<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<!-- generator="FeedCreator 1.7.2" -->
<rdf:RDF
	xmlns="http://purl.org/rss/1.0/"
	xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel rdf:about="http://kanalkultur.com/de">
		<title>Joomla! powered Site</title>
		<description>Joomla! site syndication</description>
		<link>http://kanalkultur.com/de</link>
		<image rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/images/M_images/joomla_rss.png" />
	   <dc:date>2010-03-22T10:32:10+01:00</dc:date>
		<items>
			<rdf:Seq>
				<rdf:li rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/content/view/34/52/"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/content/view/1504/49/"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/content/view/1503/53/"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/content/view/1502/53/"/>
				<rdf:li rdf:resource="http://kanalkultur.com/de/content/view/1501/49/"/>
			</rdf:Seq>
		</items>
	</channel>
	<image rdf:about="http://kanalkultur.com/de/images/M_images/joomla_rss.png">
		<title>Powered by Joomla!</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de</link>
		<url>http://kanalkultur.com/de/images/M_images/joomla_rss.png</url>
	</image>
	<item rdf:about="http://kanalkultur.com/de/content/view/34/52/">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2007-08-30T23:25:22+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://kanalkultur.com/de</dc:source>
		<title>KanalKultur'e üye olabilir veya RSS ile güncelleştirmeleri izleyebilirsiniz</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de/content/view/34/52/</link>
		<description>KanalKultur.com'un internet explorer ile gezilmesi önerilir. KanalKultur.com'la editor@kanalkultur.com e-posta erişim adresini kullanarak iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca, KanalKultur.com'a üye olup, güncelleştirmelerden düzenli aralıklarla newsletter aracılığıyla haberdar olabilir; sadece üyelerin okuyabileceği makalelere de ulaşabilirsiniz. Veya, RSS&amp;#8217;ten yararlanıp, anında güncelleştirmeleri izleyebilirsiniz.</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://kanalkultur.com/de/content/view/1504/49/">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-03-21T23:20:52+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://kanalkultur.com/de</dc:source>
		<title>A. Yılmaz Soyyer: Roma'nın Sagalassos'u</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de/content/view/1504/49/</link>
		<description>Bu şehrin önemini artıran en önemli olay ise, 2008 yılında ünlü Roma imparatoru ve filozofu Marcus Aurelius'un heykelinin bulunmasıyla yaşandı. Önce Ortaçağ İslam düşüncesini, onlar vasıtasıyla da bütün dünya mistisizmini etkilemiş bulunan bu imparator, filozof adeta Şark'ın İbrahim Edhem'i gibidir.Tarihin kaydettiği iki emperyal güç vardır: Biri Roma, diğeri Osmanlı... İlber Ortaylı'nın emperyal - emperyalist ayırımını vurgulayan tasnifine gönülden katılıyorum. Hoca, emperyal güçlerin emperyalist olamayacağını söylemektedir. Haklıdır bence: Onlar toprakları şan ve şeref için fethederlerdi; yönetebilmenin zevkiyle yetinip oralara yol yaparlar, su götürürler, şehirler inşa ederlerdi. Bu yüzden Anadolu'nun pek çok yerinde toprağın altından Roma eserleri adeta fışkırmaktadır. Tarih; toprağın üstünü Osmanlı'ya, altını ise Roma'ya terk etmiş gibidir. Göller yöresi denilen Isparta ve Burdur havalisi de bu yönden oldukça verimli bir bölgedir. Çok sayıda antik Roma şehir kalıntısı bulunmaktadır. Burdur'un Ağlasun ilçesi, hem Burdur'a hem de Isparta'ya eşit uzaklıkta kartal yuvası gibi yükseklerde bir şehirdir. Isparta'nın dağlara yaslandığı bölgedeki 20 km. bulan bir yol yürüyüş sporunu sevenleri bu antik kente ulaştıracaktır. Elbette farklı bir yerden geçen ve modern araç trafiğinin işlediği bir başka yol da vardır. Ağlasun'un hemen bitişiğinde Sagalassos isimli Roma şehri bulunmaktadır. Hala ayakta olan (ve restorasyonu devam eden) çeşmeleri, evleri ve tiyatrosuyla tam bir antik şehir burası.Sagalassos antik kentindeki kazı çalışmalarını yöneten, Belçika'daki Katolik Leuven Üniversitesinden arkeoloji Profesörü Marc Waelkens yaptığı bir söyleşide şunları söylemektedir: </description>
	</item>
	<item rdf:about="http://kanalkultur.com/de/content/view/1503/53/">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-03-21T22:12:58+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://kanalkultur.com/de</dc:source>
		<title>Âşık Veysel Şatıroğlu: Göz gezdirdim dört köşeyi aradım</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de/content/view/1503/53/</link>
		<description>Ahmet Kutsi [Tecer]: Sivas Halk Şairleri Bayramı. Sivas 1932 (/de/index.php?option=content&amp;task=view&amp;id=749)Göz gezdirdim dört köşeyi aradımNe sen var, ne ben var bir tane Gaffârİstersen dünyayı gez adım adımNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr Coşar deli gönül misâl-i deryâMecnun'a sahrada göründü LeylâGördüğün güzellik hepisi MevlâNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr Her nesnede mevcut, her cesette canAnın için dedik biz ona CânânEvvel âhir O'dur, onundur fermânNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr Bahar gelir çiçek olur açılırZaman zaman yağmur olur saçılırEhl-i aşka mey görünür içilirNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr Neyim, ne olacak, elde neyim varKaraca'oğlan, Dertli Yunus soyum varMansur'a benzeyen bazı huyum varNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr O cihâna sığmaz, ondadır cihânO mekâna sığmaz, ondadır mekânO devrâna sığmaz, ondadır devrânNe sen var, ne ben var bir tane GaffârHayyâm'a görünmüş kadehte meydeNeyzen'e görünmüş kamışta neydeVeysel'e görünür mevcut her şeydeNe sen var, ne ben var bir tane Gaffâr</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://kanalkultur.com/de/content/view/1502/53/">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-03-21T12:38:20+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://kanalkultur.com/de</dc:source>
		<title>Orhan Şaik Gökyay: Veysel, Şiirleri ve Yaptığı</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de/content/view/1502/53/</link>
		<description> Güçlü gözlemleri var. Gözü açık olanlardan daha keskin görüyor. Doğayı da, hayatı da.. Toplumun attığı ileri adımlara ayak uydurmuş bir ozan olarak Veysel kendisinden öncekilerden çok ileride. O, aydınları halka götüren yolun üzerindeki köprüyü kuran şairdir. 1 - Veysel (/de/component/option,com_rd_glossary/task,view/id,5/), Âşık Geleneği zincirinin büyük halkalarından biridir. Yalnız, o geleneğin bütün yönlerine uyamamıştır. Ama onlardan kültürce ileridir.2 - Konu bakımından daha zengin ve çeşitlidir.a) Memleketin coğrafyası, nehirleri, dağları, köyleri, şehirleri adıyla - sanıyla yaşamaktadır şiirlerinde.b) Halkevleri, hastaneler, okullar, enstitüler fabrikalar, kısaca toplumun çeşitli kurumları şiirlerinin konusu.c) Vatan, millet, askerlik konularını, duyarak, düşünerek işlemiştir.ç) Günlük olaylardan esinlendiği gibi kendi hayatının sayılı olaylarına, günün geçerli düşüncelerine, ayrı ayrı yer vermiştir.3- Dil.a) Veysel'de kitap sözleri çokça geçmekte: Cazibeli, mücadele, kâmilâne, tahrip, sulb-i peder vb.b) Dile türlü etkilerle girmiş batı sözcükleri: Şans, banker, tango, madam, film vb.c) Dilinde asıl göze çarpan özellik, şiirlerinde atom, hidrojen, santral, yağmurun kilogramı, füze gibi uygarlık kelimelerine yer vermesi ve bunları yerli yerinde kullanmasıdır. Anlaşılıyor ki O köy enstitülerinde bir yandan saz dersi verirken, bir yandan yeni kelimeler ve kavramlar öğrenmiştir.ç) Kimi sözcükleri tam konuştuğu söyleyişlerle kullanmaktadır: İnek, ırıza, ilâyık vb. Fiiller de öyle: Darılırsın yerine  darılın  vb..</description>
	</item>
	<item rdf:about="http://kanalkultur.com/de/content/view/1501/49/">
		<dc:format>text/html</dc:format>
		<dc:date>2010-03-20T19:11:52+01:00</dc:date>
		<dc:source>http://kanalkultur.com/de</dc:source>
		<title>Halil Atılgan: Tarsus'ta Halk Müziği</title>
		<link>http://kanalkultur.com/de/content/view/1501/49/</link>
		<description> Tarsus'ta Çamalan ve Kaburgediği, bölgede mengilerin merkezi gibidir. Çamalan'da: Çamalan Mengisi, TRT repertuvarının 37. sırasına kayıtlı Nergislik Mengisi, Menemenci, diğeri de Türkmen Mengisi (Silifke' deki Keklik Olsam Yuva Yapsam TRT repertuvar Sıra No: 858) olmak üzere üç tür mengi bilinmektedir. Mengilerin hepsi de 9/8'liktir. Bölgedeki Tahtacıların kendilerine has semahları yoktur. Daha çok Malatya ve Kahramanmaraş, Sivas ve Antalya'daki semahlar çalınır söylenir. Çamalanlı Âşık Talibi bu havaların en iyi ustası olup yapılan cemlerde de zâkirlik yapmaktadır. Tarsus'ta: Mersin ve Erdemli Karaisalı, Aladağ ve Pozantı ilçelerinin müzik karakteri hâkimdir. Yörede bozlaklar, Karaisalı, Pozantı ve Aladağ ilçelerindeki kadar yaygın değildir. Pozantı'nın Irmağı, Havayı da Deli Gönül Havayı, Adana Karaisalı'dan derlediğimiz Fadime ve Sarı Sultan bozlakları bilinenler arasında ilk sırayı alır. Çukurova'nın diğer bölgelerine göre, burada bozlağın yaygın olmayışı, yörenin yetiştirdiği Tarsuslu Abdülkerim'in tanınmayışı, Tarsus Arabacı Ağzı denilen Sarı yıldız mavi yıldız batıyor ve Arkım ayıklandı suyum akmıyor gibi bozlakların da bilinmeyişi oldukça dikkat çekicidir... Tarsus Çukurova'ya bağdaş kurmuş oturan verimli topraklar diyarıdır. Toprağına can eksen biter. Güneyinde Akdeniz, kuzeyinde Toroslar, batıda Mersin, doğuda Adana il sınırlarıyla çevrilidir. Mersin'e daha yakın olan Tarsus, Adana-Mersin arasında bir köprü gibidir. Adana'ya 40, Mersin'e takriben 30 km. olup nüfusu ikiyüzbine yakındır. Birçok şehir merkezinden büyük olmasına rağmen il olamamış şansız ilçelerimizden biridir. Geçmişten günümüze birçok kavimlere yurt olan Tarsus; şalvarıyla, şapkasıyla, cezeryesiyle, küncülü helvasıyla, bandırmasıyla (şeker sucuğu), üzümüyle, humusuyla, Çukurova'da ayrı bir özelliğe sahiptir. Şimdiye kadar adı hiç değişmeyen yerleşim birimleri içinde ilk sırayı alır. Geçmişle günümüz arasında önemli bir köprü görevi yapan yerleşim birimlerimizdendir. Çamlıyayla'nın (Namrun) ilçe olmasından sonra Toroslar'daki yerleşim alanlarının bir kısmını kaybetmesine rağmen, sınır ayırımı bölgenin kültürünü, halk müziğini ve oyunları etkilememiştir. Onun için biz de Tarsus'u ve Çamlıyayla'yı bir bütün olarak düşünüp konuyla ilgili değerlendirmelerimizi bu doğrultuda gerçekleştirdik. Tarsus: Çukurova'da arabeskleşmeyi çok yaşayan ilçelerimizden biridir. Köylerin şehirle olan münasebeti ve taassup, yörenin halk müziğini olumsuz yönde etkilemiş, ilçe merkezine uzak köyler dahi bu kültür kaybından nasibini almıştır. Buna rağmen yöre halk müziği belirli bir yaş grubunun sayesinde ayakta durmaya çalışmaktadır. Bölgede kırık havalara  topuk havası  denilir. Adı geçen yerleşim birimlerinin, Silifke'ye çok yakın olmasına rağmen o yörenin kaşık havaları Tarsus'ta kendini göstermez. Silifke'nin türkülü oyunları Tarsus'ta çalınıp söylense, oynansa da sadece bir fantezidir. Zira yöre halkı bu oyunları bilmez. Oynayanlar ise okulların halk oyunları ekipleridir. Tarsus ilçe sınırları içindeki Çamalan ve Kaburgediği Tahtacıları'yla, Yenice Alevileri yöre halk müziğine semah ve mengi türleriyle ayrı bir renk katmıştır. Seyrekte olsa bölgede cemin yapılması semah ve düvaz türü havaların çalınıp söylendiğinin bir kanıtıdır. Ülkemizde Tarsus Tahtacılarının oynadığı Mengi,  Toros Mengisi  olarak kayıtlara geçmiştir. Menginin asıl kaynağı Adana ili Karaisalı ilçesi Nergislik köyüdür. Sözsüz olan bu ezginin güzel ve akıcı bir müziği vardır. Bazı mengiler sözlü olmakla birlikte Çamalan Tahtacılarının oynadığı bu ezgi sözsüzdür. Balıkesir'deki  Pamukçu Bengisi  ile Toroslar'daki  Mengi  farklıdır. Genelde Tahtacı Mengisi olarak bilinen bu ezgi ritüeldir. Balıkesir'deki bengiler ise zeybek tavır ve üslubundadır. Onun için  Bengi  ile  Mengi yi karıştırmamak gerekir. Toros Tahtacı Mengisi semaha ayak açmak için dönülür. Mengiden sonra semaha geçilir. </description>
	</item>
</rdf:RDF>
