçeleri ve köylerinde yaptığımız araştırmalar ile Şanlıurfa ili Kanberiye ve Sinekli mahallelerinde oturan ve köy köy gezerek bu dövmeleri yapan ustalar ile de görüştük.Bu ustalar, Karaçi diye isimlendirilmektedir. Dolayısıyla dövme hakkındaki bilgilerimiz sadece Siverek Hatipoğulları Arapları ile sınırlandırılmamıştır. Dövme: Dek kelimesi ile karşılanmaktadır. Arapça olan bu ifadenin eş anlamlıları da vesm ve veşm kelimeleridir. Dövme işini yapan erkeklere Dekkak, bayanlara Dekkake; Dövme yaptıran erkeklere Medkuk, bayanlara Medkuke denmektedir. Dövme yapmakta kullanılan malzemeler gelince: El-Merare denilen safra yani öd; Sirac denilen idare lambasından elde edilen is; Halib Ümmü'l-bint denilen kız çocuğu annesi sütünden oluşmaktadır. Dövme yapma zamanı ise: Merbaiye denilen baharın ilk başlangıç zamanlarıdır. Dövme yapmakta kullanılan teçhizat: Dövme, İbre denilen birbirine iple bağlanmış bir veya birden fazla dikiş iğneleri ile yapılmaktadır. Dövme yapılış aşamaları ise şöyledir: Siracdan elden is ile kız çocuğu emziren annenin sütü, öd sıvısı bir kabın içerisinde karıştırılır. Bu karışım bir müddet bekletilir. Bilahare Medkukun/dövme yaptıranın istediği yere Dekkak/dövme yapan tarafından yapılır. Dövme, Merbain denilen soğuk havalarda yapılmaktadır. Özellikle dövme yapmak için kıştan bahara doğru tatlı soğukların başladığı zaman yapılmaktadır. Dövme yaptıranların ergenlik sonrasında yaptırmaları daha çok tercih edilmektedir. Ya da ergenlik yaşı civarında yapılmasına özellikle dikkat edilmektedir. Çünkü ergenlik sonrası vücutta meydana gelen değişimin neticesinde yapılan dövmelerde bozulmakta şekil değiştirmektedir. Yapılan çok küçük bir motif bile olsa hem bozulmakta hem de ebat olarak genişlemektedir. Bunun dışında özellikle hanımlar arasında yaygın olması ve güzellik, süs için yapılması nedeniyle de dövmenin bozulmaması ve canlı olması için daha da dikkat edilmektedir. Çünkü ergenlik öncesinde yapıldığı takdirde dövmelerin yerleri değişirken motiflerin şekilleri de bozulmaktadır. Dövme yapılan yerler cinsiyete göre değişmektedir. Erkekler daha çok ellerine, İsme'l-Bikar denilen burun, çene ve elmacık kemikleri üzerine birer nokta şeklinde yaptırmaktadırlar. Esasen dövme bayanlar arasında daha yaygındır. Bundan dolayı da bayanlar dövmeyi ellerine, kollarına, ayaklarına, alınlarına, çenelerine, dudaklarına, yanaklarına ve göğüslerine yaptırmaktadırlar. Bunların dışında Arapların "sabır" dediği şakaklara dövme yapımı Araplar arasında çok nadirdir. Şakaklara dövme yapımı daha çok Kürtler arasında yaygındır. Bunlara ek olarak İsme'l-Bikar denilen burun ucu, çenenin ucu ve şakak kemikleri hizası üzerinde nohut tanesi büyüklüğünde nokta şeklinde yapılmaktadır. İsme'l-Bikar bekarlık işareti anlamına gelmektedir. Bu ise, Bikar ismindeki bir kahramanın alameti farikası şeklinde gelenek olarak devam etmektedir. Erkekler cesaretin, kahramanlığın bir sembolü olarak yaptırmaktadır. Bekarların dövmesi şeklinde özetleyebiliriz. Dövme yapmak için elde edilen karışım dövme yapılacak bölgeye uygulanır. İğnenin aynı ritimle vuruşları sonucunda dövme yapılan bölgede yaralar meydana gelir. Bir süre sonra meydana gelen yaralar iyileşir. Yaralar iyileştikten sonra dövme yapılmış bölge yeşil mavi karışımı bir renk olarak kendini gösterir. Dövme yapılmış bu alanda ortaya çıkan yeşil mavi karışımı renk asla solmaz. Bu renk yıllarca özelliğini muhafaza eder ve asla çıkmaz. Dövmenin süresi yapılan dövmeye bağlıdır. Eğer çok büyük veya fazla sayıda motif yapılacaksa doğal olarak yapma zamanı da fazla sürmektedir. Beş on dakika sürdüğü gibi günlerce sürenler de vardır. Dövmenin süresini azaltan veya artıran faktörlerden biri de iğnelerin sayılarının fazlalılığıdır. Çünkü iğne sayısı fazlalaştıkça iğnenin vuruş alanı da fazlalaşmaktadır. Dövmenin yapımı esnasında dövme yaptıran kimse acı hisseder. Bu acı dayanılmayacak bir acı değildir. Özellikle iğnenin dövme yapılacak yerlere belirli ritimler halinde vuruluşundan dolayı bir süre sonra acı hissedilmez hale gelmektedir. İğnenin vurulduğu yerlerden çok az miktarda kan çıkar. Kan çıkmasından sonra dövme malzemesi olarak hazırlanan karışım tamamen deriye karışır. İğne ile vurularak motif yapılan nokta önce kızarır ve bir süre sonra şişer. Bilahare aynı yer yara haline gelir. Meydana gelen bu yara, dövmenin büyüklüğüne göre erken ya da geç iyileşir. Dövme için yapılan motiflere gelince daha çok geçmişten miras kalan motifler devam ettirilmektedir. Motiflerin tercihi, yapana bırakıldığı gibi yaptırana da bırakılmaktadır. Dövmenin en orijinal yanlarından birisi de bu motiflerdir. Birbirinden farklı bir çok motiften oluşan bu şekiller anlamını yaptıranlar bilmese de ilgi çekicidir. Dövme bayanlar arasında yaygın olduğu için dövme yapmayı da bayanlar bilmekte ve yapmaktadırlar. Hemen her Arap köyünde dövme yapacak bir dekkake/dövmeci bulunmaktadır. Bunlar kendi köylerinde yaptıkları gibi herhangi bir köye gezmeye gittiklerinde gittikleri köylerdeki kadınlarda kendilerine dövme yaptırmaktadırlar. Bunların dışında bir meslek olarak dövmeyi Karaçiler yapmaktadır. Karaçiler, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde gezgin olarak yaşayan bir topluluktur. Karaçilerin yaptığı dövmeler hem canlı hem de motifler açık, net ve çeşitli olmaktadır. Bu aşamalardan sonra yapılan dövme katiyen çıkmaz veya kaybolmaz. Dövmeyi yaptıran kişi yapılan motifleri ölünceye kadar beraberinde taşımaktadır. Dövme yapmanın belirleyici göstergelerinin en başında geleni cinsiyet ayrımıdır. Dövme yapılış biçimi, gayesi itibariyle erkek ve kadın arasındaki farklılığı belirgin olarak ortaya çıkarmaktadır. Esas itibariyle yapılan dövme ile cinsler arasındaki farklılıklar belirgin hale gelirken cinslerin kendilerine özgü davranışlarını da belirlemekte hatta zorlamakta ve dayatmaktadır. Dövmenin yapılışının hareket noktası süslenmedir. Cinsiyet gözetilmeksizin dövme yaptıran herkes dövmeyi süs için yaptırdığını söylemektedir. Tezyin aracı olarak kullanılan dövmenin süslenme boyutunda da cinsiyetler arasında bir farklılık ifade ettiğini söyleyebiliriz. Genel olarak bayanlar öncelikle güzel görünmek için bilahare evleneceği kişinin kendisini güzel görmesi gayesiyle dövme yaptırmaktadır. Dövmeyi bu amaçla yaptıran bayanların bu beklentilerine karşılık erkekler de, dövme yaptıran bayanları güzel gördüklerini hatta dövmeli bayanların daha çok hoşlarına gittiğini ifade etmişlerdir. Dövme süs aracı olarak kullanılan takılar gibi eller, bilekler, ayak bilekleri, ayak diz kapaklarına kadar, yüz ve gerdana yaptırılmaktadır. Adeta bu bölgelere yaptırılan dövmeler yine ziynet eşyası olarak kullanılan takılar gibi kabul edilmektedir. Dövme yaptıracak gençlere aileleri, dövme yaptıracakları izin vermemekte ve dövme yaptırmalarına karşı çıkmaktaydı. Özellikle genç kızlar annelerine haber verirlerken babalarından kesinlikle habersiz yaparlardı. Çünkü babalarının izin vermeyeceğini hatta kızacağını bildikleri için haber vermekten kaçınırlardı. Babalar da "eğer bizim haberimiz olsaydı kesinlikle müsaade etmezdik" demektedirler. Babalar çocuklarının dövme yaptırmalarına izin vermemelerinin gerekçelerini dövme yaptırırken duyulan acıya bağlayarak açıklamaktadırlar. Bunlara ek olarak ergenlik yaşı civarında yapılan dövme, dövmeyi yaptıran gençler arasında hem ergenliğin bir göstergesi hem de delikanlılığının ifadesi olarak bir tabaka atladığı yeni bir tabakaya katılmasının işareti olarak algılanabilir. Diğer bir bakış açısıyla ise evlenmeye hazır olduğunun işareti olarak da açıklanabilir. Çünkü gençlerin dövme yaptırma zamanını ve amaçlarını bu noktada yoğunlaştırmaktadırlar. Bugün tamamen yok olmuş olan dövme geleneğinin izleri yaşları kırkın üzerinde olan insanlarda görülmektedir. Artık dövme yapan insanların da azaldığı ve gençlerin ilgi göstermediği dövme geleneği tarihe karışmak üzeredir. Modernleşme sürecinde iletişim, ulaşım ve eğitim gibi unsurlar toplumsal ve dini hayatta değişikler meydana getirmiştir. Bu değişimin zorunlu bir sonucu olarak geleneksel değerler, birer birer yerini modern olanlara terk etmektedir. Bunun en güzel örneklerden biri de dövmedir. İslam dininin yasaklamalarına rağmen günümüze kadar devam eden dövme modernleşme sürecindeki hızlı değişime karşı direnememiştir. Artık geleneksel dövme yerini modernleşmenin kırsala en hızlı biçimiyle kendini taşıdığı filmlerden, kentli kadınlardan öykünerek alınan süslenmenin yeni biçimine göre uyarlayarak devam ettirmektedir. Dövme yapan, yaptıran insanların modernleşme sürecindeki meydana gelen değişim konusundaki açıklamalar da dikkate şayandır. Onlar bu değişimi "bu bir modaydı, eskiden cahildiler ve cahillikleri nedeniyle dövme yapmaktaydılar" şeklinde açıklamadırlar. Bu konuda yine çarpıcı olan hususlardan birisi de dövmenin dinimizce yasaklanmış olmasını bir gerekçe olarak göstermeleridir. Zaten dinimiz de dövme konusunda çok ciddi olarak tavır koyup yasaklamıştır. Bu ifadelerde dini gerekçenin meydana gelen değişime dayanak olarak kullanılması çok dikkat çekici bir başka husustur. Oysa değişimin meydana geldiği tarihe kadar bu konudaki dini yasak yine vardı. Ama yasaklama fonksiyonunu icra etmemekteydi. Bu konuda meydana gelen değişimin önemli itici gücü olarak dini gerekçenin gösterilmesi ciddiye alınması gereken bir husustur. Bu konuda söylenecek önemli hususlardan birisi halk inançlarının yüksek tipli dinlerin ilk kaynaklarında öngörülen yapılanmasına uymamasıdır[5]. Bu konuda yapılacak çalışmaların esasen ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Çünkü dinin temel kaynakları ve onun oluşturduğu geleneğe rağmen halkın kendisinin algıladığı haliyle bir dini anlayış mevcuttur. Bu anlayışı batıl inançlar, hurafe diyerek bir kenara itemeyiz. Çünkü yüksek tipli dinlerin mevcudiyetine rağmen varlığını sürdürmüşlerdir. Dolayısıyla bu inancın arkasındaki bu güçlü dayanak anlaşılmadan bu konuda bir çözüm de üretilemez. Buradan yola çıkarak İslam kaynaklarına göre kesinlikle yasaklanıp haram kılınan dövme varlığını sürdürmüştür. İslam'ın dövme konusundaki yasaklarının kaynağı Peygamber (a.s.) hadisleridir. Biz, hadisleri değerlendirmeye tabi tutmayacağız. Çünkü konuyu bir ilahiyat konusu olarak ele almamaktayız. Bizim konuyu ele alış tarzımız, Halk inancı olarak dini inançların toplumlar tarafından algılanışı ve uygulamaya konuluşu şeklinde olacaktır. Dolayısıyla hadisleri değerlendirmekten çekinmemizin nedeni, başlı başına bir uzmanlık alanı olan hadislerin ele alınıp değerlendirilmesi konumuz ve alanımız dışında olmasındandır. Biz, aşağıda hadislerde dövme ile ilgili bilgileri vererek dövme yasağı konusuna değindik ve bu konuya bu açılardan ele almış olduk. Dövmeyi konu edinen hadislerde dövme yapma ve yaptırma lanetlenmektedir. Özellikle hadislerde vurgu yapılan hususlardan birisi "kendisini güzelleştirmek" konusunda yoğunlaşmaktadır. Bunun dışında kalan diğer sebepler ise, "herhangi bir hastalık nedeniyle" dövme yaptıranlardır. Yine hadislerin üzerinde durduğu diğer bir husus da dövme yaptıranların daha çok kadınlar şeklinde belirtilmiş olmasıdır. Bu durum da dövmenin kadınlar arasında daha yaygın olduğunu göstermektedir[6]. Bu hadislerden yola çıkarak kesin olarak yasaklanan dövme, bu yasağa rağmen varlığını nasıl oldu da sürdürdü? Yasak dövme yapmayı yasaklarken insanların süslenmeleri hususunda herhangi bir açıklama ya da yine onların kavrayacağı yeni bir biçim sunamamıştır. Dolayısıyla süslenmenin evrenselliği karşısında dövme yasaklanmış ama süslenme yasaklanamamıştır. Bu hadislerin yorumuna ilişkin dile getirmemiz gereken önemli bir hususta zaman içerisinde yasaklanma gerekçeleri ihtiyaçlara ya da yasak gerekçesi konusundaki anlamının daraltılması ile değişmiştir. Bu durum da dövmenin ilk yasaklanma gerekçesi çerçevesinde meydana getirilen açıklamalar ile bu ilk gerekçenin ortadan kalktığı daha sonraki yıllarda yapılan yorumlarda ortadan kalkmıştır. Bu yorumlama süreci de bize dövme konusundaki tavrı ve değişimi görmemiz açısından ipuçları vermektedir. Bugün anlamını kaybetmiş fakat ilk dönemlerinden itibaren farklı amaçlara matuf olarak da yerine getirilen dövme, günümüze kadar varlığını bu amaçlara bağlı olarak sürdürmüştür. Sonuç olarak; Siverek ilçesine bağlı beş köy ve bir mezrada meskun olan Hatipoğulları ismindeki Arap aşireti arasında yakın zamana kadar varlığını sürdürmüş ve izleri günümüze kadar gelmiş olan dövme geleneği tarihe karışmak üzeredir. Geleneksel dövme sanatının süslenme amaçlı olarak varlığını korumuş fakat değişim karşısında direnemeyerek yerini başka bir süslenme biçimine bırakmıştır. Ergenlik yaşı civarında güzel görünmek amacıyla süs olarak yaptırılan dövme, is, öd ve kız çocuğu emziren annenin sütünden elde edilen karışımdan yapılmaktadır. Bayanların elleri, ayakları, yüzleri ve göğüslerini; erkekler elleri ve yüzlerini çeşitli motiflerle bezemektedirler. Köyde oturan herhangi bir hanım veya Karaçiler tarafından yapılmaktadır. İslam yasağına rağmen günümüze kadar devam etmiş ve değişimin doğal bir sonucu olmasına rağmen yine İslam yasağı gerekçe gösterilerek dövme yaptırılmaktan vazgeçilmiştir. Notlar [1] Rahmi Yaran, "Dövme", Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, C. 9, İstanbul: Diyanet Vakfı Yayınları, 1994, s 521. [2] Sedat Veyis Örnek, 100 Soruda İlkellerde Din, Büyü, Sanat, Efsane, 3. baskı, İstanbul: Gerçek Yayınevi, 1995, s. 187-188. [3] Orhan Hançerlioğlu, "Dövme", Dünya İnançları Sözlüğü, 3. basım, İstanbul: Remzi Kitabevi, 2000, s. 122. [4] Abdülkadir Gülen, "Mardin'in Kızıltepe Yöresinde Dak ve Dövmeler", Türk Folklor Araştırmaları, Cilt 13, Sayı 311, İstanbul: 1975 ss. 7334-7335; Uğurol Barlas, "Gaziantep Kent Kültürünün Oluşmasında Fırat Yöresi Türkmen Oymaklarının Etkisi", Fırat Havzası II. Folklor Ve Etnoğrafya Sempozyumu, Elazığ: Fırat Üniversitesi Yayınları, 1989, ss. 39-61; İbrahim Can, Beden Resimleri "Dövme", Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim Bölümü Resim Anasanat Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: 1991; Nihal Kadıoğlu, "Anadolu'nun Bazı Yörelerinde Dövme Adeti ve Bu Adetin Çağdaş Yaşamdaki Yeri", I. Türk Halk Kültürü Araştırma Sonuçları Sempozyumu, Bildiriler I, Ankara: Kültür Yayınları, ss. 222-227; Deniz Yıldırım, Baraklar ve Dövme, (Ankara Üniversitesi Dil-Tarih Ve Coğrafya Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü Etnoloji Anabilim Dalı, Lisans Tezi, Danışman Yrd. Doç. Dr. M. Muhtar Kutlu), Ankara: 2000. [5] Gustav Mensching, Dini Sosyoloji, Çeviren Mehmet Aydın, Konya: Tekin Kitabevi, 1994, s 143-148. [6] Rudani, Büyük Hadis Külliyatı, Cilt,3, İstanbul: İz Yayınları, 1996, s.152-153; Ahmet Davudoğlu, Sahihi Müslim Tercüme ve Şerhi, C. 9, İstanbul: Sönmez Neşriyat, 1983, s. 511-512; Zebidi, Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, C. 6, Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 1982, s. 379-381. * [Doç. Dr.] Tarihte Siverek Sempozyumu 13-14 Ekim 2001 Siverek, ss. 229-233. |