Bülent Ecevit (1925 - 2006): Devlet adamı, politikacı. 28 Mayıs 1925'te İstanbul'da doğdu. 5 Kasım 2006’da Ankara’da vefat etti.
1944 yılında Robert Kolej’ini bitirdi. 1946’da Rahşan Ecevit ile evlendi.
1944'te çalışma yaşamına girdikten sonra, işten ayırabildiği zamanlarda Ankara Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı, Londra Üniversitesi'nde Sanskrit, Bengalce, Sanat Tarihi bölümlerine devam etti. 1957'de de ABD'de Harvard Üniversitesi'nde sekiz ay incelemelerde bulundu.
1944'te Ankara'da Basın-Yayın Genel Müdürlüğü'ne İngilizce çevirmeni olarak girdi. 1946-50 arasında Londra'da Türk Basın Ataşeliği’nde çalıştı.
1950-60 arasında "Ulus" gazetesinde, ve "Ulus"un kapatıldığı yıllarda "Yeni Ulus" ve "Halkçı" gazetelerinde, yazarlık ve yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1954 sonu ile 1955 başlarında ABD’de, Kuzey Carolina'da yayımlanan "Winston Salem" gazetesinde konuk gazeteciydi.
1965'te "Milliyet" gazetesinde günlük yazılar yazdı. 1950'lerde "Forum" dergisinin yazı işleri kadrosunda yer aldı. 1972'de aylık "Özgür İnsan", 1981'de haftalık "Arayış", 1988'de aylık "Güvercin" dergilerini çıkarttı.
1957 Seçimleri’nde Ankara milletvekiliydi. 1960-61’de Kurucu Meclis üyeliği yaptı. 1961’de Ankara, 1965, 1973, 1977 ve 1991 Seçimlerinde Zonguldak milletvekili oldu. 1995 ve 1999 Seçimlerinde ise İstanbul’dan milletvekili olarak TBMM'deydi.
1959'da CHP Parti Meclisi’ne seçildi.
1961-65 arasında, İsmet İnönü Hükümetlerinde Çalışma Bakanlığı yaptı. Bu dönemde toplu sözleşme ve grev hakları yasalaştı; sendika özgürlüğü sağlandı; genel olarak çalışma hakları ve sosyal güvenlik genişletildi.
1966'da, CHP'de başlayan Ortanın Solu hareketiyle birlikte, Genel Sekreterliğe seçildi. Bu tarihten itibaren "Demokratik Sol" düşüncenin kuramsallaşması ve kökleşmesi için çalışmalar yaptı. 1971'de partisinin askerî yönetimce oluşturulan hükümete katkıda bulunmasına karşı çıkarak Genel Sekreterlik görevinden ayrıldı.
1972 Mayısı’nda CHP Genel Başkanlığı’na seçildi. Genel Başkan olarak girdiği ilk seçim olan 1973 Seçimleri’nden partisi yüzde 33.3 oy alarak birinci çıktı.
1974'te Başbakan oldu. Bu ilk Başbakanlığı döneminde, Kıbrıs Barış Harekâtı gerçekleşti; haşhaş ekimi yasağı kaldırıldı; Türkiye'nin Ege'deki hakları gündeme getirildi; açık yüksek öğretim başlatıldı.
1977'de bir azınlık hükümeti kurdu, fakat güvenoyu alamadı.
1978-79 yılları arasında yeniden Başbakan oldu.
12 Eylül 1980 askerî müdahalesinden sonra, askerî yönetime karşı çıkışları nedeniyle üç kez hapse mahkûm oldu.
1980'de, askerî yönetimin siyasal çalışmalarını ve düşünce açıklamasını yasaklaması üzerine, CHP Genel Başkanlığından ayrıldı ve siyasal yaşama katkılarını "Arayış" dergisiyle sürdürmeye çalıştı.
Siyasal haklarından yoksun bırakıldığı yıllar boyunca da siyasal çalışmalarını sürdürdüğü için hakkında yaklaşık 130 dava açıldı. Siyasal haklarından yoksun bırakıldığı dönemde, eşi Rahşan Ecevit ile birlikte Demokratik Sol Parti’yi kurdu. 1987'deki halkoylamasıyla, siyasal haklarına yeniden kavuşunca, DSP Genel Başkanlığı’na Bülent Ecevit seçildi ve bu görevi 2004 yılına kadar sürdürdü.
1997-98 yılları arasında kurulan 55. Hükümet’te Başbakan Yardımcılığı yaptı. 1999’da DSP Azınlık Hükümeti olan 56. Hükümet’in ve 1999-2002 yılları arasında da 57. Hükümet’in Başbakanı oldu.
Demokratik Sol Hareket’le ve uluslararası sorunlarla ilgili muhtelif kitapları vardır. Bunlar: Ortanın Solu (1966), Atatürk ve Devrimcilik (1970), Bizim İki Gücümüz Var: Halk ve Hak (1976), Toplum Siyaset Yönetim (1976), Bağımsızlık ve Özgürlük (1984), Toplumsal Kültürün Türk Siyasal Yaşamına Etkisi (1989), Değişen Dünya ve Türkiye (1990), Mithat Paşa ve Türk Ekonomisinin Tarihsel Süreci (1993), Körfez Bunalımının Öncesi ve Sonrası (2003), Kıbrıs Gerçeği ve Irak Sorunu (2003)'dur.
Yazarlığa sanat yazılarıyla başlamıştı. 1950'li yıllarda, çağdaş sanat akımlarını tanıtmak üzere kurulan "Helikon" derneğinin kurucuları arasında yer aldı ve bir süre Sanat Eleştirmenleri Derneği'nin Genel Sekreterliğini yaptı.
1976'da şiir kitabı yayınlandı. Daha sonra, şiirlerinin çevirileri, kitap olarak, Federal Almanya'da, Sovyetler Birliği'nde, Romanya'da, Yugoslavya'da, Danimarka'da ve İsveç'te yayınlandı.
T.S. Eliot'un "Kokteyl Parti" adlı şiir dramını Türkçe’ye çevirdi. İngiliz, Amerikan ve Hint ozanlarından Türkçe’ye çeviriler yaptı. Lise öğrencisiyken Rabindranath Tagor'dan çevirdiği iki kitap yayınlandı.
1985 yılında Hamburg Üniversitesi'nde bir sömestr ders verdi. Yasaklı olduğu dönemde ve daha sonra başka Avrupa Üniversitelerince ve 1988 ve 1992 yılında muhtelif Amerikan Üniversitelerinde konferanslar verdi.
Halkın "Karaoğlan"ı Ecevit, 18 Mayıs 2006’da evinde rahatsızlanarak, Gülhane Askerî Tıp Akademisi’ne kaldırıldı. Yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdi ve vücudunun sağ tarafının felç oldu; hemen ameliyata alındı. Dört saat süren ameliyatın ardından Ecevit’in yoğun bakımda geçireceği yaklaşık altı aylık süreç böylece başlamış oldu. Gülhane Askerî Tıp Akademisi, Ecevit’in 5 Kasım 2006 günü saat 22.40′ta dolaşım ve solunum yetmezliği sonucu vefat ettiğini duyurdu.
Bülent Ecevit, DSP’nin 25 Temmuz 2004 tarihinde yapılan 6. Olağan Büyük Kurultayı’nda aktif siyasî yaşamına son vermişti. Bu kurultayda Zeki Sezer, DSP Genel Başkanı seçildi.
Süleyman Yağız
Bkz. Süleyman Yağız: Ecevit Hep Haklı Çıktı. Fast Yayıncılık: 1, İstanbul 2002 (3. Baskı)
Etnomüzikoloji, müziğin kültür içindeki anlamını ve müziksel eylemlerin toplumdaki yerini ve değerini inceleyen bir disiplindir. Alanını henüz tam olarak belirleyememiştir. Genel olarak doğa bilimleri ve insan bilimleri araştırma yöntemlerini birleştirerek, herhangi bir kültürün müziğini, içinde oluştuğu kültürle ilişkileri açısından inceler.
Birçok disiplinle işbirliği yapmak durumundadır. Antropoloji, etnoloji, müzikoloji, müzik tarihi, müzik felsefesi, müzik estetiği, müzik sosyolojisi, müzik psikolojisi, müziko-arkeoloji, halkbilimi, akustik, organoloji, müzikoterapi, müzikolinguistik, müzik terminolojisi, müziko-semantik, fizyoloji alanları etnomüzikolojinin bağlamlarını oluşturmasını destekleyen disiplinlerdir.
Uygulama ve araştırmalara bakıldığında; batı müziği dışında kalan müzik türlerinin yapısal olarak incelenmesi ve belli bir toplumun müziğinin, o toplumun kültürel koşullarında işlevini bir insan davranışı olarak ele alan ‘kültür içindeki müzik araştırmaları’ görülmektedir.
1930’lu yıllara kadar “Karşılaştırmalı Müzikoloji” adı altında çalışmalarını sürdürmekteydi.
Bu dönemde, etnomüzikoloji, öncelikle uygarlık basamağına ulaşmamış toplumların / grupların / kültürlerin müziğini inceler. Asıl uzmanlık alanları farklı olan – Carl Stumph, Erich M. von Hornbostel, Franz Boas, A. J. Ellis, Melville J. Herskovist vb. – müzik bilimcilerinin ve özellikle Amerikan Antropoloji Okulu’nun etkisiyle yeni bir akım oluştu. Karşılaştırma yerine etnolojik yorum önem kazanarak “karşılaştırmalı müzikoloji” adlandırmasına karşı çıkışlar başladı. Eleştirilerin ilki, inceleme alanının, disiplinin adında yer almaması; diğeri de iki farklı müziğin karşılaştırılmasının yanlış olduğu doğrultusundaydı.
Tek bir kültürün müziğinde yapılan derin araştırmalarla, her bir müzikte çok farklı elemanların var olduğu ve bunun, karşılaştırmayı büyük metedolojik ve kavramsal sorun haline getirdiği ortaya çıktı. Her bir müziğin kendi kültürünün sağladığı kuramsal sistem tarafından incelenebileceği farkedildi. İnsanların müziklerini anlamada güvenilir sonuçlara ulaşabilmek için o müziğe biçim veren kültürü de anlama gerektiği düşüncesi benimsenmeye başladı.
John Blacking etnomüzikolojinin çerçevesini şöyle çizer:
“Etnomüzikolojinin amaçları ve yöntemleri insanbilimseldir. Müziği daha çok toplumsal olarak biçimlenmiş kavrayışlar ve müzik yapımcılarının içinde ele alır. Görevi, insanların icrada / edimde bulunma, dinleme ve konuşma aracılığığla müzik olarak tanımladıkları şeyin müzik duyumunu nasıl oluşturduğunu keşfetmektedir.. Beste ayrı bir etkinlik değildir…. Müzik yapmanın ayrı bir kategorisi ve toplumdaki emeğin farklı bir ürünü olarak yeni bir başlangıçtır.”[1]
Antropolog ve Etnomüzikolog Alan Merriam Antropology of Music kitabında etnomüzikolojiyi “müziğin kültür içinde incelenmesi” olarak tanımlar. Daha sonra bu tanımı biraz değiştiren Merriam “etnomüzikoloji, müziğin kültürün bir parçası olarak araştırılmasıdır” demektedir. Bu tanım bugün Amerika’da etnomüzikologların büyük çoğunluğu tarafından paylaşılmaktadır.
1950’li yıllarda Jaap Kunst “karşılaştırma” sözcüğünü çıkarıp yerine “etnoloji” sözcüğünü koyarak “etno-müzikoloji” sözcüğünün kullanılmasını önermiştir.
Önerilen bu yeni ad, müzikologların çoğu tarafından benimsenmişse de Gilbert Chase müzikolojideki yeni adımı doğru bulduğunu, buna karşın yeni adı beğenmediğini belirterek “etnomüzikoloji” yerine “kültürel müzikoloji” önermiştir.[2]
1970’li yıllardan sonra antropolojik yaklaşımın etnomüzikolojiye egemen olması ve bu yaklaşımın büyük ölçüde benimsenmesiyle, etnomüzikolojinin tanımlanması konusundaki çabalar büyük ölçüde azalmış, ancak, “karşılaştırma” yaklaşımı tamamen yok olmamıştır. Bunu bir yöntem olarak değerlendirmek gerekir. Etnosantrizmden arınarak, bir yöntem olarak kullanılan “karşılaştırma” bilimsel incelemelere katkı sağlayacaktır.
Bilim olma sürecinde, etnomüzikolojinin inceleme alanları değiştikçe “yöntem” ve “ad” arayışları sürmektedir.
1990’lardan sonra etnoloji ile müzikoloji dallarını birleştirmeye çalışan etnomüzikolojinin alanı genişlemiş “tüketim müziği veya piyasa müziği”, inceleme konusu olmaya başlamıştır. Dolayısıyla anlam olarak ağırlıklı biçimde “etnisite” kavramını içeren “etnomüzikoloji” adı, bu alan için doyurucu olmamaktadır.
Müzik insan davranışlarını ve kültürel yapının bütün unsurlarını içermektedir. 1990’lardan beri sınırları genişlemiş olan bu alan için Gilbert Chase’in önerdiği “kültürel müzikoloji” adının tekrar tartışmaya açılması hatta kullanılması yerinde olacaktır. [KaKuTS25]
Ayten Kaplan
Notlar
[1] J. Blacking (1992): Folklore, Cultural Performances and Popular Entertainments.
[2] G. Chase (1972): American Musicology and the Social Sciences. Perspectives in Musicology, New York: W. W. Norton.