Iddias “Karanlığa küfredeceğine bir mum yakarak karanlığına son ver.”  -Konfüçyus- Template
Template Bugün: 21 03 2010 Template

Anket

Online

Şuan 18 konuk çevrimiçi

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
Vasfını Bu Resme Tertip Ettiler - Mevlithan, Gazelhan ve Hanende Hafız Kemal Bey PDF Yazdır E-Posta
21 03 2008

Cemal Ünlü (Haz.) Vasfını Bu Resme Tertip Ettiler, Mevlithan, Gazelhan ve Hanende Hafız Kemal Bey. CD – Yapım: Kalan Müzik – Hasan Saltık, 2006; Yayın Koordinatörü: Ulaş Özdemir; Kayıt: Audeon, Selçuk Yalçın; Mastering: Rıza Okçu; Arşiv: Velice Bilge, Cemal Ünlü; İngilizce Çeviri: Bob Beer; Grafik Tasarım: Burcu Kayalar; Baskı: FRS.

Hafız Kemalettin (Gürses) 1884-1939

İstanbul’da doğdu. “Gürses” soyadını kendisine Atatürk’ün verdiği, ailesi tarafından ifade edilmektedir. Babası; Mehmet Ağah Beydir. Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan bir aileye mensuptur. Annesi Feride Hanım köklü bir İstanbul ailesinin kızıdır.

Hafız Kemal’in gençlik yıllarında, dönemin önemli musiki adamlarından dersler almıştır. Dini musikiyi, Kasımpaşa Küçük Piyale Camii imamı Cemal Efendi’den öğrenmiştir. Besteniğar Ziya Bey, Muallim Kazım Uz, Hacı Kirâmi Efendi diğer hocalarıdır. Hafız Kemal özellikle Mevlit, kaside, ezan, gazel okumakla ünlenmiş ve 20. yüzyılda Hafız Sami, Hafız Osman gibi üstatlardan sonra en sevilen hafız olmuştur. Hafız Kemal’in tavır ve uslübu Sait Paşa Camii’nin efsanevi hocası Hasan Rıza Efendi’ye benzetilmiştir. Hafız Kemal döneminin en iyi Mevlithanı olarak ünlenirken ezan, kaside okuması çok tutulmuş, Kur’an okuması diğerlerinin gölgesinde kalmıştır.

Hafız Kemal İstanbul Radyosu’nun ilk kuruluş yıllarından itibaren yakın arkadaşı Hafız Sadettin Kaynak ile yayınlara katılmış, aynı yıllarda Dar’ül Elhan Heyeti üyeliği yapmıştır. Dar’ül Elhan Tasnif Heyeti’nin notaya aldığı klasik repertuarı plaklara okuması da bu yıllara rastlar. Hafız Kemal ve Sadettin’e dindışı musikide şöhret yolunu açan, Columbia firması için yapmış oldukları 78 devirli taş plak kayıtlardır.

Mevlithan olarak kendisine büyük bir ün sağlayan Hafız Kemal Columbia’dan yayınlanan plaklarıyla ölümsüzleşmiştir. Gerçekten de yaşayan “En Meşhur Mevlithan” olarak kabul görmüş, ölümünden sonra da bu sıfatı taşımayı sürdürmüştür.

“Mevlit’i Süleyman Çelebi yazdı, Hafız Kemal’de okudu” biçiminde sloganlaşan görüş etrafında fikir birliği edenlerin sayısı hayli yüksektir.

Kalp rahatsızlığı nedeniyle 9 Ağustos 1939 tarihinde vefat etmiştir. Mezarı Edirnekapı’dadır.

ESERLER

Mevlid-i Şerif…

Birinci Bahirden

1. Allah Adını Zikredelim Evvela

2. Aşk İle Gel İmdi Allah Diyelim

3. Her Kaçam Anarsam Seni… Kaside… Güfte: Yunus Emre

4. Ey Azizan İşte Başlarız Söze 

İkinci Bahirden

5. Hak Teâlâ Çün Yarattı Adem’i

6. İrdi İbrahim ü İsmail’e Hem

Üçüncü Bahirden

7. Âmine Hatun Muhammed Ânesi

8. Didi Gördüm Ol Habib’in Ânesi

9. Çün Göründü Bana Bu İşler Ayan

10.Bu Gelen İlm-i Ledün Sultanıdır 

Semai, şarkı, türkü icrası hanendelerin icra yeteneğini, ses güzelliğini sergilediği alanlardır. Gazelhanlığa soyunan hanende bunların yanına; makam bilgisini, kompozisyon yani “bestecilik” hünerini koymak zorundadır. Mevlithanlık ise apayrı bir yol, farklı bir alandır. Hanendelik yeteneklerine, bestecilik hüneri eklenecek, dini bilgileri, konuyla ilgili birikim, en önemlisi zevk ve “ruh hâli” eklenecek. Gazelhanlıkla Mevlithanlık arasındaki en önemli ayırım; kulaklarda bıraktığı sadâ ile fark edilir. Bir dini eserin bıraktığı etki ile dindışı eserin yarattığı tesir, hemen ayırt edilmelidir. İyi gazelhan ile kötüsünün farkı bununla ölçülür. On plaktan oluşan Mevlit’i ve ardından gelen dindışı eserleri bir de bu açıdan dinleyip değerlendirmek gerekir.Hafız Kemal’i ve sanatını kavramanın güvenilir, doğru yolu bu olacaktır.

Kolaylıkla diyebiliriz ki, bu albümde dinleyeceğiniz icralarda Hafız Kemal; bir gazelhan ve mevlithanın yerine getirmesi gereken her türlü “inceliği” ortaya koymaktadır. Mevlit ve gazellerde kullanılan makam geçkileri, güftenin musiki ile yeniden yaratılması, süslemeler, sesin kullanımı; ustalık gösterisidir. Plaklar; Hafız Kemal’in Mevlithan ve gazelhan olarak haksız ün kazanmadığını, hünerleri sonunda ölümsüzleştiğini gösteriyor.

Bolahenk akordundan okunan Mevlit, Sabâ makamıyla başlıyor, Hüseyni ile devam ediyor Dilkeşide, Sazkâr, Şehnaz makamları dokuzuncu plağın sonunda Hicazkâr’a ulaşıyor. Adeta bir kompozisyon harikası olan son plak da ise Hafız Kemal’in yaratısında bir doruk noktası. Hicazkâr, Kürdilihicazkâr, Nihavend, Segâh geçkiler sonunda Rast makamına ulaşıyor ve karar kılıyor. Bitiş bölümünde musikinin ulaştığı “sanat”; Türk musikisinin şaheserlerinden biri olmalı.

Yüzyıllardır serbest okunan Mevlit’i besteleme girişimi; Hafız Kemal’in akrabası ve yakın dostu hattat, bestekar Hafız Kemal Batanay tarafından gerçekleştirilmiştir. Eser 1956 yılında tamamlanmıştır. İlahilerle süslenen bu eser tıpkı Hafız Kemal’in plaklara okumuş olduğu Mevlit kaydı gibi Sabâ makamı ile başlayıp Uşşak makamı ile bitmektedir.

Klasik Eserler (Dar’ül Elhan Tasnif Heyeti Kayıtları)

“Vasfını Bu Resme Tertip Ettiler” CD.sinde 11,12,13 sıra numarası ile yer alan eserler; ilginç kayıtlarıdır. Rauf Yekta Bey, Suphi Ezgi Ahmet Irsoy gibi musikisi bilginlerinin çabaları sonunda klasik eserlerin büyük bölümü incelenmiş, onaylanan eserlerin notası yazılmış ve nihayet fasiküller halinde yayınlanmıştır. Bu seçkin musiki insanları ne yapmak istiyorlardı: Yıllar, asırlar boyu meşk yoluyla kulaktan aktarıla gelmiş Türk musikisi eserlerini; devrini ve bestecisini gözeterek mercek altına almak, fazladan yapılan eklemeleri, geçki usul ve güfte yanlışlarını gidermek, eserleri sağlam biçimde kayıt (nota) altına almak. Yayınlanan nota aracılığı ile disiplin altında tutulan klasik repertuarı “ortak bir dil” olarak yeni kuşaklara sunmak.

Girişim olumlu netice vermiş, uzun yıllar süren çabalar sonunda Mevlevi ayinlerinden, Bektaşi nefeslerine kadar pek çok değerli yapıt; “temel eser” özelliği ile Türk musikisi repertuarına kazandırılmıştır. Bu çabanın içinde olan değerli müzik adamları, Türk musikisinde notanın ifade edeceklerinin “sınırlı” olduğu bilinciyle eserlerin bir de “ses kaydı” biçiminde tespit edilmesini öngördüler. Dar’ül Elhan’a önemli destek Columbia firmasından geldi. Firma stüdyo ve kayıt olanakları konusunda yardımda bulundu. Tasnif Heyeti’nin seçtiği eserler plaklara aktarıldı. Faaliyette bulunmayan, kapatılmış musiki okulunun üyeleri kayıtlara sesleri ve sazlarıyla katıldılar. Nedense günümüze kadar gün ışığına çıkartılması ısrarla engellenen bu kayıtlar hedeflenen amacına hizmet edebilse, bugün Türk Musiki sanatında yaşanan “tatsızlığı” düşülmezdi.

Aşağıda bulacağınız klasik repertuarın üç baş yapıtı, işte bu yolla hayat buldu. Plakları dinlediğinizde görülüyor ki okunan eserler (ne bir fazla ne bir eksik) yayınlanan notaların “didaktik” icrası biçiminde gerçekleştirilmiştir. Öyle ki tasnif heyetince belirlenen ve notada gösterilen “çarpmalar” bile yorumcu tarafından aynen uygulanmıştır. Hafız Kemal’e kayıtlar sırasında büyük olasılıkla, Dar’ül Elhan üyesi sazlar eşlik etmiştir. Eserler “Bolahenk” akordu ile başka deyişle “yerinden” okunmuştur. Plak kayıt zamanlarının sınırlandırıcı özelliği yüzünden eserlerin tamamı seslendirilmemiştir. Öte yanda ise, eseri icra etmek isteyenlere tüm özellik ve incelikler aktarılmıştır.

11. Ey safây-î ârızından çeşm-i hurşid-i âb… Şedd-i Araban makamında II. Beste… Usulü: Hafif… Bestekarı: Tanburi İzak… Güfte: Bâki…

Türk musikisinde hemen her sazın izlemekte olduğu bir ustası ve onun da kabul görmüş bir tarzı-üslubu vardır. Tanbur sazında bu öncülüğü; 1745-1814 yıllarında yaşamış olan Yahudi asıllı tanburi ve bestekar İzak yapmıştır. İzak’ın pek çok öğrencisi olmuştur ama bu öğrencilerin en ünlüsü, bestekar Sultan III. Selim’dir. İzak’ın yine önemli saray bestecisi Sadullah Ağa ile birlikte oluşturdukları Şedd-i Araban (Şatabaran) faslı Türk musikisinin şaheserleridir. Hafız Kemal burada dinlediğiniz Dar’ül Elhan kaydında, hafif usuldeki ikinci besteyi okumaktadır. İkinci ve dördüncü dizeler plak süresi düşünülerek kayda alınmamıştır. Bu eser; Dar’ül Elhan nota yayınlarında 2. sırada yer almaktadır.

12. Bin Cefa Görsem Ey Sanem Senden… Acemaşiran makamında beste… Usulü: Muhammes… Bestekarı: Zekai Dede Efendi

Hafız Kemal Süleymaniye Camii müezzinliğinin yanı sıra Dar’ül Elhan üyeliğinde de bulundu. Dar’ül Elhan Türk Musikisi Şubesi tarafından derlendi, notaya alındı ve yayınlandı. Yayınları desteklemek için bazı eserlerin ses kaydı gerçekleştirildi. İşte bu kayıtlarda; İtri, Zekai Dede, Tanburi İzak gibi çok önemli bestekarların eserlerini Hafız Kemal seslendirdi.

Bu icrada eserin yalnızca birinci ve üçüncü dizeler seslendirilmiş, diğerleri kayıt dışında tutulmuştur. Eserin notası 14. sırada yayınlanmıştır.

13. Der-Mevc-i Perişân-i mâ Fâsıla-i Nîst… Segah Makamında semai… Usulü: Sengin… Bestekarı: Buhûrizâde Mustafa Itri Efendi

Türk musikisinin en büyük bestecisi sayılan Itri’nin (1640?-1712) sanatında Segah makamı ayrı bir önem taşır. Segah Salât-ı Ümmiye tüm İslam dünyasında bilinip okunan bir dini eseridir. Itri’nin yine Segah makamındaki Yürük Semaisi “Tutt-î mucize gûyem ne desem laf değil”i ise, sevmeyen yok gibidir. Hafız Kemal’in sesinden dinleyeceğimiz plakta kayıtlı olan Segah eser diğerlerine göre az tanınır. Hafız Kemal yalnızca birinci dizeyi ve terennümü okumuştur. Eserin Tasnif Heyeti nota yayın sırası 92’dir.

Gazeller şarkılar türküler

14. Nigeh Gülçin-i Hasret Damenim Pürhâr-ı Mihnettir… Segah Makamında gazel

Plaklara kaydedilmiş tüm gazellerin en etkileyici ve sanatlı olanlarından biri, belki de üç beş tanesinden biridir. 2 dakika 55 saniye süren bir başyapıt. Gazel sanatını tek başına temsil etmeyi hak eden bu gazel.

15. Asuman Ağlar Hem İnler Girye-bâr Oldukça Ben… Hicaz makamında gazel

Hafız Kemal’in pek çok üstün özelliği; çeşitli zaman ve biçimde musiki çevrelerince yazılıp söylenmiştir. Sanatçının fazlaca ifade edilmemiş özelliği de; gazelleri için seçtiği güftelerdeki titizliğidir. Anlaşılıyor ki Hafız Kemal; gazel güftelerini titiz bir çalışma sonunda tespit ediyordu. Öncelikle söyleyebiliriz ki güfte seçimleri üstün zevk ve beğeni ürünüdür. Güftelerin çoğu Türk musikisinin usta bestekarlarının şarkılarından seçilmiştir. Şarkı olmuş güftelerin musikiye uygunluğu bestekarlar tarafından önceden sınanmıştır. Ayrıca kaynaklık ettikleri şarkılar sayesinde akıllardadır. Önceden işitilmiş güftenin algılanması, benimsenmesi kolaylaşmaktadır. Bu nedenledir ki; Hafız Kemal’in gazellerinde “meded”, “aman”, “of” gibi ölçü tamamlamaya yarayan sözcükler fazla kullanılmamış, olabildiğince tasarruf edilmiştir

Kanun eşlikli Hicaz gazel bu anlayışın güzel örneklerinden biridir, plakta Hafız Kemal’e kanunla Artaki Candan eşlik etmektedir.

16. Sevdi Gönlüm Ey Melek Simâ Seni… Acemkürdi makamında şarkı… Usulü: Ağıraksak… Bestekarı: Nikoğos Ağa… Güfte: Pertev Paşa

Acemkürdi şarkı (1836-1885) yılları arasında yaşamış olan hanende, tanburi ve bestekar Nikoğos Ağa’nın en sevilen, tanımış eserlerinden biridir. Hafız Kemal kendisine eşlik eden saz heyeti ile ahenkli bir beraberlik içinde. İcradaki “birlikte musiki yapma” zevkinin dikkate değer olduğunu hemen eklemeliyiz. Pek çok plak kaydında Hafız Kemal’e eşlik etmiş olan Udi Yorgo Bacanos sazları arkasında sürüklerken hanendeye yepyeni ufuklar açıyor. Bacanos’un kısacık giriş taksimi, şarkıda kendini alamadığı zengin süslemeler övgüye dikkate değer. Hem ut sazının, hem de “sazla hanende ye eşliğinin” doruklarından..

17. Gönül Beni Usandırdı Bana Yâri Andırdı. Karcığar makamında şarkı… Usulu:Aksak… Bestekarı: Selanikli Ahmet Bey…

Sokak satıcılarının okuduğu mânilerin sözleri kadar “basit” bir dörtlük! Fasıl repertuarına son yüz yılda unutulmaz eserler veren bir yaratıcı ile; Selanikli Ahmet Bey’in dehasıyla buluşmuş.

Yine Yorgo Bacanos’un “damıtılmış” giriş taksimi, zengin namelerle parlak buluş ve süslemelerle çeşitlenip, zenginleşen bir saz icrası. Tek başına koca bir fasıl topluluğunun üzerinde tat veren, severek, duyarak okuyan bir hanende. Hafız Kemal’in icraları arasında öne çıkan bir plak. Son derece lirik, dokunaklı bir şarkı.

18. Cismin Gibi Ruhun da Güzel Zannedip Ey Mâh… Kürdilihicazkar makamında şarkı… Usulu: Senginsemai… Bestekarı: Artaki Candan

Hafız Kemal’in plaklarıyla oluşturduğumuz “Vasfını bu resme tertip ettiler” albümü aynı zamanda Yorgo Bacanos önemli “eşlik” kayıtlarını bir araya getirmiş oluyor. Hemen her kayıtta yer alan Udi Y.Baconos’un yanı sıra, Kemençeci Aleko Baconos ve büyük bir ihtimalle Kanuni Artaki Candan; eşlik sazlarını oluşturmuştur. Bundan önce dinlediğiniz iki şarkıda Hafız Kemal’e eşlik eden sazlar bu plakta da hazır bulunmuşlar. Girişte yine ut taksimi yer alıyor. Kürdilihicazkar makamının uçarılığı, dış dünyaya açık kapıları sazendelerde bir “Mayıs” günü tesiri uyandırmış. Günümüzde artık izleri kalmamış bir icra anlayışı, daha doğrusu bir icra bütünlüğü.

19. Gördüm Yüzünü Gözlerimin Nuru Karardı… Hicazkâr makamında gazel… Piyano ile

Hafız Kemal’in görevi; Süleymaniye Camii Baş Müezzinliğidir. Cumhuriyeti yaşayan ilk kuşaklarda gözlenen aydınlık ve çağdaş yaklaşım Hafız Kemal’in yaşam öyküsünden, anlatılanlardan anlaşılmaktadır. Şapka-kılık kıyafet devrimi ile sarığını terk edip melon şapka giyen H.Kemal’in musikide yeniliklere, yeni arayışlara sıcak baktığı yakın arkadaşı Hafız Sadettin Kaynak’la okuduğu “operet” şarkısından da kolaylıkla anlaşılır. Bu anlayışın taş plak kayıtlarına yansıyan bir başka yüzü de, Hafız Kemal’in Yorgo Bacanos’un piyanosu eşliğinde okuduğu plaklardır. Burada dinleyeceğiniz piyano eşlikli Hicazkâr gazel “Gördüm yüzünü gözlerimin nuru karardı” birkaç açıdan ilginç özellikler taşır. Piyano gibi bir batı musikisi sazı daha önce şarkılarda, fantezilerde, hatta Cemil Bey tarafından saz eseri icrasında denenmiştir ama gazel eşliği yenidir

20. Zannederdim Aşkımı Bir Şuha Bağlasam Geçer… Neva makamında tempolu gazel… Güfte: N.Rüştü Büngül

Nevâ erkek sesine hayli uygun düşen gazelhan ve hanendelerin tercihi bir makam. Gazel plaklarına baktığınızda Neva makamın yaygın olarak tercih edildiği görülür. Özellikle 30’lu yıllardan sonra büyük ilgi gören “tempolu gazel” türünün başarılı bir örneği. Güfte içeriği ile bütünleşerek yüreklere işleyen dokunaklı nameler dikkat çekici. Saz topluluğuna öncülük eden ve icraya önemli katkılarda bulanan kemanın (büyük olasılık la Sadi Işılay) gazelin başarısında ki payı büyük.

21. Ahtım Olsun Giymeyeyim Karalar… Hüzzam Rumeli türküsü… Bestekârı: Anonim

Sadi Işılay’ın Hafız Kemal’in evinde toplanan musiki meclislerine sürekli katıldığını biliyoruz. Az sayıdaki Hafız Kemal kaydında Sadi Işılay’ın kemanı ile yer aldığı görülür. Seçimin ne kadar yerinde olduğu, Sadi Işılayın sazıyla icraya yeni boyutlar kattığı kolaylıkla anlaşılıyor. “Ahtım olsun” beraberliğin güzel örneği. Keman; türkünün icrasına renk katıyor..

22. Şimşir-i Nigâhınla Vuruldum Ciğerimden… Uşşak’ta Neva tempolu gazel

Hafız Kemal’in en sevilen gazellerinden biridir. 30 cm.lik büyük plağa kayıtlı eser; “tempolu gazelin” doruk noktası. Eşlik sazları yine; Yorgo Bacanos, Sadi Işılay, Artaki Candan. Ayrıca bu gazelde ritm sazı olarak “şimşir kaşık” kullanıldığını da görüyoruz. Sonda duyulan “yaşa” haykırışına “aman yallah” gibi nidalara ve kanun namelerine istenmeyen “ticari girişimler” olarak bakmak gerekiyor. Bu girişimin gazelin bütünlüğünden çok şey götürdüğü bir gerçektir.

23. Sabâ Tarf-ı Vefâdan Peyam Yok mu… Muhir makamında şarkı… Usulu:Düyek… Bestekarı: Enderunlu Hafız Hüseyin Hüsnü

Bu albümün son üç eseri Mahur makamındadır. Böylelikle Hafız Kemal’in taş plak kayıtları ile oluşan küçük bir Mahur faslı dinlemek fırsatı elde ediyoruz. Enderunlu Hafız Hüsnü Bey tıpkı Hafız Kemal gibi Mevlithandır. Sesinin güzelliğiyle büyük yapmıştır. Aynı zamanda neyzen olan bu değerli sanatçı, Topkapı Sarayında Hırka-i Saâdet Dairesi imamlığı yapmış, Edirne’nin kurtuluşundan sonra Selimiye Camii’nde ilk ezanı ve Mevlidi Hafız Hüseyin Hüsnü okumuş, Yaşamı Hafız Kemal’le ilginç benzerlikler gösteren Hafız Hüsnü, Hafız Sami’nin de hocasıdır. Bir paşanın karısı için yazıldığı kabul edilen Mahur şarkısı fasıl repertuarının vazgeçilmez eserlerindendir.

Kısa kanun taksimi ile başlayan eserde; Yorgo Bacanos yine sıra dışı bir eşlik anlayışıyla eseri zenginleştiriyor.

24. Gösterip Ağyare Lutfun Bizlere Bigânesin… Mahur makamında şarkı… Usulü: Müsemmem… Bestekarı: Hacı Arif Bey

Şarkı bestekarları içinde en büyüklerden biri kabul edilen Hacı Arif Bey’in sayısız güzel şarkısından biri. Mahur makamının en sevilen eserlerinden biri olan eser Yorgo Bacanos’un sürüklediği saz heyeti tarafından fasıl geleneği anlayışı içinde çalınıyor. Duyumsuz güzellikte bir icra bütünlüğü daha.

25. Bir Hıyâbandır ki Hasret Kûyi Cânândan Geçer… Mahur makamında gazel… Güfte: Yahya Kemal

20. yüzyıl bestecileri Yahya Kemal’in şiirlerine büyük ilgi duydu. Bu ilginin 1940’lı yıllardan sonra Münir Nurettin’in besteleri ile en üst düzeye çıktığı, neredeyse bütün şiirlerinin özellikle İstanbul üzerine söylenmiş şiirlerin şarkıya dönüştüğünü görüyoruz. Hafız Kemal’in sesinden Mahur gazel olarak dinleyeceğimiz “Bir hıyâbandır ki hasret kûyi cânândan geçer” Kemal Batanay tarafından Evc-arâ makamında ağırsemai formunda bestelenmiştir. Giriş taksimi ve ut eşliği yine Yorgo Bacanos…

Bkz. Cemal Ünlü (Haz.) Vasfını Bu Resme Tertip Ettiler - Mevlithan, Gazelhan ve Hanende Hafız Kemal Bey. CD – Yapım: Kalan Müzik – Hasan Saltık, 2006; Yayın Koordinatörü: Ulaş Özdemir; Kayıt: Audeon, Selçuk Yalçın; Mastering: Rıza Okçu; Arşiv: Velice Bilge, Cemal Ünlü; İngilizce Çeviri: Bob Beer; Grafik Tasarım: Burcu Kayalar; Baskı: FRS.

 
< Önceki   Sonraki >
 
Template Template Template
© 2010 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.