|

|
Rumlu Hasan - Şah İsmail Tarihi (Ahsenü't Tevârih). Çeviren: Cevat Cevan. Ardıç Yayınları, Ankara 2004, 256 S., ISBN 975-7902-59-4
| Çevirmenin Önsözü
Şah İsmail ( Hatai) Türk kamuoyunun tanıdığı tarihsel kişiler arasında, kuşkusuz önemli bir yere sahiptir. Şah İsmail'i, onunla çağdaş olan ve Safevîlerin yanında yer alan bir tarihçi gözüyle tanımak, onu bir başka açıdan değerlendirmek için yararlı, belki de zorunludur. Bu nedenle kitabımız Türk düşün yaşamına önemli katkıda bulunabilecek ve bir çok yanlış kanıyı düzeltebilecek niteliktedir. Aynı zamanda asker ve edebiyatçı da olan Rumlu Hasan adındaki bu tarihçi, 1541'den 1578'e kadar, yani yaklaşık kırk yıl, Safevî Sarayının olaylarına tanıklık etmiştir. Bu kitapta yazdıkları ya bizzat gördükleridir ya da Şah İsmail'in oğlu Şah Tahmasb'ın sarayının ileri gelenleri ve onun oğulları gibi güvenilir kaynaklardan ve olayların içinde bulunan tanıklardan duyduklarıdır. Rumlu Hasan'ın yaşamı hakkında kesin ve geniş bilgiye sahip değiliz. Eldeki veriler onun kitabının değişik bölümlerinde kendisiyle ilgili vermiş olduğu özet bilgilerden ibarettir. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre 937 H (1531 / 32M) yılında Kum'da doğan yazar, babasından hiç söz etmemekte ve kendini "Rumlu Hasan" veya "Emîr Sultân Rumlu'nun torunu Hasan" diye tanıtmaktadır. Emîr Sultân Rumlu, Şah İsmail'in saltanat döneminde ve oğlu Şah Tahmasb'ın padişahlığının ilk yıllarında yaşamış ünlü Kızılbaş komutanıdır. Bilindiği üzere, Safevîlerin yandaşlarından Rumlular, Timur'un Ankara Savaşı'ndan sonra tutsak edip, İran'a götürdüğü ve daha sonra serbest bıraktığı Rumluların (Osmanlıların) torunlarıdır. Bunlar serbest kaldıktan sonra İran'a yerleşmişler ve Safevîler döneminde onların yanında yer alarak Kızılbaşların en güçlü kabilelerinden biri olmuşlardır. Rumlu Hasan, Kazvin valisi olan dedesi Emîr Sultân Rumlu'nun 946 H (1539 / 40M) yılında Tebriz'de Hakk'a yürümesinden sonra ordunun silah temini bölümünde çalışmaya başladı. Yazar, 919 H (1513 / 14M) yılının olaylarını anlatırken, Şah Tahmasb'ın tüm seferlerine katıldığını ve olayların çoğunu yakından gördüğünü bildirir.
 | Yayıncının Önsözü Şah İsmail, öteki adı ile Hataî, Günümüzden beşyüz seksen yıl önce Hakk'a yürümüştür. Ardan geçen bunca yıla karşın O, Anadolu ve Balkanlarda yaşayan bir kısım halkın gönlünde, tüm canlılığı ile yaşamaktadır. Toplumsal etkisini de hâlâ sürdürmektedir. Ne ki canımız kadar sevdiğimiz, bağlandığımız, gönlümüzde yaşattığımız Şah İsmail Safevî hakkındaki bilgilerimizin kaynağı, ona düşman olmuş ve hatta ona ihanet etmiş[1] insanların kaleme aldığı kitaplar ya da onu sevenlerin ağızdan ağıza ulaştırdığı destanlar, yani menâkıblardır. Yargımızı kanıtlamak amacı ile küçük bir örnek verirsek: Hoca Sadettin, Tacü't- Tevârih adlı yapıtında, Hataî için şunları yazmıştır: "Alaüddevle'nin eline geçirdiği iki torununu.kebap ettirmiş ve müridleri olan maymunlara da .iştahla yedirmiştir"[2]Aynı yazar, Şah'ın insanları, hem de yoldaşı olan insanları, kazanlarda kaynatarak öldürdüğünü de söyleyebilmektedir.[3] Şah Hataî'yi Pîr bilen ya da ondan yana olduğunu söyleyen, bir bölük aydın da onu mezarında rahatsız etmektedir. Bilgi eksikliği, illaki sol görünmek hastalığı veya yeni dünya düzeninden esen rüzgârların etkisiyle eline kalem alan bazı araştırmacı yazarlar, romancılar da Hataî'i yücelteceğiz derken tersini yapmaktadırlar. Elinizdeki kitap, Safevî Devleti'nin kuruluşunu ve Şah İsmail - Yavuz çekişmesini, Safevîler açısından anlatan bir kitaptır. Bu nedenle Türkiye'de, yüzyıllardır süregelen bir boşluğu dolduracaktır. Böylece insanlarımız olaylara, Erdebil Tekkesi açısından bakmak olanağına kavuşacaktır. Ahsenü't Tevârih (Tarihlerin en güzeli)'in yazarı Rumlu Hasan, aslen Anadoluludur. Fakat, Osmanlı ile uyuşamıyan birçok Oğuz ya da Türkmen gibi, Safevîlerin sarayında hizmet görmüştür. Sonuna kadar da Şah İsmail ve Şah Tahmasb'a bağlı kalmıştır. Bu nedenle onun, Şah İsmail veya Şah Tahmasb karşıtı olduğu asla söylenemez. Soruna bu açıdan bakarsak, Rumlu Hasan da yanlıdır. Fakat O, Safevî yanlısıdır. Ahsenü't Tevârih aynı zamanda bir bilim hazinesidir. Çünkü olayların içinde yaşayan bir insan tarafından kaleme alınmıştır. Batılıların bir kaç yüz yıl önce okuduğu bu kitabı, tarihsel araştırma yapan bilim adamlarımız ve onların öğrencileri, kendi dillerinden, ilk kez okuyacaklardır. Kitabımızı Türkçeye çeviren Cevat Cevan çok ağır bir işi yüklenmiştir. Çünkü bu kitabın dili beşyüz yıl önceki Farça'dır. Unutulan ve bu gün kullanılmayan sözcükleri Türkçe'ye çevirmek her babayiğitin harcı olmasa gerekir. Cevat Cevan titiz bir çalışma ile ve zaman zaman da İranlı bilim adamlarının katkılarını sağlayarak bu yapıtı yeniden yaratmıştır. Karaca Ahmet Sultân Dergâhı ve Ardıç Yayınları olarak kendisine şükranlarımızı sunar ve hizmetinin devamını dileriz. Umarız ve dileriz Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı kitabımıza, Şah İsmail Sultan'a ve insanlık tarihine Orta Çağ mantığı ile yaklaşmaz ve Alevîlik / Kızılbaşlık dolayısıyla Bektâşîliğin de bu toplumun olmazsa olmazı olduğunu kabul eder Elinizdeki kitap, Muharrem Mâtemi (Yası) içinde bilginize sunulmaktadır. Mâtem ayında zulme karşı olanlar, mazlumları yüceltmekte, zâlimleri de lânetlemektedir. Karaca Ahmet Dergâhı ve Ardıç Yayınlarına göre zulmü önlemenin en iyi yolu mazlumun yanında yer almaktır. Mazlumun yanında yer almak ise bilgi ile olanaklıdır. Çünkü Hünkâr Hacı Bektâş Velî " ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır " diye buyurmuştur. Bizler de bu buyruğa uyduk ve şu kutsal günlerde, küçük bir ışık yaktık. Umarız ve dileriz bir işe yarar. Şah İsmail Sultân'ın Hakk'a yürüyen rûhunun sevinçle ve ışık (nûr) la dolmasını diliyoruz. Zâlimler ve zâlimlerin yanında yer alanlar hariç, tüm insanlara Aşk-ı niyâzlarımızı sunuyoruz. Yayıncı Kuruluşlar Adına Şakir Keçeli Baba
| Rumlu Hasan 953 H (1546 / 47M) yılında Şah Tahmasb'ın Gürcistan'a saldırması sırasında onun yanında bulundu ve bizzat çatışmalara katıldı ve yine kendi ifadesine göre düşmanlarından bazılarını yaraladı ve bazılarını da öldürdü. 957 H (1550 / 51M) yılında da Kürtlere karşı savaşta görev aldı.
Bunların dışında, öğrenimi açısından 919 H (1513 / 14M) yılının olaylarını anlatırken, Şah Tahmasb döneminin başta gelen hattatlarından Kazvinli Mevlânâ Mâlik'in yanında Haşiye-i Şemsiyye ve 966 H (1558 / 59M) yılının olaylarını anlatırken de, Mevlânâ Abulhasan'ın yanında Tecrîd (her şeyden el ayak çekip Tanrı'ya yönelme) açıklaması okuduğunu öğreniyoruz. Yazar, kendisi ile ilgili son bilgiyi 985 H (1577 / 78M) yılının olaylarında vermektedir. Buna göre, İkinci İsmail'in ölümünden sonra tahta geçen Muhammed Mirza, Şiraz'dan Kazvin'e giderken, Rumlu Hasan kendisine ulaşır ve bağlılığını bildirir. Bu konu, yazarın yaşamına ilişkin verdiği son açık bilgidir. Yazarın ölümü hakkında kesin bilgi yoktur. Onun yaşamı ya eceliyle son bulmuş veya belki de İkinci Şah İsmail'e bağlılığı nedeniyle, yeni iktidarın gazabına uğrayarak öldürülmüştür. Rumlu Hasan, tarihlerin en güzeli ve en iyisi anlamında "Ahsenü't-Tevarih" adıyla, on iki ciltlik bir tarih yazmıştır. Fakat bunlardan sadece son iki cildi günümüze ulaşabilmiştir. Elinizdeki çeviri, bu kitaplardan on ikincisinin, 1494 ile 1524 yılları arasındaki olayları, başka bir deyişle Şah İsmail ile ilgili bölümü kapsamaktadır. Yazarın yaşamı ve özellikle saray çevresine yakınlığı göz önünde bulundurulursa eserin önemi daha iyi anlaşılır. Kitabın el yazısıyla iki nüshası mevcuttur. Bunlardan biri İran Meclisi'nin kütüphanesinde, diğeri ise İstanbul Nuru Osmaniye kütüphanesindedir. Kitabın ilk baskısı 1931 yılında C.N.Seddon tarafından Hindistan'da yapılmıştır. Bu nüsha Seddon'un bütün çabalarına karşın bazı eksiklikler ve yanlışlıklar içermektedir. Daha sonra 1981 yılında Tahran Üniversitesi profesörlerinden değerli tarihçi Abdulhüseyin Navaî, iki el yazmasıyla C.N. Seddon'un baskısını karşılaştırarak ve düzeltmeler de yaparak eseri yeniden yayınlamıştır. Okuyucumuza sunulan çeviri, bu nüshadan yapılmıştır. Dipnotlarda Navaî'nin saptadığı nüshalar arasındaki farklılıklar ve eklemeleri yer almaktadır. Dipnotlardaki M., N. ve S. kısaltmaları sırasıyla İran Meclisi'ndeki nüsha, İstanbul Nuru Osmaniye kütüphanesindeki nüsha ve C.N. Seddon baskısı için kullanılmıştır. Metinde ayraç içinde ve dipnotlarda (ç.) kısaltmasıyla görülenler Türk okurlarının kolay anlamalarını sağlamak amacıyla tarafımdan eklenmiştir. Bu eklentilerde İran kaynaklı eserlerin yanında, Ferit Devellioğlu'nun Ansiklopedik Osmanlıca-Türkçe Lûgat'ından yararlandım. Görüleceği üzere eser, tarih kitabı olması yanında aynı zamanda edebi bir yapıttır. Kitapta yer alan şiirlerin Türkçe anlamları verilmiş olup, kesinlikle şiir çevirisi iddiasını taşımamaktadır. Şiirlerin Farsça asılları dipnotlarda, ayrıca sunulmuştur. Olası bazı yanlışlıkları önlemek için de kişi ve yer adları, orijinal şekliyle ayraç içinde yazılmıştır. Çeviride bulunabilecek yanlışlıklar ve eksiklikler, tümüyle çevirmenin bilgi yoksulluğundan kaynaklanmıştır. Okuyucuların saptayacakları yanlışlıklar tarafıma ulaştırıldığı takdirde kendilerine minnettar olacağımın ve olanaklı olursa ikinci baskıda düzeltileceğinin bilinmesini rica ederim. Kitap 900 H (1494 / 95M) yılının olaylarıyla başlar. Burada konuya girişi kolaylaştırmak amacıyla Şah İsmail'in doğumu ile sonrasına çok kısa da olsa göz atmakta yarar olduğu kanısındayım: Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar, Akkoyunlu Uzun Hasan ve Despina Hatun'un kızı Marta ile evlendi. Türkmenlerin Halime Beygi Aga diye adlandırdıkları ve Alemşah Begüm lakabı ile tanıdıkları Marta ile Haydar Erdebil'de resmi törenle evlendiler. 17 Temmuz 1487 de Prenses Marta ikinci oğlu İsmail'i Erdebil'de doğurdu. Babası Şeyh Haydar Temmuz 1488 de Şirvan hükümdarı Ferruhyesar ve ona yardım eden Akkoyunlu Yakup Bey ile savaşırken şehit oldu. Türkmen emîrleri Haydar'ın başını Sultân Yakub'a gönderdiler. Yakub'un emriyle Haydar'ın kafası 1488 yılı Ağustos ayının ortalarında Tebriz sokaklarında dolaştırıldı. Cesedi ise Kızılbaşlar tarafından matemle yıkandı ve Teberistan'ın Dehkent'inin Elfendyar köyünde toprağa verildi. [4] Şeyh Haydar'ın ölümünden sonra Sultân Yakup, kardeşi Marta ve yeğenlerini Fars'daki İstahr kalesine kapattı ve böylece aralarında Şah İsmail'in de bulunduğu aile, Sultân Yakup tarafından tutuklanmış oldu ve ancak onun ölümünden sonra serbest kalabildi. Şah İsmail 1493 yılının sonbaharında annesi Marta ve ağabeyi Şeyh Ali ile birlikte Tebriz'e geldi. Daha sonra da Erdebil'e gitmelerine izin verildi. Bundan sonraki gelişmeleri elinizdeki kitapta bulacaksınız. Çoğu tarihçilerin saptamasına göre; Şah İsmail Sâsânîler'den sonra, İran'ın ulusal birliğini ikinci kez kurabildi. Safevîler, her ikisi de Sünni olan doğuda Özbekler ve batıda Osmanlılar arasında kendilerini sıkışmış hissettiklerinden ulusal birliğin korunması için Şiiliği, inançtan ziyade siyasi bir taktik olarak kullandılar. Ne yazık ki bu yöntem, bir taraftan o döneme dek ideolojik düzeyde kalan Şii-Sünni ayrışmasını çatışmaya dönüştürdü, diğer taraftan da İran'ın batı komşusu Osmanlılar ile çatışmasına neden oldu. Bilindiği üzere bu savaş, aralıklarla yaklaşık üç yüz yıl devam eden bir savaştır. Kuşkusuz bu savaşlardan her iki ülkenin ortak düşmanları yararlandılar. Acı çeken ve zarar edenler ise sadece iki halk oldu. Bu gerçeğin kanıtlanması ve geleceğe ışık tutması bakımından elinizdeki bu yapıt, önemli bir kanıttır. İran'da doğmuş ve Türkiye'de yaşamını sürdüren ve her iki ülke ile derin bağları olan bir insan olarak, bu denli ortak çıkarlara, kültüre ve geçmişe sahip iki ülkenin neden ilişkilerini gerektiği gibi geliştiremedikleri sorusu sürekli olarak zihnimi meşgul etmiştir. Ülkeler arasında farklılıkların bulunması doğaldır ama, bu farklılıkları öne çıkarıp ortak yararları unutturmanın kime yaradığı ise, bugün artık herkes tarafından bilinmektedir. İşte bu kitap, farklılıkları çatışmaya dönüştürmenin, her iki ulusun da aleyhine olduğunu göstermesi bakımından, kanımca tarihi bir değere sahiptir. Son olarak, bu eserin Türkçeye çevrilmesi önerisinde bulunan ve yayımlanmasını sağlayan, dolayısıyla bana da bu alanda hizmette bulunma fırsatını veren, ayrıca dipnotlarda (Ş.K.) ile gösterdiğim değerli katkıları için de Sayın Şakir Keçeli Baba'ya teşekkür ederim. Cevat Cevan İçindekiler YAYINCININ ÖNSÖZÜ ÇEVİRMENİN ÖNSÖZÜ İÇİNDEKİLER RUMLU HASAN'IN SUNUMU 1 HİCRÎ 900 (1494-1495 M.) YILININ OLAYLARI Türkmen Rüstem Bey'in Emriyle Sultân Ali Pâdişah'ın Şehit Edilmesi ve Zamanın Bazı Olayları ve Dönemin İnkılapları 3 Hâkan İskender Şân'ın Durumu ve Lâhican'a Yönelmesi 5 Hâkan İskender Şân'ın Lâhican'da Kalması 11 Çeşitli Olaylar 13 Ölenler 13 HİCRÎ 901 (1495- 1496 M.) YILININ OLAYLARI Sultân Hüseyin Mirza'nın Şâdman Kalesi'ne Gidişi 15 Çeşitli Olaylar 16 HİCRÎ 902 (1496 – 1497 M.) YILININ OLAYLARI Ahmet Pâdişah'ın Rûm'dan Gelmesi ve Rüstem Pâdişah'ın Öldürülmesi 17 Sultân Hüseyin Mirza ile Bediüzzaman Mirza Arasındaki Savaş 19 Ölenler 20 HİCRÎ 903 (1497-1498 M.) YILININ OLAYLARI İbe Sultân ile Ahmet Pâdişah'ın Savaşı 21 Sultân Hüseyin Mirza'nın Bediüzzaman Mirza ile İkinci Çatışması 23 Ölenler 24 HİCRÎ 904 (1498-1499 M.) YILININ OLAYLARI Muhammedî ile Elvent Bey'in Savaşı 27 Sultân Hüseyin Mirza'nın Helva Çeşme'de Oğullarıyla Savaşı 28 Ölenler 30 HİCRÎ 905 (1499-1500 M.) YILININ OLAYLARI Sultân Murad'ın Muhammedî Mirza ile Savaşı 31 Hâkan İskender Şân'ın Lâhican'dan Gökçe Dengiz'e Gitmesi ve Sultân Hüseyin Barani ile Görüşmesi 33 Karaca İlyas ve Rûm Sûfîlerinin Gelişi 44 Horasan Vilâyetindeki Olaylar 45 Rûm Beldelerindeki Olaylar 46 Horasan Olayları 49 Çeşitli Olaylar 50 Ölenler 50 HİCRÎ 906 (1500-1501 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Şirvan Pâdişahı ile Savaşı 51 Maverâünnehir Olayları ve Özbek Şeybek Hân'ın Semerkant'ı Ele Geçirmesi 58 Rûm Osmanlı Beldelerindeki Olaylar 62 Horasan Beldelerindeki Olaylar 63 Yazd Olayları 64 Çeşitli Olaylar 64 Ölenler 65 HİCRÎ 907 (1501-1502 M.) YILININ OLAYLARI [Hâkan İskender Şân'ın Türkmen Elvent ile Savaşı] 69 Çeşitli Olaylar 75 Ölenler 75 HİCRÎ 908 (1502-1503 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân İle Sultân Murat Arasındaki Savaş 78 Fars Beldelerindeki Olaylar 84 Horasan Beldelerindeki Olaylar 85 Aykutoğlu'nun Türkmen Nasır ve Mansur ile Muharebesi 85 Çeşitli Olaylar 85 Ölenler 86 HİCRÎ 909 (1503-1504 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Ordusuyla Şiraz'a Yönelmesi 90 Hâkan İskender Şân'ın Firuzkuh'a Gitmesi ve Alçak Grubu Dağıtması 90 Asta Kalesi'nin Fethi ve Hüseyin Kiya'nın Öldürülmesi 94 Belh ve Çevresinin Özbek Şeybek Hân Tarafından Kuşatılması 98 Çeşitli Olaylar 99 Ölenler 99 HİCRÎ 910 (1504-1505 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Yezd'e Saldırması ve Kere'nin Öldürülmesi 101 Hâkan İskender Şân'ın Tabes Harekatı 103 Maverâünnehir'deki Olaylar 104 Bâbur Padişah'ın Kâbil'i Ele Geçirmesi 105 Çeşitli Olaylar 105 Ölenler 106 HİCRÎ 911 (1505-1506 M.) YILININ OLAYLARI Horasan Beldelerindeki Olaylar 107 Çeşitli Olaylar 108 Ölenler 108 HİCRÎ 912 (1506-1507 M.) YILININ OLAYLARI Bediüzzaman Mirza ve Bâbur Padişah'ınŞeybek Hân'a Saldırmaları 111 HİCRÎ 913 (1507-1508 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Alâüddevle Zülkadir'e Saldırması ve O Beceriksizin Kaçışı 115 Hân Muhammed Ustaclu ile Sarıkaplan Zülkadir Arasındaki Savaş 117 Şeybek Hân Özbek'in Bediüzzaman Mirza ile Savaşı 119 Çeşitli Olaylar 123 Ölenler 124 HİCRÎ 914 (1508-1509 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Bağdat'a Saldırması 127 Hân Muhammed Ustaclu'nun Zülkadir Kör Şahruh ile Savaşı 128 Şeybek Hân'ın Esterâbad'a Gelmesi ve Bediüzzaman'ın Kaçışı 131 Çeşitli Olaylar 131 Ölenler 132 HİCRÎ 915 (1509-1510 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın İkinci Şirvan Harekatı 133 Çeşitli Olaylar 134 Ölenler 136 HİCRÎ 916 (1510-1511 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Şeybek Hân Özbek ile Savaşı 137 Yazı (Şeybek Han'ın Mektubu) 137 Muhammed Hân Şeybâni'nin Öldürülmesi 145 Çeşitli Olaylar 151 Ölenler 151 HİCRÎ 917 (1511-1512 M.) YILININ OLAYLARI Rûm Beldelerindeki Olaylar 154 Bâbur Pâdişah ile Özbek Hamza Sultân ve Mehdi Sultân Arasındaki Savaş 156 Çeşitli Olaylar 157 Ölenler 157 HİCRÎ 918 (1512-1513 M.) YILI OLAYLARI Bâbur Pâdişah'ın Özbek Übeyd Hân ve Cani Sultân ile Savaşı 159 Übeyd Hân ile Necm Bey Arasındaki Savaş 161 Hâkan İskender Şân'ın Rumlu Nur Ali Halîfe'yi Rûm'a Göndermesi ve Bu Bölgenin Harap Olması 164 Ölenler 166 HİCRÎ 919 (1513-1514 M.) YILI OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın İkinci kez Horasan'a Saldırması ve Übeyd Hân'ın Kaçışı 169 Sultân Haydar Oğlu Sultân Süleyman'ın Nankörlüğü ve Hâkan İskender Şân'a Karşıgelmesi 172 Velayet ve Hidayet Burcunun Yıldızı Dini Koruyan Şah Tahmasb'ın Doğumu 175 HİCRÎ 920 (1514-1515 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân ile Rûm Pâdişahı Sultân Selim Arasındaki Savaş 177 Burun Sultân ve Hâce Muzaffer Betekçi'nin Muhammed Zaman Mîrza ile Savaşı 184 Çeşitli Olaylar 185 Ölenler 185 HİCRÎ 921 (1515-1516 M.) YILININ OLAYLARI Sultân Selim'in Kemah Kalesi'ni Ele Geçirmesi 189 Bıyıklı Çavuş Mustafa ile Rumlu Nûr Ali Halîfe Arasındaki Savaş 190 Çeşitli Olaylar 190 Ölenler 190 HİCRÎ 922 (1516-1517 M.) YILININ OLAYLARI Bıyıklı ile Karahan Ustaclu'nun Savaşı 193 Sultân Selim ile Mısır ve Şam Pâdişahı Sultân Kansu Arasındaki Savaş ve Sultân Kansu'nun Yenilgisi 196 Muhammed Zaman Mirza'nın İslâm'ın Kubbesi Belh'i Ele geçirmesi 200 Hâkan İskender Şân'ın Nahcivan'da Kışlaması ve Div Sultân'ın Gürcistan'a Gidişi 200 Çeşitli Olaylar 201 Ölenler 201 HİCRÎ 923 HİCRÎ (1517-1518 M.) YILININ OLAYLARI Sultân Selim'im Mısır ve Şam Harekatı ve Tomanbey'i Yenmesi 203 Emîrlerin Gürcistan'a Gitmesi ve Mirza Muhammed Zaman'ın Yenilgisi 205 Çeşitli Olaylar 206 HİCRÎ 924 (1518-1519 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Durmuş'u Mazenderan Egemeni Muhammed Rûzefzun'un Üzerine Göndermesi ve Oranın İşlerinin Bitirilmesi 207 Çeşitli Olaylar 208 Ölenler 208 HİCRÎ 925 (1519-1520 M.) YILININ OLAYLARI Dünyayı Koruyan Şah'ın Gürcistan'a Ordu Göndermesi 209 HİCRÎ 926 (1520-1521 M.) YILININ OLAYLARI Bâbur Padişah'ın Kandehar'a Yönelmesi ve Zünnun'un Oğlu Şuca Bey'in Üzerine Gitmesi 211 Ölenler 212 HİCRÎ 926 (1521-1522 M.) YILININ OLAYLARI Horasan'daki Olaylar ve Özbek Übeyd Hân'ın Herat'a Gelişi 213 Rûm Ülkesi'ndeki Olaylar 214 Div Sultân'ın Gürcistan'a Saldırması 215 Çeşitli Olaylar 216 Ölenler 216 HİCRÎ 927 (1522-1523 M.) YILININ OLAYLARI Dünyayı Koruyan Şâh (Tahmasb) 'ın Hâkan İskender Şân'ın Huzuruna Gelmesi 219 Çeşitli Olaylar 220 Ölenler 220 HİCRÎ 928 (1523-1524 M.) YILININ OLAYLARI Rûm (Osmanlı) Pâdişahı Sultân Süleyman'ın Rodos'u Alması 221 Ölenler 222 HİCRÎ 929 (1524-1525 M.) YILININ OLAYLARI Hâkan İskender Şân'ın Yaban Atı Avlamak İçin Şeki Yönüne Gitmesi 225 Çeşitli Olaylar 225 (Şah İsmail Sultan'ın Hakk'a Yürümesi) Ölenler. 226 Dini Koruyan Şah Tahmasb'ın Saltanat Tahtına Oturması 229 Kitapta Geçen Kişiler ve Topluluklar Hakkında Yayın Yönetmeninin Açıklamaları 233 Kişi ve Aşiretler Dizini 241 Yer Adları Dizini 251 Notlar [1] Şah İsmail Sultân'ın Yavuz Selim Sultân ile yaptığı savaşların öyküsünü Hoca Sadettin'den öğreniyoruz Oysa Hoca Sadettin, Çaldıran Savaşı'na değin Safevîlere hizmet etmiş, ondan sonra da Osmanlının hizmetine girerek ekmeğini yediği insanlara küfretmiştir. Bu yargımızın gerçek olup olmadığını araştırmak için: Hoca Sadettin, Tacüt Tevarih, Hazırlayan İsmet Parmaksızoğlu, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1992, C. 1, s. III ve devamı. [2] Hoca Sadettin, Agy, C.3, s. 351. [3] Hoca Sadettin, Agy, C. IV, s. 66 vd. [4] Şah İsmail yirmi iki yıl sonra Şirvan'a saldırdığı zaman babasının mezarını açtırdı ve cesedin Erdebil'e taşınmasını ve görkemli bir törenle toprağa verilmesini sağladı. Rumlu Hasan - Şah İsmail Tarihi (Ahsenü't Tevârih). Çeviren: Cevat Cevan. Ardıç Yayınları, Ankara 2004, 256 S., ISBN 975-7902-59-4 |