Kavramın Çeşitli Tanımları
1. Etimolojisi
Her dilde olduğu gibi, Türkçe'de de kimi varlıkların birden çok sözcükle adlandırıldığı, kimi eylemlerin de birden çok sözcükle anlatıldığı olur (Özel, 1977:49). Bunların bir kısmı belirli geçmişi ile kurulan birleşik sözcüklerdir.[1] Böylece birleşik ya da bileşik sözcük adını verdiğimiz öğeler, kavramlar ortaya çıkar.Gecekondu kavramı da yapısal olarak iki sözcükten oluşmuş bileşik bir sözcüktür. Birinci sözcük "gece", ikincisi ise konmak eyleminden türetilmiş "kondu" dur.[2] Gecekondu sözcüğü, taşıdığı toplumsal niteliklerinden ötürü de bir kavram biçimini almıştır.
Gecekondu sözcüğünün, bir kavram olarak dilimize girişi, 1940-1950 yılları arasına rastlamaktadır. Sözcüğün yaratılışı, ne kültür kurumları ne de özel bir kurum aracılığı ile olmuştur. Sözcüğün yaratılışında ve dilimize kazandırılmasında birinci etken halktır. Halkın bir "yapma" eylemi sonunda ortaya çıktığı kuşkusuzdur. Başka söyleyişle, "gecekondu kavramı halkça yaratılmış, üretilmiş bir kavramdır" (Geray, 1968:12).
Genel bir anlatımla bir gecede, çok çabuk olarak yapılan bir barınak anlamını içerir (bkz.Yasa, 1966:33).Tümüyle olmasa da genellikle köylerden ve kırsal kasabalardan göç eden insanlarca, "kentin çeşitli bölgelerinde sıkışık ve geniş kümeler halinde inşa edilen bu gibi yapı ve semtler, gecekondu bölgelerini doğurmuştur" (Yasa, 1968:176; Kongar, 1978:400).
2. Sosyal İçerikli Tanımlar
Gecekondu yerleşimleri çok çeşitli biçimlerde tanımlanmaktadır. Başlıcaları fiziksel görünüşü ve yasal statülerine göre yapılmıştır. Birleşmiş Milletler gecekonduyu, "yasal olmayan yer işgali ya da az gelirli kimselerin yaptıkları barınak" (Karpat, 1976:15) olarak tanımlamıştır. Başka anlatımla, Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği tanıma göre, bir arazinin yasal olmayan yollardan işgali ve üzerine düşük gelirli kişilerce binaların yapılmasıdır. Üçüncü Dünya ülkeleri ise, gecekondu yerleşimlerini yasal bir kavram olarak kabul etmekte ve özel mülkiyetin ihlali olarak görmektedir (Karpat, 1976:16). Türkiye'de de belli başlı araştırmalarda, bu tür tanımlarla bağdaşır gecekondu tanımlarına rastlamaktayız. Bunlardan sosyal içerikli olanları örnekleyebiliriz:
a. Kendine ait olmayan yerde İmar Mevzuatına aykırı, sağlıksız ve teknikten yoksun olarak alelacele yapılmış olan barınaktır (Gencay, 1962 : 5-6).
b. İmar Yönetmeliğine tamamen aykırı olarak, çoğu zaman ilkel, denetsiz ve sağlık koşullarından da yoksun bir biçimde birdenbire yapılmış olan konutlardır (Yasa, 1966:34).
c. Gecekondu, kendisine ait olmayan bir yerde, imar yasalarına aykırı olarak, sağlığa ve fenne aykırı bir biçimde alelacele yapılmış olan barınaktır.[3]
ç. Gecekondu, ister sahibine, ister başkasına ait bir arsa üzerinde yapılmış olsun, ruhsatsız yapılan konutların tümüdür.[4]
d. "Gecekondu" sözü, bir gece içinde çatılan konutu anlatmak üzere halk tarafından yaratılmış bir deyimdir (Geray, 1968: 12).
e. Gecekondu birtakım kişilerin genellikle kendilerine ait olmayan topraklar üzerinde, kısa zamanda izinsiz olarak yapmış veya yaptırmış oldukları bir konuttur. Bu tanıma, kişilerin kendilerine ait olan topraklar üzerinde yaptırdığı benzer özellikler taşıyan barınakları da sokmak gerekir (Yasa, 1970:109).
f. Çoluk-çocuk, konu-komşu yardımıyla mümkün olduğu nispette gizlenerek yapılan duvarların üstüne bir gece içinde bir çatı konmasıyla yapılan barınağa "gecekondu" denilmektedir (Gökçe, 1971:10).
g. İmar yasalarına aykırı olarak, çoğu zaman ilkel, denetsiz ve sağlık koşullarından da yoksun olarak yapılmış (acele) konutlardır (Keleş, 1972:176).
ğ. Gecekondu, köylerden kentlere nüfus akınlarının ve ilgili ülkelerin toplumsal, ekonomik gelişme düzeyinin dolaysız bir ürünüdür (Keleş, 1976:118).
h. Gecekondu, toplumun saptadığa normlar ya da standartlar içinde konut sorununu çözemeyen düşük gelirli grupların, olupbittilerle oluşturduğu konut gereksinimini karşılama yoludur (Tekeli, Gülöksüz, Okyay, 1976:228) .
ı. Gecekondu "kentlileşen köylülerin" yoğun ilgi çeken, ilgiye değer görülen, sıksık siyasal tartışma gündemine getirilebilen sorunu "gecekondu" (Şenyapılı, 1978:10).
i. Gecekondu: gündüz vazifelilerin önünde yapılmayan, fakat gece, vazifeliler uykuda iken, rahatça yapılan yapılara galat olarak "gecekondu"denmektedir (Payzın, t.y.: 17).
3. Ansiklopedik ve Sözlük Tanımlar
a. Köylerden şehire göç olayının sonucu olarak şehirde yerleşme zorunda olanların belediye kurallarına aykırı yaptıkları acele barınak; aceleyle yapılı vermiş, derme-çatma yapı (Okyanus A.S, 1972:856).
b. Belediyeden veya benzeri bir kuruluştan izin almadan gizlice bir gecede yapılan barınak; derme çatma yapı (Meydan Larosse, Cilt:5, s.52).
c. Belediyeden izinsiz olarak hemen bir gecede çatılıveren yapı; acele ile yapılmış, derme çatma (Türkçe Sözlük, 1974).
ç. Gecekondu: Büyük kentlerin ve kasabaların dolaylarında, yapı izni almaksızın bir gecede çatılı veren, genellikle bir ya da iki odalı yapı (Püsküllüoğlu, 1976:l78).
d. Gecekondu: Türkiye'de özellikle büyük kentlere göç eden kırsal nüfusun buralarda kanunun ya da özel kişilerin iyeliğindeki toprak parçaları üzerinde kaçak olarak yaptığı, sağlık ve bayındırlık kurallarına uymayan konutlar (Ozankaya, 1975:471).
e. Gecekondu: Köylerden şehre göç olayının neticesi olarak şehirde yerleşme zorunda olanların belediye kurallarına aykırı yaptıkları acele barınak (...) (Ülken, 1969 : 113).
4. Yasal Tanım
"Gecekondu deyimi ile, imar ve yapı işlerini düzenleyen mevzuata ve genel bükümlere bağlı olmaksızın, kendisine ait olmayan arazi ya da arsalar üzerinde, sahibinin izni olmadan yapılan izinsiz yapılar anlatılmaktadır"[5]
Gecekondu olgusunu ve kavramını tanımlayan örnekleri daha da çoğaltmak olanağı vardır. Fakat sunulan bu örneklerin tümü olgunun tartışılması ve çözümlenmesi için yeterlidir. Ne var ki, burada her tanımın ayrı ayrı üzerinde durup bunları tartışacak ya da eleştirecek değiliz. Elbet ki, gecekondu yapım koşullarının değişmesiyle söz konusu tanımların eksik ya da fazlalıkları bulunacaktır. Oysa aynı kişilerce yapım koşullarına koşut olarak, tanımları yeniden yapma gereğinin duyulduğu örneklerde görülmektedir. Bizim, tanımlar üzerinde yapmak istediğimiz tartışma, tanımları bir bütün olarak ele almak ve Gecekondu Yasası ile getirilen tanımla karşılaştırmak; tanımların ortak olan özelliklerini açıklamaktır.
Tarihsel bir sıraya göre, sosyal içerikli tanımlardan yalnız dördü (2/a, b, c, ç), Gecekondu Yasası'ndan önce yapılmıştır. Söz konusu tanımlardaki gecekondu yapım koşulları ve ortak özellikler dikkate alındığında, yasa koyucunun adı geçen tanımlardan yararlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, sözü edilen tanımlarla yasadaki tanım birbirleriyle benzer nitelikler taşımaktadır.
Sosyal içerikli tanımların ötekileri (2/d, e, f, g, ğ, h, ı), yasadan sonra ortaya atılmıştır.[6] Bunlardan (e, g) maddelerindeki tanımlar, yasadaki koşulları yerine getirmektedir. Bu iki maddenin dışında olanlar (2/d, f, ğ, h, ı, i), bazı özellikleri dikkate alınmazsa, ne yasa ile ne de öncekilerle benzerdirler.
Ansiklopedi ve sözlüklerden kaynaklanarak verilen tanımlar ise, yasa kapsamındaki verilerle uyumlu olduğu gibi, yasayla benzerlik gösteren öteki tanımların içeriklerine de uygun olarak yapılmışlardır. Kısacası; sosyal içerikli tanımlardan (2/a, b, c, ç, e, g), ansiklopedik ve sözlük tanımların tümü, fiziki koşullar ve yasal görünümleri açısından 775 Sayılı Gecekondu Yasası'nın öngördüğü koşullarla bağdaşmaktadır. Ayrıca, sosyal içerikli tanımlardan (2/d, f, ğ, h, ı, i) maddelerinde verilenler, yapım koşullarını başka ölçütlerle değerlendirmişlerdir. Bu bakımdan, ne yasanın getirdiği ya da açıkladığı koşullara, ne de (2/a, b, c, ç, e, g) maddelerindeki benzer koşullara bu tanımlarda rastlanılmaktadır.
Sosyal tanımlardan (2/ç, e)maddelerindeki tanımlar, benzer ya da farklılıklarını vurguladığımız tüm tanımlardan bir özellikleri ile ayrılmaktadırlar. Bu özellik, kişilerin kendilerine ait olan arsa ya da araziler ürerinde yaptıkları, fakat gecekondu yapım koşullarını gösteren konutları da gecekondu kapsamına almasıdır.
Konuya daha bütüncül bir yaklaşımla bakacak olursak, genel olarak tanımların tümünün ortak özelliği; yasalara aykırı olarak konut sorununun, yoksul insanlarca ne şekilde çözüldüğü ilkesini getirmesidir. Başka anlatımla, nerede ve kimlerce, nasıl ve hangi koşullarla gecekondunun yapıldığı, söz konusu tanımlarla ortaya konulmuştur.
Tanımların tümü üzerinde, genelde yaptığımız bu çözümleme ve birleştirmeden sonra gecekondunun fiziki görünümü ve yasal koşullarındaki ortak özellikleri belirtebiliriz:
1. Yasalara aykırı oluşu.
2. Sağlık ve teknik koşullardan yoksun bulunması.
3. Başkasına ait yerde yapılmış olması.
4. Arsa sahibinin izninin olmayışı.
5. Ruhsatsız yapılmış olması,
6. Alelacele yapılmış bulunması.
7. Gizli yapılmış olması.
8. Nitelik ve niceliksiz, kişinin kendisine ait bulunan yerde de yapılsa, yasalara aykırı ve ruhsatsız barınaklar oluşu.
Birbirine benzer ya da ayrı içerik taşıyan tanımlardan, gecekondu sorununu yönlendiren, ortadan kalkmasını, önlenmesini, yeniden düzenlenmesini (tasfiyesini), düzeltilmesini amaçlayan, kuşkusuz 775 Sayılı yasada öngörülenidir. Başka deyişle, gecekondu sorununun işlevsel tanımı yasal olanıdır. Bu nedenle, yasal tanımın içeriğinin ve yasanın genel kapsamının yorumlanmasında yarar görülmektedir. "Yasal Olgu ve Sorunlar" kısmında konu üzerinde daha genişçe değerlendirme yapılacağından, burada kısaca değinmekle yetinilecektir.
775 Sayılı Gecekondu Yasası'ndaki tanım, gecekondu olgusunu yasal ve fiziksel açılardan değerlendirmiştir. Olgunun toplumsal, sosyal, ekonomik ve sınıfsal boyutlarına yer ve anlam verilmemiştir. Başka söyleyişle yasa, gecekonduluların sosyal ve ekonomik yönünü oluşturan nedenlere açıklık getirmemiştir.Bu nedenlerden dolayı Gecekondu Yasası, günümüze dek işlevini, yönlendirici etkinliğini sürdürememiş, amaçlarına eriştirilememiştir. Gecekondu Yasası ile, gecekonduların içinde barındırdıkları insanların yaşamlarını sağlıksız bir duruma soktukları; kendileri kadar, toplumun öteki kesimleri için de sağlıksız bir ortam yarattıkları üzerinde önemle durulması gerekirdi. . .
Gecekondu olayı, yalnızca konut gereksiniminden kaynaklanmamaktadır. Olgunun toplumsal, sosyal ve ekonomik nedenleri bulunmaktadır. Bunun için de toplumun sadece gecekondularda yaşayan kesimini değil, tümünü ilgilendiren bir sorundur. Olguyu tek boyutlu konut sorunu olarak görmek ve önlemler almak yerine; genel yerleşme, konut sorunu, hızlı nüfus artışı, eğitim ve öğrenim sorunları, kentleşme ve sanayileşme politika ve uygulamaları ile birlikte görmek ve değerlendirmek; bunlara göre çözümler önermek, önlemler almak ve uygulamalar yapmak gerekmektedir.
Sabri Çakır
Bkz.Sabri Çakır: Kentleşme ve Gecekondu Sorunu - Elazığ Örneği - Fakülte Kitabevi Yayınları: 71, Isparta 2007; Sabri Çakır: Türkiye'de Gecekondu Sorunu ve Politikaları.
Notlar
[1] Yeni Yazım Kılavuzu, TDK Yayınları, Sayı: 309, Ankara, 1970:44
[2] İbrahim Yasa, Gecekondu Kavramını "gece" ve "yapılmış" sözcüklerinden oluşmuş bileşik bir kavramolarak değerlendirmiştir (bkz. Yasa, "İç Göçlerin Büyük Şehirlerin İş-güç Çeşitlerindeki Etkileri, AÜEFDergisi, Cilt; l, No : 1-4, Ankara, 1968:176).
[3] Cevat Geray, "Gecekondu Sorununa Toplu bir Bakış", TODAİ Dergisi, Cilt: l, Sayı: 2, Ankara, 1968:12'den Gecekondu Problemi, II. İmar Kongresi Komisyon Raporları, No:6, İİB Yayını, Ankara, 1962:1-5.
[4] -----"1968, s.12" den Şehirleşme Sorunları Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT Yayını, Ankara, 1966:71.
[5] 775 Sayılı Gecekondu Yasası, 1966/ madde: 2
[6] (i) maddesindeki tanım hariç tutulmuştur. Çünkü (i) maddesindeki tanımın alındığı çalışmanın tarihi unutulmuş olduğundan, Gecekondu Yasası' ndan önce ya da sonra olduğu anlaşılamamıştır.