Iddias “Kültür, yaşam çevremizin insan yapısı olan kesimidir.”  -Herskovits- Template
Template Bugün: 16 03 2010 Template

Anket

Online

Şuan 1 konuk çevrimiçi

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
"1. Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı Sonuç Bildirgesi" açıklandı
Etkinlik - Kurultay
01 03 2010

1. Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı Sonuç Bildirgesi: "İnanç uygulamalarını ve cemlerimizi yönetecek, yönlendirecek bilgili kişilerin yetiştirilmesi amacıyla Dede-Zakir Okulları açılmalı (İmam-Hatip gibi) ve üniversitelerimizde tasavvuf bölümleri kurulmalıdır... Devletin Alevileri yok sayan Arab-İslam etkisi altındaki Sünni İslam anlayışı, topal bir demokrasi ortaya çıkarmıştır. Bu demokrasinin sağlıklı bir işlerliğe kavuşabilmesi için devlet Alevileri tanımak zorundadır..."

Alevi Vakıfları Federasyonu'nun (AVF) desteğiyle İstanbul - Kartal Cemevi'nde 28 şubat 2010 günü 'Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı' yapıldı. Kurultay için, Yöre Dernekleri Kurultayı Çağrı Komitesi tarafından yapılan açıklamada: "2002 yılında Alevi Çalıştayları'na da temel olan 6 maddelik Alevi isteklerini biçimlendiren 630 kurumun arasında önemli görevler üstlenmiş olan yöre dernekleri, bu kez çok daha kapsamlı bir gündemle bir araya gelerek Alevi Çalıştayları sürecini değerlendirecek ve ülke düzeyinde bölgesel işbirliği grupları oluşturarak kendi aralarındaki diyalog ve işbirliğini geliştirecek adımlar atıyorlar." denilmişti.

695 köy ve yöre derneği adına gelen 715 katılımcı ile yapılan Kurultay'da alınan kararlar, "1. Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı Sonuç Bildirgesi" ile açıklandı.

Bildirge'de şu hususlara dikkat çekildi:

"I- Daha önce 2002 ve 2008 yıllarında yapılan İnanç Önderleri ve Alevî Kurum Yöneticileri Toplantılarında alınan ve bugün için hala geçerli olan Alevi talepleri bir kez daha yinelenmiştir:

1. Genel Bütçeden inanç hizmetleri için ayrılan kaynaklardan Alevilere de pay ayrılmalıdır. Bu vesile ile inanç kurumlarımızda görev alan ve hizmet veren 'Alevî İnanç Önderleri'mizin sosyal hakları kanun teminatı altına alınmalıdır.

2. Zorunlu olmasını şart görmediğimiz Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri, zorunlu olsa da olmasa da bu derslerde Alevilik de dahil olmak üzere tüm inançlar yansız ve doğru olarak öğretilmelidir.

Devamı...
 
"Hoca Ressamlar, Ressam Hocalar"
Sanat ve Dizayn - Sergi
27 02 2010

Devamı...

 Bedri Rahmi Eyüboğlu - Kompozisyon

İbrahim Çallı - Kadın Portresi

Üstteki: Nazmi Ziya Güren - 'Sabah'; ortadaki: Bedri Rahmi Eyüboğlu - 'Kompozisyon'; alttaki: İbrahim Çallı - 'Kadın Portresi'

"Hoca Ressamlar, Ressam Hocalar: Sanayi-i Nefise'den MSGSÜ'ye Akademi Resim Hocaları" / 11 mart -24 nisan 2010; Kibele Sanat Galerisi, İş Sanat Kültür Merkezi, İş Kuleleri Levent - 34330 İstanbul, Tel.: (0212) 316 15 80

1883 yılında Sanayi-i Nefise-i Mekteb-i Âlisi adıyla kurulan ve 127 yıllık tarihi içerisinde Türkiye'de sanat alanındaki tek otorite olarak kabul edilen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin geçmişten bugüne 85 hocasının, Türk resminin tarihine toplu bir bakış niteliğindeki eserleri, Kibele Sanat Galerisi'nde izlenebilir...

İş Bankası Kibele Sanat Galerisi, 2010 İstanbul Kültür Başkenti'ne yakışır bir sergiye daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan bu sergi "Hoca Ressamlar, Ressam Hocalar: Sanayi-i Nefise'den MSGSÜ'ye Akademi Resim Hocaları" adını taşıyor.

Devamı...
 
Zeynep Kadirbeyoğlu: "Türkiye'de Çevre Sivil Toplum Kuruluşları"
Etkinlik - Söyleşi
26 02 2010

Devamı...

Voyvoda Caddesi Toplantıları Siyasi İktisat Söyleşileri - Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu: "Türkiye'de Çevre Sivil Toplum Kuruluşları" / 3 mart 2010, saat: 18:30 - 20:30; Osmanlı Bankası Müzesi; İTÜ Taşkışla Binası 127 no.lu Konferans Salonu, Taksim - 80191 İstanbul, Tel.: (0212) 292 76 05

Osmanlı Bankası Müzesi'nin Voyvoda Caddesi Toplantıları kapsamında düzenlediği ve "Çevre Ekonomisi" konusunun işlendiği "Siyasi İktisat Söyleşileri", Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu'nun "Türkiye'de Çevre Sivil Toplum Kuruluşları" başlıklı konuşmasıyla devam ediyor. 3 mart 2010 çarşamba günü saat 18:30'da İTÜ Taşkışla binasındaki söyleşide, çevre konularında sivil toplum kuruluşlarına (STK) olan gereksinimin arttığı bir dönemde, Türkiye'de çevre örgütlerinin oluşum ve gelişimleriyle sivil toplumun çevre alanındaki rolü ele alınıyor. Söyleşide ayrıca, çevre konusunda çalışan STK'ların finansal destekçilerle, devletle ve ulusötesi aktörlerle ilişkileri inceleniyor.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu, dünyada; küresel ısınma ve susuzluk gibi çevre sorunlarının ortaya çıkmasıyla, çevre koruması ve politikalarının, küresel ve yerel ölçekte siyasal gündemin önemli bir parçası haline geldiğini belirtiyor. Kadirbeyoğlu'na göre, çevre politikalarında ve sürdürülebilir kalkınma tartışmalarında, aşırı merkeziyetçi ve katılımcı olmayan yönetim sisteminin, karşılaşılan sorun ve zorluklarla baş edemeyeceği gerçeği giderek daha iyi anlaşıldı. Diğer kamusal alanlarda olduğu gibi, çevre hususunda da farklı gruplar iyi yönetişimin prensiplerini savunmaya, devlet, özel sektör ve STK'lar arasında yeni bir sosyal iş bölümü yapılması gerektiğini vurgulamaya başladı. Bu çok aktörlü yapı içinde, sivil toplum kuruluşlarının rolü üzerinde özellikle durmak gerekiyor.

Devamı...
 
'Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı' yapılıyor
Etkinlik - Kurultay
26 02 2010

Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı / 28 şubat 2010, saat: 10.00 - 18.00; Kartal Cemevi, Karlık Tepe Mah. Yaşar Doğu Cad. N0. 13, Kartal - İstanbul, Tel.: (0216) 387 15 75

28 şubat 2010 pazar günü Alevi Vakıfları Federasyonu'nun (AVF) desteğiyle İstanbul - Kartal Cemevi'nde 'Alevi Köy ve Yöre Dernekleri Kurultayı' yapılıyor.

Yöre Dernekleri Kurultayı Çağrı Komitesi tarafından yapılan açıklamada:

"2002 yılında Alevi Çalıştayları'na da temel olan 6 maddelik Alevi isteklerini biçimlendiren 630 kurumun arasında önemli görevler üstlenmiş olan yöre dernekleri, bu kez çok daha kapsamlı bir gündemle bir araya gelerek Alevi Çalıştayları sürecini değerlendirecek ve ülke düzeyinde bölgesel işbirliği grupları oluşturarak kendi aralarındaki diyalog ve işbirliğini geliştirecek adımlar atacaklar. Ülkenin her yanından 800'ü aşkın Yöre Derneği'nin katılacağını bildirdiği Kurultay'ı Alevi kurumları ve Almanya, Avusturya, Hollanda Alevi örgüt temsilcileri de izleyecek, AVF Onursal Başkanı Prof.Dr. İzzettin Doğan da toplantıda bir değerlendirme konuşması yapacak."

deniyor.

12 şubat 2010 günü Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Doğan Bermek tarafından yapılan yazılı açıklamada konuyla ilgili şunlar kaydediliyor:

"Uzun yıllar süren barışçı ve kapsamlı çalışmaların sonucunda, ülkemizde Alevi sorunları herhangi bir çatışmaya, sürtüşmeye olanak vermeden, dünya ve Türkiye Kamuoyu'nun gündemine oturmuştur. Bu durumun en önemli kanıtlarından birisi de 28 Aralık 2008'de yapılan '4. Alevi İnanç Önderleri ve Kurum Yöneticileri' toplantısı olmuştur. Bu toplantıya AB ve Hükümet adına da katılımlar olmuş ve Alevi sorunlarının mutlaka çözülmesi gerektiği bir kez daha çok geniş bir kesim tarafından tekrarlanmıştır. Daha sonra ise, 2009'da Alevi Çalıştayları süreci başlamıştır. 28-30 ocak 2010 tarihlerinde yapılan 7. Alevi Çalıştayı ile bu süreçte de önemli bir aşama kaydedilmiş ve Alevi Sorunları artık yeni bir döneme girmiş bulunmaktadır.

Devamı...
 
Münire Yurdayüksel: "Mistik Metamorfoz"
Sanat ve Dizayn - Sergi
25 02 2010

Devamı...

Münire Yurdayüksel - 'Mistik Metamorfoz' Kişisel Baskı Resim Sergisi / 2 - 27 mart 2010, İSO - Odakule Sanat Galerisi

Münire Yurdayüksel - "Mistik Metamorfoz" Kişisel Baskı Resim Sergisi / 2 - 27 mart 2010, İSO - Odakule Sanat Galerisi, İstiklal Cad. 142 / 1 Odakule - Beyoğlu - İstanbul; Tel.: (0212) 218 03 37

İSO-Odakule Sanat Galerisi, 2 - 27 mart 2010 tarihleri arasında, Münire Yurdayüksel'in "Mistik Metamorfoz" adlı Kişisel Baskı Resim Sergisi'ni konuk ediyor.

Sanatçı Münire Yurdayüksel,

"Özgün baskının birden fazla olanaklarını bir arada kullanarak insan ve doğa temasını kendime özgü fantastik ve mistik anlatımlarla ifade ederken, eserlerimdeki biçim ve dokular birbirleriyle iç içe geçerek tüm yüzeye dağılmış şekilde simgesel ögeler içermekte ve bir nevi illüzyon etkisi yaratmaktadırlar.

Dokuyu ve figure bir arada kullandığım çalışmalarımdaki görsel nesneleri ve çizgileri kimi zaman Arap kaligrafisiyle de harmanlayarak bütünü oluşturmakta ve aynı zamanda doğa ve insanın kaynaşmalarını, birbirleriyle bütünleşmelerini ve adeta birlikte fosilleşmelerini simgelemekteyim."

diyor.

Necip Yeşiltepe Münire Yurdayüksel'in sanatı ve konu üzerine kaleme aldığı "Mistik Metamorfoz" adlı yazısında şu hususları vurguluyor:

Devamı...
 
"Çok Güzel"
Sanat ve Dizayn - Sergi
25 02 2010

Devamı...

'Çok Güzel' / 3 – 31 mart 2010; Kervansaray, Büyükçekmece Kültür Park, Büyükçekmece - İstanbul

"Çok Güzel" / 3 – 31 mart 2010; Kervansaray, Büyükçekmece Kültür Park, Büyükçekmece - İstanbul

Taşınabilir Sanat "Çok Güzel" sergisiyle ilk kez Büyükçekmece'de! 

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın, "Taşınabilir Sanat" projesi kapsamında, Fatih Balcı'nın küratörlüğünü üstlendiği "Çok Güzel" sergisi, 3 – 31 mart 2010 tarihleri arasında Büyükçekmece Kervansaray'da ilçe halkıyla buluşuyor. Sergide yer alan 15 sanatçı "sanatçı hedeflediği kitleye nasıl ve hangi yöntemlerle ulaşacak? Güzel, ikna edici sanat eserleri üretilebilir mi? Toplumsallığın içinde erimeden ona katılmak mümkün müdür?" soruları üzerine yoğunlaşan üretimlerini izleyicilere sunuyor.

Küratörlüğünü Fatih Balcı'nın yaptığı sergi, Coşkun Sami, Denizhan Özer, Fatih Balcı, Gül Ilgaz, Güler Güngör, Hülya Küpçüoğlu, Kurucu Koçanoğlu, Maria Sezer, Mehmet Kavukçu, Nazan Azeri, Selahattin Yıldırım, Serpil Kapar, Sibel Balcı, Şakir Gökçebağ, Şinasi Güneş'in yakın dönem çalışmalarından oluşuyor.

Sergide, geleneksel olarak "güzel" imgeler üretme işleviyle sınırlandırılan sanatın, modern dönemde konvansiyonel yapılar ve araçlarla ilişkisini kopararak algıları dağıtan, zihinlerde şok etkisi yaratan "çirkin estiğinin" biçimlerine yönelişini örnekleyen farklı üretimler bir araya getiriliyor.

Devamı...
 
Doğan Bermek: Bir Sempozyum'un Ardından
Etkinlik - Sempozyum
24 02 2010

Devamı...

Hoca Ahmed Yesevi'nin katıksız bir Sünni olduğunu iddia edenlere, bu yüce insanın Fakr-Name'sinden bir alıntı göndermek istiyorum. Hoca Ahmed Yesevi kendisini Sünnileştirmek isteyenlere asırlar ötesinden şöyle seslenmiş: "Şeriat bostanında dolaşıp durdum / Tarikat gülzarında gezinip durdum / Hakikat'ın pazarında uçup durdum / Ma'rifet'in eşiğini açtım dostlar."

Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul'da bir Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Sempozyumu düzenlendi. Böyle toplantıların yapılmasını her zaman yararlı gördük.

Sempozyum, bir konu üzerinde çalışan araştırmacıların bilimsel, tarihi bulgularını veya yorumlarını bildiriler halinde katılımcılar ile paylaşıldığı bilimsel bir çalışmadır. Bu etkinliğe bir türlü Türkçe bir isim oluşturulamadığı için de bu ingilizce adı hep birlikte kullanmaya alıştık. Bu işin bir yanı, sempozyum kelimesi de aynı televizyon gibi dilimize bir başka dilden gelerek yerleşti. Buraya kadarını anlamıştık ama hiç değilse televizyon o dilde de bizim dilimizde de aynı cihazı anlatıyor. Şimdi işin bir başka yanı çıktı ortaya, bu ithal kelimeler bazı hallerde biraz da anlam değiştirebiliyorlarmış. Batılı bilim çevreleri ve ülkemizdeki bilim çevrelerinin de büyük çoğunluğu "sempozyum" terimini bir konudaki bilimsel araştırmaların paylaşıldığı bir çalışma olarak anlıyorken, bizdeki bazı aklı evvel çevreler "sempozyum" kelimesini akıllarına esen bazı iddiaları bilimsel araştırma sonuçları gibi göstermek üzere düzenlenen bir toplantı diye algılıyorlarmış. Zira sempozyumu düzenleyenler, bu toplantıda Hoca Ahmed Yesevi'nin "bir Sünni kişilik" olduğunu iddia ederek, böylesine bir kimliği değiştirmenin olası olduğunu sanıyorlarmış. Kısaca Hoca Ahmed Yesevi ile ilgili sempozyumun galiba en bilimsel yanı, ülkemizdeki bazı çevrelerin bilim ile iddiayı karıştırmakta olduğunu saptamak ve kaydetmek oldu. Bu tür çalışmalara sempozyum değil, mesela "Toplum Mühendisliği" çalışması gibi isimler konması daha gerçekçi olacaktır.

Aslında bizde bazı çevrelerde böyle bir hastalık var. Tarihi tahrif et, durmadan tekrar et, birgün dediklerine inanılır diye düşünenler var. Mesela uzun yıllar boyu Şah İsmail İranlı diye yazıldı, çizildi, ama 500 yıllık bu gayrete rağmen Şah İsmail'in Türk kimliği değiştirilemedi. Aynı hastalıktan muzdarip olanlar şimdilerde Ahi Evran, Hoca Ahmed Yesevi isimleri üzerinde çalışıyorlar, bu kişilerin Sünni olduğunu iddia etmeye ve bu iddialarını bir şeylerle bezeyerek inandırıcı hale getirmeye çalışıyorlar. Ama bir türlü istedikleri hedeflere ulaşamıyorlar, çünkü ya Osmanlı arşivlerinde Şah İsmail'in arı bir Türkçe ile yazılmış mektupları çıkıyor ortaya ya da Ahi Fütüvvetnameleri gerçekleri ortaya seriyor. Ama bu baylar yorulmadan, usanmadan gayretlerini sürdürmeye devam ediyorlar. Havanda su dövmek elbette kendi bilecekleri iştir. Aslında gayet yaratıcı fikirlere sahip olan bu araştırmacı (!) zatlardan beklediğimiz bazı önemli iddialar henüz gündeme gelmedi, gelecek dönemlerde kullanabilecekleri bazı olası iddiaları da biz dikkatlerine sunalım. Mesela Hallac-ı Mansur'un rabıtalı bir Sünni şeyh olduğu iddia edilebilir, Seyyid Nesimi'nin aslında bir molla mahkemesi kararı ile değil basit bir zabıta olayı nedeni ile derisinin yüzüldüğü falan gibi iddialar da gündeme getirilebilir.

Devamı...
 
Yoksulluğun Sonu mu?
Sanat ve Dizayn - Belgesel
24 02 2010

Devamı...

'Yoksulluğun Sonu mu?' (The End of Poverty?) - Philippa Diaz (2008)

Yoksulluğun Sonu mu? / 28 şubat 2010, saat 15:00; Yönetmen: Philippa Diaz; Seslendiren: Martin Sheen; 2008, 106; Pera Müzesi, Meşrutiyet Caddesi No.65, Tepebaşı - Beyoğlu - 34443 İstanbul, Tel.: (0212) 334 99 00

Pera Müzesi'nin film etkinlikleri kapsamında Philippa Diaz'ın "Yoksulluğun Sonu mu?" (The End of Poverty?) (2008) adlı belgesel filmi son kez 28 şubat 2010 pazar günü saat 15:00'te gösteriliyor.

Yoksulluğun Sonu mu?

Yönetmen: Philippa Diaz
Seslendiren: Martin Sheen
2008, 106

Philippe Diaz'ın yönettiği uzun metrajlı "Yoksulluğun Sonu mu?" belgeselinin metnini ödüllü oyuncu ve aktivist Martin Sheen seslendiriyor; belgesel, sömürgecilikten modern çağa aşama aşama serbest piyasa sisteminin nasıl oluşturulduğunu ele alıyor, artık son onyılların en kötü küresel ekonomik durgunluğunun sorumlusu olarak görülen bu sisteme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

Afrika'dan Latin Amerika'ya yoksul mahallelerde çekilen belgesel, yoksulluğun gerçek nedenlerinin nasıl sömürge döneminde ve sonrasında sömürüyü sürdürmeye yönelik girişimlerden kaynaklandığını gözler önüne seriyor: Önce insanları topraklarından edip doğal kaynaklara ulaşmalarını engelleyerek, sonra haksız ticari uygulamalar, borçlandırma ve emekle tüketim üzerindeki adaletsiz vergiler yoluyla. Bu sistem, serbest piyasa politikaları, kaynak tekelleri ve yapısal uyum programlarıyla kurulmuş ve sürdürülüyor.

Devamı...
 
"Modernizm, Erotizm ve Picasso"
Etkinlik - Söyleşi
24 02 2010

Ali Artun: "Modernizm, Erotizm ve Picasso" / 27 şubat 2010, saat: 14.30; Pera Müzesi Oditoryumu, Meşrutiyet Caddesi No.65, Tepebaşı - Beyoğlu - 34443 İstanbul, Tel.: (0212) 334 99 00

Pera Müzesi, sözel etkinlikleri kapsamında Ali Artun'un katılacağı "Modernizm, Erotizm ve Picasso" adlı bir söyleşi düzenliyor. Söyleşi 27 şubat 2010 cumartesi günü saat 14:30'da Pera Müzesi Oditoryumu'nda. 

Ali Artun,

"Modernizm, cinsel arzuyu sanatın ve edebiyatın merkezine yerleştirerek insanlığın erotik tarihi üzerindeki baskıları yıktı. Bir erotizm arkeolojisi başlattı ve bu sayede mitolojik evreni canlandırdı. Bedenimizi, duyularımızı ve hayal gücümüzü yeniden özgürleştirmeye girişti. Picasso'nun sanatı, özellikle de gravürleri, bu devrimin zirvesi sayılır. Zaten ona göre 'sanat ancak erotik olabilir'."

diyor.

Devamı...
 
Roz Kohen: Kâhin Jak Namer
Edebiyat - Anı
23 02 2010

Roz Kohen "Yahudi İstanbul'unu / İstanbul Yahudileri'ni" çiziyor ve anlatıyor: İstanbul'da Yahudiler ve Yahudi Yaşamı - 7

Devamı...

Yıllar geçti. Bir gün bir İstanbul gazetesinin köşesinde kısa bir haber çıktı. Bay Jak Namer evinde çıkan bir yangında ölmüştü; muhtemelen bir gaz sobası kazasıydı. Bu, pek çok insan açısından önemsiz bir haberdi. Haberi okuduğumda, ABD'de sosyal psikoloji eğitimi alıyordum ve Namer'in insanlara yardım etmek için kullandığı taktiklere anlam vermeye başlamıştım. Aslında kullandığı yaklaşımlar, bugün sosyal psikoloji çevrelerinde çok iyi biliniyor. Namer'in eski inançların aksine herhangi bir doğaüstü gücü olmadığını anlıyordum artık. Bir psikolog sabrıyla insanlarla konuşuyor ve onlara arzularının ne olduğunu anlamalarında yardımcı oluyordu.

1950'li yıllarda İstanbul'un Kıblelizâde Sokağı'nda pek çok Yahudi yaşardı. O dönemde ebeveynimizin anlattığı hikâyeler, televizyonun yerini alırdı. Pencere kenarına oturmak ve geleni geçeni seyretmek, genç hayal gücümüzü beslemeye yeterdi. Gelen geçenlerden biri de, mahallenin ileri gelenlerinden, saygıdeğer kâhin Jak Namer idi.

Bu kişi, evimizdeki çoğu sıradışı diyaloğun odak noktasını oluştururdu. Namer, her tür hastalığın, hatta sorunun, çaresini bulmasıyla ünlüydü.

Kocanız sizi aldatıyorsa, ne yaparsınız? Gidip Bay Namer ile konuşursunuz. Henüz bir nişanlı bulamamışsanız, ne yaparsınız? Gidip Namer'e danışırsınız. Çok zeki olduğu ve sanatını astrolojiye dayandırdığı için Namer'in, herkesin kaderini bildiği söylenirdi. Yani, anlattıkları hurafe değildi. Hatta Atatürk'ün bile Türkiye'nin geleceği hakkında ona danıştığı ve Namer'in astroloji kitaplarına bakarak verdiği öğütten son derece memnun kalıp ona "astrolog" unvanı verdiği söylenirdi.

Dediklerine göre, teyzem Virjini evlenmeyi o kadar çok istiyormuş ki Namer'e gitmiş ve birkaç ay sonra eniştem Salomon ile tanışıp evlenmiş. Aynı durum, hiç kimsenin cazip bulmadığı Zelda'nın da başına gelmiş. Zelda, geleceğini öğrenmek için Namer'e gittiğinde, Namer ona şöyle demiş: "Eve git ve bu hafta gördüğün rüyaları hatırlamaya çalış. Rüyalarına giren kişi evleneceğin kişi olacak." Zelda, o hafta rüyalarında, evlenmeyi hiç düşünmediği bir tanıdık olan Menahem'i görmüşmüş. Her şeyi bilen ve her gönül yarası için bir çözümü olan Kâhin Jak Namer ne kadar akıllıymış! Zelda, Namer sayesinde, kaderinde Menahem olduğunu anlamış. Namer, teyzem Sara için de ne mükemmel şeyler söylemiş! Namer sayesinde, şansı hiç yaver gitmeyen Sara'nın şansı açılmış. Sara rüyasında kendini merdiven çıkarken görmüş. Namer de ona zaten "Kendini merdiven çıkarken görürsen, bu, talihinin açıldığına işarettir" demişmiş!

Devamı...
 
Defne Sesin Okay'ın 'Saklı Zaman'ı
Sanat ve Dizayn - Sergi
23 02 2010

Devamı...

Defne Sesin Okay - 'Saklı Zaman' / 4 mart – 4 nisan 2010; Galeri G-art

Defne Sesin Okay - 'Saklı Zaman' / 4 mart – 4 nisan 2010; Galeri G-art

Defne Sesin Okay - 'Saklı Zaman' / 4 mart – 4 nisan 2010; Galeri G-art, Harbiye Mah. Kadırgalar Cad. No:3, Maçka - İstanbul, Tel.: (0212) 296 08 76

Uçsuz bucaksız boşluk ya da bir kaostur onların gözleri. Yalnızlığınız o gözlere bakmayla başlar. Fotoğraf sanatçısı Defne Sesin Okay her şeyin başladığı o "Saklı Zaman" ile 4 mart – 4 nisan 2010 tarihleri arasında Galeri G-art' da...

Geçmiş insanı hiç bırakmaz... Bir gölge gibi değil bir ışık gibi takip eder. Nereden geldiğini bilmenize gerek kalmadan O, sizi bulur... Günün birinde çekilmeye başlarsınız... Zorunlu tek dostu ağaç olan bir köpeğin gözlerine, belki uçsuz bucaksız bir boşluğa, bazen de kaosun içine.. Yalnızlığınız burada başlar. İste bu ilk karşılaşmadır... İlk dokunuş, ilk sestir... İlk kendi sesinizdir... Bırakmak istemeyeceğiniz bir tadın gizli sesi yayılır benliğinize,ruhunuza: Yaşamak için.. Peşinden gittiğiniz her ne ise.. Elle tutamadığınız o ses günün birinde görüntülere dönüşüverir. Görüntülerle karşılaşma, bakış ile karşılaşmadan farklı olarak bir kez daha hatırlatır yerinizi. Dışarıyla aranızdaki akış "bakmaktır", oysa iç dünyanızın yansıması görmektir.. Hayata teslim oluşunuzla, içine dalmanız için buğulanır görüntü. Onu gören gözler dışında birini daha farkedersiniz. Arkanızda bir siz daha, bir tane daha ve kimbilir kaç tane sizden? Birgün, nereye gittiğinizi bilme isteğinden vazgeçerek uzaklaşırsınız kendinizden.. Bu, göz göze gelip asla vazgeçmek istemeyeceğiniz derinliğe son bakıştır.. Bu, görmenin başlangıcıdır...

Devamı...
 
Kağıtçılar - Çöp İçin Dövüş
Sanat ve Dizayn - Belgesel
23 02 2010

Devamı...

Hakkari'den Ankara'ya: Kağıtçılar (2006) - Yönetmen:  Alper Şen

Film Gösterimi: 'Hakkari'den Ankara'ya: Kağıtçılar" - Yönetmen:  Alper Şen ve "Çöp İçin Dövüş" - Yönetmen: Alper Şen, Oktay İnce; Söyleşi: Alper Şen; Yürütücüler: Burhan Gün, Rojda Akbayır / 27 şubat 2010, Saat: 14.00, Türkiye, 2006, 69' ve 2009, 18'; BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok., No: 6 Kat: 4, Beyoğlu - İstanbul, Tel.: (0212) 245 89 58 – 0 212 245 90 96

24 ocak 2009'da başlayan "Cumartesi Belgeselleri", Her cumartesi günü saat 14.00'te "BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Cep Sineması"nda belgesel film gösterimleriyle devam ediyor. Film gösteriminin ardından belgesel filmin yönetmeninin katılımıyla izleyiciler arasında film ve filmin çekim süreci üzerine söyleşi yapılıyor.

Yönetmenliğini Alper Şen'in yaptığı "Hakkari'den Ankara'ya: Kağıtçılar" ve yine yönetmenliğini Alper Şen ve Oktay İnce'nin yaptığı 'Çöp İçin Dövüş' adlı belgesel filmler bu hafta BSB Cep Sineması'nda…

Hakkari'den Ankara'ya: Kağıtçılar

Yönetmen: Alper Şen
2006, 69'

1994 yılında Hakkari'nin Ördekli (Kotranıs) köyünden göç etmek zorunda kalan yüzlerce kişi, halen Ankara'nın merkezinde çöplerden kağıt toplamaya devam ediyor. 2001 yılının temmuz ayında amatörce bir hevesle onların hayatlarını kaydetmeye başlayan kişiler zamanla, hem onların yaşadıkları zorunlu göçün acılarına, hem de Türkiye'nin başkentinde kapitalizmin en vahşi yüzüyle verdikleri mücadeleye tanık oldular. Belgesel, 13 yaşında Ankara'nın çöpünde ailesini geçindirmeye çalışan çocuktan, 60 yaşında köyünden kovulan amcaya kadar, yaşadıkları tüm sürgünlere, hor görülmelere, dışlanmalara inat sadece emekleriyle varolmaya çalışan insanları anlatıyor.

Devamı...
 
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 27 - 39 Toplam 1452
 
Template Template Template
© 2010 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.