|

|
Foto: Ufuk Tekin - Adana. Meryem'in en büyük hayali doktor olmak. Hiç okula gitmeyen 16 yaşındaki kız, okumayı ve yazmayı kendi başına öğreniyor. Meryem'in babası Osman Kaplan, gazetecilere ve yetkililere, kızının yakında bir akrabasıyla evlendirileceği için okula gitmesinin boşuna olacağını söylüyor. Olay basında geniş bir şekilde yer aldı ve yerel gazeteci ve politikacılar, bu olayın peşini bırakmayarak kızın babasını ikna ettiler ve böylelikle Meryem hayatında ilk defa okula gitti.
| İstanbul - Eğitim Türkiye'de mecburi olmasına rağmen yaklaşık 50 bin kız, ailesi tarafından okula gönderilmiyor. Yetkililer ve BM temsilcileri, bunu değiştirmek için ellerinden geleni yapıyor. Bazen de başarılı oluyorlar.
Fatma, annesi hastalandığında okulu bıraktı. Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesindeki Hani'de yaşayan 12 yaşındaki kızın babası, kızının evde kalıp evin işleriyle ilgilenmesi gerektiğini düşünüyor. Fatma'nın olayı münferit bir durum değil. Türkiye'de eğitim mecburi olmasına rağmen yaklaşık 50 bin kız ailesi tarafından okula gönderilmiyor. Fakirlik ve kızların rolleriyle ilgili âdetler, bunun temel nedenini oluşturuyor. Fakat Fatma şanslıydı. Hani Kaymakamı olayı duyduktan hemen sonra kızı bu durumdan kurtaracak bir fikir buldu. Hani Kaymakamı, kızın ailesine bir çamaşır makinesi alarak, kızın yeniden okula gitmesini sağladı. Kaymakam Nesim Babahanoğlu, Fatma'nın yeniden okula gittiğini söylüyor. Parayı hayır işleri yapan bir dernek vermiş. Fatma, altı ay aradan sonra tekrar okuluna geri döndü ve okulda yapılan bir sınavda en iyi 70 öğrenci arasına girdi. Babahanoğlu, eğitimi en başta gelen görevi olarak görüyor. Kendisi yaklaşık bir buçuk yıldır bu görevde olmasına rağmen, şimdiye kadar görev bölgesinde 85 kız ve 15 erkek öğrencinin öğrenim görmesine olanak sağladı. Kendi görev bölgesinde bir okulun içini bile görmeyen, zorunlu eğitim yaşında olan 200 kadar çocuğun olduğunu ve bu durumun yakında değişeceğini söylüyor.
Babahanoğlu gibi angaje olmuş devlet yetkilileri, Türk Milli Eğitim Bakanlığı ve çocuk yardım örgütü Unicef tarafından ülke çapında yürütülen "haydi kızlar okula" başlıklı kampanyanın öncüleri. 2003 yılından 2007'ye kadar, önceden evde kalmak zorunda olan 240 bin genç kız okullara yerleştirildi. Geri kalan 50 bin kızın tamamının 2010 yılına kadar okullara yerleştirilerek bu sayının sıfırlanması hedefleniyor. Milli Eğitim Bakanlığından Ömür Çoban, bunun hayal olmadığını söylüyor. Bilinç değişikliği ve yetkili makamlar ile ilgili dernekler arasındaki koordinasyonun gelişmesinin, Fatma gibi okula gitmeyen kız çocuklarının tespit edilmesini kolaylaştıracağı söyleniyor. 70 milyon nüfusa sahip Türkiye'de yaklaşık 13 milyon kişinin geliri 275 avronun altında olduğu için resmen yoksul kabul ediliyor. Kızlar genç yaşta evlendirildikleri için, genelde erkek çocukları okula gönderiliyor. Çocukların eğitim masrafları israf olarak görülüyor. İşler her zaman Fatma'nın ailesinde olduğu gibi yolunda gitmiyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye'nin güneyinde bulunan Adana şehrinde yaşayan 16 yaşındaki Meryem Kaplan'ın olayı gazetelerin baş sayfalarında yer aldı. Müfettişler kızın evine geldiğinde, kızın yardım etmeleri için yalvardığı belirtiliyor. Meryem'in en büyük hayali doktor olmak. Hiç okula gitmeyen 16 yaşındaki kız, okumayı ve yazmayı kendi başına öğreniyor. Meryem'in babası Osman Kaplan, gazetecilere ve yetkililere, kızının yakında bir akrabasıyla evlendirileceği için okula gitmesinin boşuna olacağını söylüyor. Olay basında geniş bir şekilde yer aldı ve yerel gazeteci ve politikacılar, bu olayın peşini bırakmayarak kızın babasını ikna ettiler ve böylelikle Meryem hayatında ilk defa okula gitti. Stuttgarter Nachrichten, 14 nisan 2008 |