|

|
Yaşar Kalafat: Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları – IV: Türk Dünyası Teori ve Metod. Lalezar Yayın No: 14, Ankara 2007, 230 S., ISBN 978-605-5975-02-9
| Önsöz
Ülkemiz meselelerinin derinliklerinde kimlik konusu yatmaktadır. Kimlik konusu toplumumuzun sorunlarını uzun zamandan beri etkilemekteydi. Önemini zamanla artırdı ve dolaylı olarak etkilediği sorunlarımızı doğrudan etkiler duruma geldi. Günümüz Türkiye'sinde kimlik; sadece etnik veya irticāi problemlerle ilgili olmakla kalmayıp sosyal hayatımız; ekonomik kalkınma, eğitim, iç barış ve kültürel alanlara kadar etkiler olmuştur. Türkiye'nin silahlanmasından dış politikasına kadar kimlik anlayışı, yönetimin gündemine oturmuştur. Küreselleşen dünyada Türkiye, dış dünyası itibarıyla da kimlik konusunu daha yakından irdelemek zorundadır. Zira kimlik tanımı sadece üniter varlığın değil, millî bekānın da meselesi durumuna gelmiştir. Türk aydını, araştırıcısı, özellikle kurumları böylesi hayati bir konuya daha yakından ilgi göstermek zorundadır. Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya halklarının büyük bölümü geniş anlamda Türk kimliği ile yakından ilişkilidir. Bu tarihi- sosyal bağın, geleceğini tayin edecek platformlar realist ve geçerli kimlik tayini ile mümkündür. Konunun Türk dünyası boyutu ise, tayin edici diğer önemli bir etkendir. Türk aydını kimlik konusunun ne denli önemli olduğunun şuurundadır. Küreselleşen dünyada, geliştirilen kimlik politikaları da bilinmektedir. Ancak, bu politikaların Türk millî menfaatlerine uygunluğu bu toplumun aydınının meselesidir. Milletçe, dayatmacı dış politik baskılara karşı kimlik konusunda da hazırlıklı olmanın lüzumuna inanıyoruz. Türkiye'ye yönelik dış baskı, içeride daima müttefik bulmuştur. Kimlik konusunda dayatmacıların ve Türkiye'nin bekāsı türünden bir endişesi olmayan çevrelerin, fikri yapılanmaları itibariyle millî kadrolardan daha hazırlıklı oldukları söylenebilir.
Türk Ocakları Trabzon Şubesi'nin yayına soktuğu "Deneme I - Teori ve Metot" isimli çalışmam, bu arayışın ürünlerinden biridir. Türkiye'de kimlik konusu tartışılırken kimlik, daima yalın olarak ele alınmış, ilgili terminoloji; vardır yoktur, evet hayır şeklinde veya olsun olmasın millî, gayri-millî şeklinde ele alınmıştır. Halkbilimi konuyu farklı ele almayı tercih etmiş, tartışmada kimliği değil, ilgili çalışmaların nasıl yapılacağı konusunu ön plana almıştır. Bu, bizi teori ve metot incelemesine götürmüştür. Araştırmamızın kitaba dönüştürülmesinde imkânlarını esirgemeyen ata-baba yurdu Trabzon'un Türk Ocakları Başkanlığına ve onun Sayın Başkanı Prof. Dr. Mithat Kerim Arslan'a teşekkür ediyorum. İkinci Baskıya Önsöz Bizim metot ve teori ile olan ilişkimiz, milli olmayan, yani bizim şartlarımızdan hareketle, bizim tarafımızdan, bizim için üretilip uygulamaya koyulmamış olan arayış ve uygulamalara bir tepki olarak doğmuştur. Giderek bu tepkinin halkbiliminden hareketle uygulanabileceği noktasına gelinmiş metodumuzu bu ihtiyaç belirlemiştir. Bize göre örtülü bir işgal yaşatılan Türkiye'de karşı kazanımcılar başarılarını başlangıçta ve halen büyük ölçüde halkbilimini amaçları doğrultusunda iyi kullanmalarına borçludurlar. Kaybı sürmekte olan taraf ise, hala bu gerçeğin farkında olamadığımız için, yitirimlerimizin önüne geçilmesini beceremiyoruz. Bize göre Türklük, başlangıcında ve halen birlikte yaşadığı halklar olarak bir kültür meselesi olarak kimliğini oluşturdu. Bu kimliğin her vasatında ve safhasında halkbilimi vardı ve olacaktır. Bunun içindir ki halk bilimi, onun oturtulacağı kültür coğrafyası ile halkların tarihi arka planlarının teorik çerçevesi önemlidir. Bizim vazifeyi durumdan çıkardığımız da olmaktadır. Birlikte yaşayan halkların ihtilaflı duruma düşmelerinden kendileri için yarar sağlayanlar var ise, onların bu tutumlarındaki başarılarını altında, halkların kültürlerini ayrıntılı olarak bilerek, bu bilgileri maksatları için kullanmak da var ise, kullanılmayarak çıkarlarına sahip çıkabilmek adına yapılabilecek bir tek şey vardır. Bu da Halkların kendilerini başkalarının onları tanıdığından daha iyi tanıyabilmelerinin sağlanmasıdır. Bizim yapmaya çalıştığımız da budur. İnkâra sapmadan kültürel verilerin adil demokratik paylaşımını sağlamaktır. Birlikte yaşayan halklar olarak, bizim kimlik anlayışımızda, ana dili ve doğma de şüphesiz bir faktördür. Ancak halkların birlikteliklerinde bu unsurlar ihtilaf ve üstünlük unsuru değildiler Halkların ortak malları olan mili kültür üzerindeki paylarını, bize göre bir takım doğmalardan ziyade, halkların ortaklığa olan katkıları belirler. "Türk Dünyası Halk İnançları Teori ve Metot" kitap çalışmamızın birinci baskısında, halk kültüründen hareketle kimlik belirlenmesi konusu üzerinde oldukça fazla durulmuştur. Buradan hareketle kültürel kimliğin oluşmasında halkbilimi verileri yazılarımızın konusunu teşkil etmişlerdir. Kitabın İkinci baskısında aynı uygulama ve arayış vardır. Bu kere halkbilimi veri tabanı daha geniş tutulabilmiş alanın meddah müzecilik sözlü edebiyat gibi farklı vasatlarından ve vasıtalarından da istifade edilmeye çalışılmıştır. Kitabın birinci ve ikinci baskılarında yer alan yazılar bu kitap düşünülerek hazırlanmamıştır. Halk inancı çalışmalarımızdan mahiyeti az-çok bu amaca uygun olan bildiri ve makalelerimizin bu kitap için seçmeler yapılmıştır. Bu iyi yöntem olmayıp şartların getirdiği bir sonuçtu. Birçok yazı daha kısaltılarak kitabın amacına uydurulabilirdi, maalesef bunu yapamadık. İkinci baskıya yeni yazılar alırken bir kısım eski yazılar ayıklanabilirdi. Bu kere okuyanın taleplerini yok saymış olacaktık. Bu arada istedik ki görüşlerimizde var ise bir şekillenme onların bir arada görülebilmeleri de mümkün olsun. Kitaba, metot ve teori içerikli yeni çalışmalarımızın büyük bir kısmını maalesef alamadık. Bu hale yol açan sebeplerden birisi de kültür stratejisi içerikli çalışmalarımızın ayrı bir kapak altında toplanmasının tasarlanmış olmasıdır. Esasen kültürün stratejik bir obje olduğunu kabullenip yani jeokültürden yola çıkıp bu alandaki çalışmaları kesin sınırlarla ayırmanız da pek mümkün değil. Bu çalışmamıza "Kültürel Kimlik Algılayışımıza Eleştirisel Bir Bakış", "Halk Bilim Söyleşisine Dair Görüşler gibi birkaç bölüm daha ekledik. "Balkanlar'dan Uluğ Türkistan'a Türk Halk İnançları" setinden sonra, 10 kitaptan oluşacak olan "Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları" seti ile "Türk Kültür Coğrafyasında Halk İnançları" setinde birer adet teori, metot, strateji kitap çalışması yer almış olacaktır. Bu seti "Türk Kültür Havzasında Kodlar ve Kültler" isimli mahiyeti aynı olan 10 ciltlik son setin yayını izleyecektir.  | Dr. Yaşar Kalafat İlk ve orta tahsilini 1939 yılında dünyaya geldiği Kars'da, Yüksek tahsilini 1961 – 1962 yıllarında mezun olduğu Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde zooteknist olarak yaptı. 1986-1987 Güz döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden fark derslerini vererek mezun oldu. 1987 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünden Yakın Çağ Tarihinden "Şeyh Sait" konulu 1989 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Halk Edebiyatından "Doğu Anadolu'da Eski Türk İnançlarının İzleri" konulu ve 1991 yılında Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dinler Tarihi'nden "Kuzey Azerbaycan Doğu Anadolu ve Kuzey Irak'da eski Türk Dini İzleri, Dini Folklorik Tabakalaşma" konulu mastırlar yaptı. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı'ndan "Şark Meselesi Işığında Şeyh Sait Olayı, Karakteri, Dönemindeki İç ve Dış Olaylar" konulu çalışması ile bilim doktoru ünvanını aldı. 2002 yılında KPSA'nın (Kazakistan) Fahri doktoru oldu. Irak, İran, Suriye, Türkmenistan, Tacikistan Afganistan, Özbekistan, Karakalpakistan, Kırgızistan, Kazakistan, Nahçıvan, Azerbaycan, Gürcistan, Karaçay-Çerkez, Kabartay-Balkar, Dağıstan, Kırım, Çuvaşistan, Tataristan, Başkurdıstan, Altay, Hakasya, Yunanistan, Romanya, Makedonya, Sırbistan, Dağıstan, Bulgaristan, Gagavuzeli, Kıbrıs, Dağlık Altay gibi Türk Bölgelerinde, Suudi Arabistan'da Almanya, Belçika, Avusturya, Norveç, İsveç, Hollanda’da bulundu ve buralarda alanında yaptığı çalışmaları sürdürmektedir. 1999 yılında Başbakanlıktan emekli olan Yaşar Kalafat halen ASAM'da Kafkasya Araştırmaları Masası Başkanı ve üyesi olarak çalışmaktadır. İLESAM, Folklor Araştırmaları Kurumu, Dinler Tarihi Derneği üyesidir. Avrasya, Analiz, Stratejik Analiz, Avrasya Dosyası, Jeopolitik Gündem, Ermeni Araştırmaları, Karadeniz Araştırmaları gibi yayınların Yayın Kurulu'nda görevlidir. | İçindekiler
Sunuş Önsöz İkinci Baskıya Önsöz
Giriş Halk İnançları Araştırmalarında Yeni Metot Arayışları Anadolu Türk Halk İnanç Araştırmaları Problemleri Üzerine Teori - Metot - Politika - Tanımlar Dejenerasyon - İnkârcılık - Bölücülük Altyapı Yetersizlikleri İrşâd Hizmetlerinde İnanç Tabakalaşması ve Konunun Haritalanmasının Önemi Farklı Muhtevalı Bid'at Ve Gök Tengri İnancı Sosyal Açıdan Bid'atlar Ve Hurafeler İslâm, Demokrasi Ve Halk İnançları Türk Dünyası Tarih Çalışmalarında Halk İnançlarının Önemi Halk İnançları - Misyoner Faaliyetleri Halk İnançları - Resmi İdeoloji İhtilafı Kültür Kaynağı Olarak Halk İnançları Nahcıvan Özelinde Tarihî Kaynak Olarak Halk İnançları Nahcıvan Halk İnançlarında Edebiyat Halk İnançları-Halk Edebiyatı İlişkilerine Dair Yeni Bir Deneme Üstat Şehriyar Ve Türk Halk İnançları Türk Halk İnançlarında Metodik Problemler Türk Halk Kültürü Kurultay Önerisi Türk Halk İnançları Çalışmasında Teori-Metot ve Karapapağ Türk Halk Ozanı Âşık Şenlik Giresun ve Yöresi Örnekleri İle Türk Halk Sufizmi Halk Kültürü - Millî Kültür İlişkilerinde Yenigün / Nevruz Kültür Şölenlerinin Yeri (Metot-Teori Arayışı) Misyonerlik Faaliyetleri ve Türk Halk İnançları Konulu Çalışmalar Enteljans - Misyoner İlişkileri Mevcut Durum Misyonerlik - Halk İnançları İlişkisi Misyonerlik - Halk Bilimleri- Oriyantalizm ve Genel Türkiyat Farklı Dinî İnançlara Mensubiyet İtibariyle Dış Türkler Konulu Yeni Bir Strateji: Hıristiyan Türkler Millî Kimlik Kuzey Irak'da Kültürel Kimlik Halk Kültürü (İnançları) Ortaklıkları İtibariyle Ortadoğu Kimlik Algılayışına Eleştirisel Bir Yaklaşım Halk Bilim Söyleşisi Sorularına Dair Görüşler Dizin Kaynaklar Giriş Metot konulu yazılarımın toplandığı bu kitapçık, bu konuda çalışma kararı verdikten sonra başlanmış bir çalışma değildir. Arayışlarımız halk inançları çalışmalarını derleyip değerlendirme şeklinde sürerken, metotla ilgili olarak sürekli duyduğum yeni ihtiyaçları karşılamak zorunda kalıyordum. Halk bilimi çalışmalarında metot bahsine; eğitim, dinler tarihi ve halk edebiyatı, disiplinlerinde lisansüstü çalışmalarım itibariyle yabancı değildim. Ancak, halk inançları araştırmaları tamamen olmasa da ayrı bir çalışmayı gerektiriyordu. İlk temel bilgileri aldığım hocam Dursun Yıldırım'ın yönlendirme dinamosunun şarjı da büyük ölçüde boşanmıştı. Yola devam etme arzum beni metot konulu arayışlara sevk etti. Bu konudaki ilk çalışmalarımızdan biri, Anadolu'da inanç tabakalaşmasının bilinmeden halk inançları çalışmalarının yapılamayacağına dairdi. Bu ihtiyaç, bir noktada dinler tarihi-halk inançları çalışmaları arasında olması gereken koordineye işaret ediyordu. Ancak biz bu yazımızda daha ziyade, halka götürülecek dinî bilgi hizmetinde, halktaki mevcut dinî bilgiyi etkileyen geçmiş dinlerin izlerinin incelenmesi mecburiyeti üzerinde duruyorduk. Yapılacak bu tespitin bir haritaya işlenmesini vurgulamaya çalışıyorduk.[1] Daha sonra muhtelif vesilelerle ele aldığımız bu konu, Rahmetli Hocam Prof. Dr. Şaban Kuzgun'un idare ettiği bir proje ile kapsamlı bir şekilde uygulamaya geçirilmiştir. Türk halk inançları araştırmacısının karşısına çıkan problemlerden birisi de halk inancı-bid'at ilişkisidir. Araştırmacı tespitlerini yaparken "dine bid'at sokmakla" itham edilir. Mistik folkların tespiti çalışmaları çok kere "hurafe ile uğraşmak" şeklinde değerlendirilir. Bu arada Gök Tengri / Ulu Tengri inancı maalesef Diyanet İşleri Başkanlığı çevrelerinin ilgi alanına girmemektedir. Bu ilgisizlik, mahiyeti din görevlisi tarafından bilinmeyen bu inanç sisteminin uzantısının hurafe ve bid'atla mücadele adına devamlı olarak gündemdedir.[2] Halk inancı çalışmaları konu başlığı, şüphesiz halk kültürü araştırmalarının bir alt konusudur. Ancak, halk bilimcilerin bu başlık altına girecek çalışmaları, henüz veya yeterince ele aldıklarını sanmıyorum. Bu sahada onların yaptıkları çalışmalara ilaveten, dinler tarihi uzmanları da, çalışmalar yapmıştır. Bir taraftan halk inançları çalışması yapılmış, ancak metot geliştirilmemiş, diğer taraftan halk biliminin diğer dallarında uygulanan metotlar, halk inançları çalışmalarına tamamen uygulanmadığı görülmüştür.[3] Halk inancı çalışmalarının bir kısım problemleri muhtemelen dünyanın her tarafında ortaktır. Türkiye'de ise, halk kültürü bu arada halk inançları bir kültür hazinesi olmaları itibariyle hasımca müdahalelere maruz kalmaktadır. Bunlardan inkârcılık, bölücülük ve yozlaşma öncelikli önem arz etmektedir.[4] Halk inançları çalışma alanının değişmeyen güncel boyutlarından birisi de, misyoner faaliyetleri ile olan ilişkisidir. Misyonerler, faaliyet alanı olarak seçtikleri ülkenin halk inançlarını iyi inceledikleri için amaçlarında başarılı olurlarken, az gelişmiş ülkeler kendi halk inançlarını yeterince incelemediklerinden emperyalist faaliyetlere uygun bir ortam arz etmektedirler.[5] Dinler tarihi çalışmaları ile halk inançları çalışmalarının önü açılırken, kanaatimizce halk inançları çalışmaları ülkelerin ve milletlerin tarihlerinin araştırılmasına yardımcı olabilirler.[6] Cumhuriyetin kuruluşunu takip eden dönemde; Ziya Gökalp'in teorisyenliği ile Mustafa Kemal Atatürk'ün müesseseleştirerek başlattığı halk kültürü çalışmaları, zaman zaman akamete uğramış ancak küçümsenmeyecek mesafeler de alınmıştır. Halk evleri; bunların süreli yayın organlarının hizmete girmeleri etnografya müzelerinin açılması, yüksek eğitime bazı bölümlerin ilave edilmesi gibi hususlar ciddi adımlardır. Bu dönemi; Kültür Bakanlığı, ilgili üniversite ve valiliklerin ulusal ve uluslararası kültür şölenleri izledi. Sahayla ilgili bibliyografya çalışmaları yapıldı. Ancak, bu süreç fazla uzadı ve alandan yapılan çalışmalar teorisizlik sonucu bilgi yığını olmaktan hâlâ kurtulamadılar.[7] Amaç-Araç ilişkileri itibariyle, halk inançları-dinler tarihi, halk inançları- millî tarih, halk inançları-genel güvenlik ilişkilerinde olduğu gibi mayalanma da derinleşme itibariyle önemlidir.[8] Mitoloji-Mitos ilişkisi ve mitolojinin millîsi hangi hallerde olur tartışması bir yana, ayrıca Anadolu Türk mitolojisi araştırılırken kadim Anadolu mitolojisi realitesi de ayrı bir husustur. Bununla beraber halk bilimcileri olarak, çocuklarımızı Masis, Eros, Herkül, Somsun-Dalila mitleri ile büyüttüğümüzü göz ardı edemeyiz. Netice olarak bu durum da bir metotsuzluk ürünüdür. Halk inançları çalışmalarının millet hayatındaki diğer önemli bir fonksiyonu da günümüzden geçmişe giderken milletin kesimlerinin birleştirilebilmesidir. Bu özelliği ile halkbilimi, bu arada halk inançları dil kadar önemlidirler. Türk Milleti gibi çok geniş bir coğrafyaya yayılmış farklı halklarla kültürel sentezlere girmiş, yüzlerce yıl halk kesimleri birbirinden ayrı düşmüş milletlerde halk bilimi çalışmaları, ortak mitolojik unsurların tespitini sağlayabilir.[9] Türk Dünyasında birden fazla din ve onlardan daha çok sayıda mezhep ve tarikatler vardır. Din ve modern toplum olgularını anlayabilmede; tereddütler yaşamışımdır. Şüphesiz İslâmiyet, din vetiresinin doruk noktasıdır. Dinsiz toplum yoktu ve yoktur. Karakteri icabı din toplum kesimlerini birleştirici özellikte iken, din içi bölümleri de içerir. Güçlü toplum, dini; bütünleşmeden yana kullanabilenlerdir.[10] Türklerin bugün itibariyle farklı dinlere mensup olmaları, halk inançları araştırma yöntemi itibariyle önem arz etmektedir. Bugünkü inançlardan ilk Türk inancına ulaşmada izlenilecek yol ve kullanılacak imkânlar iyi seçilebilmelidir.[11] Bu ve benzeri mülahazalarla yaptığımız metot-teori muhtevalı anılan çalışmalar, bu sahada duyulan ihtiyacı karşılayabilirlik itibariyle şimdilik yeterli değillerdir. Bunun farkındayız. Ne var ki, emeklenilmeden yürünülemiyor. Koşabilmek için bazı arayış aşamalarının yaşanılması gerekmektedir. Bizim coğrafyamızda bizim inancımız için gerekli olan yürüyüş stil ve temposunu, bizim belirlememiz gerektiğine inanıyoruz. Bu deneme bu zihniyet ve ihtiyaçtan yola çıkarak hazırlanmıştır. Dünya süper güçler itibariyle küreseleşirken, az gelişmiş ülkelerde etnik milliyetçilik çeşitli yöntemlerle tahrik edilmektedir. Halk kültürü araştırmaları sadece Türkiye'de kültürel kimlikle birliği sağlamakla kalmaz, birlikte yaşanılan halklar itibariyle yani müttefik kültür sınırlarının çizilmesini sağlayabilir.[12] Notlar [1] 1. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereler 1–5 Kasım 1993 C.I. Ankara 1995, sf. 127–130 [2] Farklı muhtevalı Bid'atlar ve Gök Tengri inancı "Değişim Sürecinde İslâmiyet Sempozyumu "Sosyal Açıdan Bid'at ve Hurafeler" Türk Dünyası Tarih Dergisi, Ekim, 1996 sf. 118 sf. 18 [3] Halk İnanç Araştırmalarında Yeni Metot Arayışları Erciyes, Kasım 1977, sf. 235, sf. 27–28: Türk Dünyası Tarih Dergisi, Eylül 1997, sf. 129 sf. 36 [4] "Anadolu Türk Halk İnanç Problemleri Üzerine" Millî Folklor, Yaz, 1998 sf. 38 sf. 63–68; Lenkeran Folklor Müsaveresi (20–22 Mayıs 1997 Lenkeran); "Türk Halk İnançlarına Ait Araştırmaların Problemleri", Türk Dünyası Tarih Dergisi; Şubat 1998, sf. 134 sf. 56–58 [5] "Misyonerlik Faaliyetleri ve Türk Halk İnançları Konulu Çalışmalar" Türk Dünyası Tarih Dergisi, Temmuz, 1997, sf. 127 sf. 16–18 [6] "Nahcıvan Özelinde Tarihi Kaynak olarak Halk İnançları" 11–13 Temmuz 1996 Uluslar Arası Kaynaklarda Nahcıvan Sempozyumu, Nahcıvan 1996; Erciyes, Ocak 1997, sf. 229 sf. 15–16; "Dinler Tarihi ve Türk Halk İnançları" 1. Avrasya Din Şurası, İstanbul 1996, "Kuzey Irak'ta Kültürel Kimlik" Türkmen Kurultayı 4,7 Ekim 1997 Erbil 1997; Erciyes Şubat 1998, sf. 242 sf. 42–54 1–3; "Kuzey Irak'da Kültürel Kimlik" Cem, Şubat 1998, sf. 75 sf. 35–36; İçel Kültürü "İnanç Ortaklıkları İtibariyle Ortadoğu" Birinci Milletler arası Orta Doğu Sempozyumu 12–15 Mayıs 1999 Elazığ [7] Giresun ve Yöresi Örnekleri ile Türk Halk Sufizmi, Giresun Kültür Sempozyumu, 30–31 Mayıs 1998 Giresun [8] "Halk İnançları Halk Edebiyatı İlişkilerine Dair Yeni Bir Döneme"; 4. Uluslar Arası Karşılaştırmalı Edebiyat Araştırmaları Sempozyumu (28–30 Mayıs 1998); "Türk Halk İnançlarında Metodik Problemler, Erbil-Nahcıvan ve Türkiye Örnekleri" ile, Türk Dünyası Araştırmaları, Ağustos 1999 SF. 121, sf. 81–86 [9] "Türk Dünyası Tarih Çalışmalarında Halk İnançlarının Önemi" Uluslar Arası Türk Medeniyet Tarihi Kongresi 22–23 Mayıs 1998, Almatı Kazakistan; Türk Dünyası tarih Çalışmalarında Halk İnançlarının Önemi" Tarla Ağustos 1998 sf. 4–6 [10] "Misyonerlik-Halk Bilimleri-Oryantalizm ve Genel Türkiye" III. İslâm Şurası 25–28 Mayıs 1998 Ankara [11] "Farklı Dinî İnançlara Mensubiyet İtibariyle Türk Halk İnançları Çalışmalarında Metot ve Teori" III. Gagauz Kültürü Sempozyumu 5–8 Kasım 1998 Kongrat-Moldova [12] "Türk Halk İnançları Çalışmalarında Metot-Teori ve Karapapağ Türk Halk Ozanı Asık Şenlik" Karakalpak Halk Destanı Kırk Kızlar ve Türkçe Konuşan Halkların Folklorik Meseleleri Sempozyumu 10-12 Ekim 1997 Nokus; Erciyes, sf. 248, Ağustos 1998 sf. 15-19 "Kuzey Irak'ta Kültürel Kimlik" Türkmen Kurultayı 4,7 Ekim 1997 Erbil 1977; Erciyes Şubat 1998, sf. 242 sf. 42-54 1-3; Cem, Şubat 1998, sf. 75 sf. 35-36; İçel Kültürü, Temmuz 1997, sf 52, Sf. 3-4; Türk Dünyası Tarih Dergisi Haziran 1998, sf. 138 sf. 28-30; Türk Kültürü (İnanç) Ortaklıkları İtibariyle Ortadoğu" Birinci Milletler Arası Orta Doğu Sempozyumu 12-15 Mayıs 1999 Elazığ Yaşar Kalafat: Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları – IV: Türk Dünyası Teori ve Metod. Lalezar Yayın No: 14, Ankara 2007, 230 S., ISBN 978-605-5975-02-9 |