Iddias “Kültür, yaşam çevremizin insan yapısı olan kesimidir.”  -Herskovits- Template
Template Bugün: 21 03 2010 Template

Anket

Online

Şuan 10 konuk çevrimiçi

Üyelik Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

RSS Servisi

 
 
Aşkın Sultanları: Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu
Etkinlik - Sempozyum
15 03 2010

Devamı...

Aşkın Sultanları: Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu / 14 - 15 mayıs 2010, İstanbul

Aşkın Sultanları: Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu / 14 - 15 mayıs 2010, İstanbul; Şefik Can Uluslararası Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği, Toygar Cad. Toygar Mahallesi No: 41 Elmalı-Beykoz / İstanbul, Tel.: 0532 598 07 57- 0533 667 84 84

İstanbul'da bulunan Şefik Can Uluslararası Mevlâna Eğitim ve Kültür Derneği ile Konya Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırma ve Uygulama Merkezi ortaklaşa olarak 14 - 15 mayıs 2010 tarihlerinde İstanbul'da "Aşkın Sultanları: Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu"nu düzenliyor. Sempozyum eşbaşkanlığını H. Nur Artıran ve Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler yapıyor.

"Aşkın Sultanları: Son Dönem İstanbul Mevlevîleri Ulusal Sempozyumu"nda 5 oturumda şu konularda 21 bildiri yer alıyor:

"Tarih Boyunca İstanbul'da Mevlevîlik ve Mevlevîhâneler", "İstanbul Mevlevîhânelerinde Yetişen San'atkârlar", "İstanbul Mevlevîhânelerinde Yetişen Edîb ve Şâirler", "İstanbul Mevlevîhânelerinde Yetişen Mûsıkîşinâslar", "Cumhuriyet Döneminde İstanbul'da Mevlâna, Mevlevîlik ve Mesnevî Dersleri", "Celâleddin B. Çelebi", "Veled Çelebi İzbudak", "Âmil Çelebioğlu", "Yenikapı Mevlevîhânesi Şeyhlerinden Mehmed Celâleddin Dede (ö.1908)", "Yenikapı Mevlevîhânesi Son Şeyhi Abdülbâki Dede (Baykara) (1883-1935)", "Galata Mevlevîhânesi Son Şeyhi Ahmed Celâleddin Baykara (1853-1946)", "Üsküdar Mevlevîhânesi Son Şeyhi Ahmed Remzi Akyürek (1872-1944)", "Mesnevîhân Muhammed Es'ad el-Mevlevî (ö. 1911)", "Yenikapı Mevlevihânesi Mesnevihânlarından Tâhirü-l Mevlevî (Tahir Olgun) (1877-1951)", "Ahmed Avni Konuk", "Bahâriye Mevlevîhânesi Şeyhi Hüseyin Fahreddin Dede (1853-1911)", "Kasımpaşa Mevlevîhânesi Mesnevîhânlarından Midhat Bahârî Beytur (1879-1971)", "Kenan Rufâî", "Mevlâna ve Mevlevîlik Araştırmacısı Abdülbâki Gölpınarlı (1900-1982)", "Yaman Dede", "Sertarîk, Mesnevîhân, Mevlâna Araştırmacısı Şefik Can (1910-2005)".
 

Devamı...
 
Ender Özkahraman: "Gecekondu Mahalleleri, Derme Çatma Hayaller"
Etkinlik - Söyleşi
15 03 2010

Devamı...

Voyvoda Caddesi Toplantıları Kent ve Edebiyat Söyleşileri - Ender Özkahraman: "Gecekondu Mahalleleri, Derme Çatma Hayaller" / 17 mart 2010, saat: 18.30 - 20.30; Osmanlı Bankası Müzesi; İTÜ Taşkışla Binası 127 no.lu Konferans Salonu, Taksim - 80191 İstanbul, Tel.: (0212) 292 76 05

Osmanlı Bankası Müzesi'nin Voyvoda Caddesi Toplantıları kapsamında düzenlediği "Kent ve Edebiyat Söyleşileri" devam ediyor. Yazar ve Çizer Ender Özkahraman'ın Gecekondu Mahalleleri, Derme Çatma Hayaller başlıklı söyleşisi, 17 mart 2010 Çarşamba günü saat 18:30'da, İTÜ Taşkışla'da gerçekleştiriliyor.

Yazar söyleşide, çocukluğunun, engebeli bir arazide kurulan, dağlar arasında sıkışıp kalmış küçük bir şehirde geçtiğini belirterek, bu koşulların köşeye sıkıştırdığı çocuklar arasında, şehrin birçok özelliğinden bihaber büyüyüp gittiklerini anlatıyor. "Bizim muhtaç olduğumuz şey tam olarak neydi gerçekten? Yeni bir olay mıydı yoksa yeni bir yüz mü? Ya da yeni bir yalan?" sorusunu soruyor Özkahraman, küçük şehirlerine gelen yabancıların, "Burası çok güzel! Büyülü bir şehir, göze oldukça hoş ve sevimli görünüyor." övgülerinin gerçekliğini, ancak büyük bir şehrin küçücük bir köşesinde bir yabancı gibi yaşandığında anlaşıldığını vurguluyor.

Devamı...
 
Dünya Kuklası İstanbul'da
Etkinlik - Festival
15 03 2010

Devamı...

Dünya Kuklası İstanbul'da / 21 mart - 16 mayıs 2010, İstanbul; 21 Mart Dünya Kukla Gününü Kutluyoruz (21 - 27 mart 2010), 13. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (4 - 16 mayıs 2010), Dünya Kuklası Sergisi (21 mart - 16 mayıs 2010)

Dünya Kuklası İstanbul'da / 21 mart - 16 mayıs 2010, İstanbul; 21 Mart Dünya Kukla Gününü Kutluyoruz (21 - 27 mart 2010), 13. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (4 - 16 mayıs 2010), Dünya Kuklası Sergisi (21 mart - 16 mayıs 2010)

13 yıldan bu yana organize edilen Uluslararası İstanbul Kukla Festivali, bu yıl İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle İstanbul'un Kültür Başkenti olması dolayısıyla 2010 etkinlikleri çerçevesinde üç aya yayılarak gerçekleşiyor:

1- 21 Mart Dünya Kukla Gününü Kutluyoruz (21 - 27 mart 2010)

2- 13. Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (4 - 16 mayıs 2010)

3- Dünya Kuklası Sergisi (21 mart - 16 mayıs 2010)

Tüm dünyada kutlanan "21 Mart Dünya Kukla Günü" bu yıl İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması nedeniyle Türkiye'de ilk kez mini bir festivalle, Uluslararası İstanbul Kukla Festivali kapsamında kutlanıyor.

Cengiz Özekin sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek mini festivalin açılışı 21 mart 2010 pazar günü garajistanbul'da. Açılışa konuk olan Hollanda'nın seçkin kukla gruplarından Duda Paiva Company, video, dans, kukla ve aktörü kullanarak karışık teknikte yorumladığı "Morningstar" adlı gösteriyi sunuyor.

Devamı...
 
"Doğayla Sözleşme"
Sanat ve Dizayn - Sergi
14 03 2010

Devamı...

Hakan Esmer - 'Heyamola', tual üzerine yağlı boya, 80 x 40, 2010

Üstte: Hakan Esmer - 'Soyutlama', tual üzerine yağlı boya, 50 x 110, 2010; altta: Hakan Esmer - 'Heyamola', tual üzerine yağlı boya, 80 x 40, 2010

Hakan Esmer Resim Sergisi - 'Doğayla Sözleşme' / 19 mart - 7 nisan 2010; Galeri Soyut, Yıdızevler Mah. Tagore Cad. (4.Cad.) Şehit Mustafa Doğan Sokak. No: 82 / A, Çankaya - 06550 Ankara, Tel.: (0312) 438 86 70 - 72

Hakan Esmer, 'Doğayla Sözleşme'sini tuale yansıttı.

Galeri Soyut, Hakan Esmer'in 'Doğayla Sözleşmesi'ni sanatseverlerle buluşturuyor. 19 mart - 7 nisan 2010 tarihleri arasında Galeri Soyut / Ankara'da Hakan Esmer Resim Sergisi meraklısının ziyaretine açık.

Sanat Eleştirmeni Kıymet Giray, Hakan Esmer resimleri hakkında şunları söylüyor:

"Hakan Esmer son dönem çalışmalarının konsepti olarak belirlediği su resimleriyle, su ve su kültürü üzerine kurulu ilişkileri irdeliyor. Sahiller, kıyılar, kayıklar ve plajlarda sürüp giden yaşama yeni bir yaklaşım, farklı bir bakış açısı geliştiriyor. Esmer'ce yorumlar ve Esmer'e özgü resimsel anlatımlarla su ile yaşam arasında bağlar kuruyor.

Esmer'in resimsel anlatımlarında su, deniz ve kıyı kültürü üzerine kurulu ilişkiler ağını irdeliyor. Denizle kara parçaların kesişme alanlarının yaşam kültürüne göndermeler yapıyor. Bu bağlamda öncelik coğrafya ile kuruluyor. Doğa güzelliklerinin cazibesini vurgulayan görünümler sarıyor Esmer tuvallerini. Bu doğa kesitleri gerçekçi yorumlar olmanın çok ötesinde.. Özünde, Esmer lekesel soyutlamalarının görsel dengeleriyle tasarlanan resimsel nitelikleri belirliyor. Karşıt renk değerlerinin uyumuyla yaratılan deniz kıyısı kesitleri, hareketli fırça vuruşlarıyla dinamizme itilen resimlere dönüşüyor.

Devamı...
 
"Batik"
Sanat ve Dizayn - Sergi
13 03 2010

Devamı...

Bedia Çolak Resim Sergisi  / 20 mart - 4 nisan 2010; Harmony Sanat Galerisi

Bedia Çolak Resim Sergisi  / 20 mart - 4 nisan 2010; Harmony Sanat Galerisi, İcadiye Cad. No: 42-A Kuzguncuk, Üsküdar - İstanbul, Tel.: (0216) 553 21 67

Bedia Çolak, ölümünün birinci yıldönümünde "Batik" sergisiyle Harmony Sanat Galerisi'nde!

"Batik sanatçısı" olarak da bilinen Ressam - İç Mimar Bedia Çolak, aramızdan ayrılışının birinci yıldönümünde "Batik" isimli sergisiyle Harmony Sanat Galerisi'ne konuk oluyor. Sergi, 20 mart – 4 nisan 2010 tarihleri arasında gezilebilir.

Kökeni Endonezya'ya dayanan batik sanatının Türkiye'deki deki en başarılı temsilcilerinden biri olan ve bir yıl önce hayatını kaybeden Ressam - İç Mimar Bedia Çolak'ın "Batik" isimli sergisi Harmony Sanat Galerisi'nde kapılarını açıyor. 20 mart – 4 nisan 2010 tarihleri arasındaki sergi, Çolak'ın sanatsal mirasını bir kez daha sevenleriyle buluşturuyor.

İç mimariye bağlı tasarım ve uygulama çalışmalarının uzantısı olan teknoloji, malzeme ve eleman unsurlarından bağımsız çalışan Bedia Çolak, bireysel olarak bir anlamda özgür ve salt sanata duyduğu sevgi ve ilginin gücüyle kendi yaşama sevincini, duygu ve düşüncelerini aktarabilmek için batik sanatını birikimlerinin sözcüsü seçti.

Devamı...
 
Aşağıçavundur'da 'Balkonlu Ev' (1971)
Koleksiyoncu - Fotoğraf
10 03 2010

Aşağıçavundur'da 'Balkonlu Ev' - Aşağıçavundur, Çubuk - Ankara (1971) / İsmail Engin koleksiyonu

 
Günahı gözlerinde sürme yapan şair Süheyla Taşçıer okurlarıyla buluşuyor...
Etkinlik - Genel
10 03 2010

Devamı...

Süheyla Taşçıer kitaplarını imzalıyor / 13 mart 2010, saat: 10.00 - 21.00; Caddebostan Kültür Merkezi B Salonu, Haldun Taner Sokak No. 11, Caddebostan - Kadıköy, İstanbul

Süheyla Taşçıer kitaplarını imzalıyor / 13 mart 2010, saat: 10.00 - 21.00; Caddebostan Kültür Merkezi B Salonu, Haldun Taner Sokak No. 11, Caddebostan - Kadıköy, İstanbul

Süheyla Taşçıer Kadıköy Belediyesi'nin üçüncüsünü düzenlediği geleneksel yazarlar buluşmasında okurlarıyla buluşuyor ve kitaplarını imzalıyor...

Günahı gözlerinde sürme yapan, yeri geldiğinde günahı ayak ucunda yıkayan ve aşkı vücudunun adasına diken cesur kadın şairlerden Süheyla Taşçıer, güneşin kaygıyla bakmadığı dünyada yaşasın diye bağırıyor çocuklarımız... Şair Süheyla Taşçıer, Payan Yayıncılık Tanıtım ve Prodüksiyon tarafından kasım 2008 yılında çıkan ve içinde 83 şiirin yer aldığı "tenimin altındaki tanrıçalar" adlı son şiir kitabını ve uzun aradan sonra üçüncü baskısını yapan, birinci kitabı "oniki saatlik sevgili" ve dördüncü baskısını yapan ikinci kitabı "yağmur altında sevişsek"i 13 mart 2010 cumartesi günü Cadde Bostan Kültür Merkezi'nin B salonunda Kadıköy Belediyesi'nin düzenlediği yazarlar buluşması etkinliğinde imzalıyor.
 
"kah deli deniz, kah durgun liman" şair Süheyla Taşçıer, töreye başkaldırdığı "vücut" şiirinde "dua et / adın dicleye çıkmasın / boynunda urgan çürütürler" dizeleriyle haykırırken savaşa başkaldıran "dünya kanıyor" şiirinde de "birilerinin erkekliği kabarmış / dünya kanıyor" diyor.

1990 yılında ilk baskısını yapan ve içinde 44 şiirin yer aldığı "oniki saatlik sevgili" kitabıyla ilgili ustası Cemal Süreya şöyle demiş:

"Türkiye'de erotizmi şiirleştiren ilk kadın şair. Dünyada Sapho, Türkiye'de Danimarka burunlu Süheyla. On beş yıl sonrasının şiirini yazıyor..." 

Öykücü Şahap Sıtkı da Cemal Süreya'yı kitabın arka kapağında yer alan yazısında şu sözleriyle destekliyor:

"Süheyla'nın kişiliğinde ülkemizin sınırlarının genişlediğini duyar gibi oluyorum. Güzel arı, yürekli, çok çok ince kadın şairimiz, hayranlıkla."

1992 yılında ilk baskısını yapan ve içinde 59 şiirin yer aldığı "yağmur altında sevişsek" kitabının önsözünde yazar Lütfi Kaleli şöyle sesleniyor:

Devamı...
 
Roz Kohen: Deniz Kızları / "Serenas de mar"
Kültür - Ön-Asya
10 03 2010

Roz Kohen "Yahudi İstanbul'unu / İstanbul Yahudileri'ni" çiziyor ve anlatıyor: İstanbul'da Yahudiler ve Yahudi Yaşamı - 9

Devamı...

1950'li yılların yaz aylarında ailece İstanbul'un Ataköy'den Pendik'e kadar uzanan Marmara Denizi kıyılarındaki plajlarını dolaşırdık. Annem özellikle Amerikalı sinema oyuncusu Ester Williams'a özenir, hepimiz "Batılılaşma"nın verdigi özgürlükle İstanbul'lu olmanın ve henüz kirlenmemiş kıyıların tadını çıkarırdık...

Devamı...
 
"Ustanın Sırrı"
Sanat ve Dizayn - Belgesel
10 03 2010

Devamı...

Ustanın Sırrı (2009) - Yönetmen: Nesrin Aktolun, Görüntü Yönetmeni: Gökhan Eren

Ustanın Sırrı (2009) - Yönetmen: Nesrin Aktolun, Görüntü Yönetmeni: Gökhan Eren

Film Gösterimi: "Ustanın Sırrı" - Yönetmen: Nesrin Aktolun; Söyleşi: Nesrin Aktolun; Yürütücüler: Burhan Gün, Rojda Akbayır / 13 mart 2010, Saat: 14.00, Türkiye, 2009, 36'; BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok., No: 6 Kat: 4, Beyoğlu - İstanbul, Tel.: (0212) 245 89 58 – 0 212 245 90 96

24 ocak 2009'da başlayan "Cumartesi Belgeselleri", Her cumartesi günü saat 14.00'te "BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Cep Sineması"nda belgesel film gösterimleriyle devam ediyor. Film gösteriminin ardından belgesel filmin yönetmeninin katılımıyla izleyiciler arasında film ve filmin çekim süreci üzerine söyleşi yapılıyor.

Yönetmenliğini Nesrin Aktolun'un yaptığı "Ustanın Sırrı" adlı belgesel film 13 mart 2010 cumartesi, saat: 14.00'te BSB Cep Sineması'nda...

Ustanın Sırrı

Yönetmen: Nesrin Aktolun
Yönetmen Yardımcısı: Mualla Karabulut
Metin Yazarı: Prof. Dr. Önder Küçükerman, Nesrin Aktolun
Seslendiren: Sacit Onan
Görüntü Yönetmeni: Semih Yazıcıoğlu, Berkant Çolak, Gökhan Eren
Kurgu: Özlem Türkant
Müzik: Burak Demir
Fotoğraf: Berkant Çolak
Yapım Yardımcısı: Hakan Bişkin
Kamera Asistanları: Muhammet Uyar, Recep Hocaoğlu, Tolga Dural
Grafik Tasarım: Berkant Çolak, Ayhan Bilasa
Yapım Yılı : 2009
Süresi : 36'

Dünyanın en eski ve en büyük çarşılarından biri olan Kapalıçarşı, 500 yıllık kuyumculuk geleneğini barındırır. Belgesel, ömrünü altık takı üretimine veren ustaların karanlıkta geçen üretim süreci ve o becerilerinin arkasındaki 500 yıllık geleneğe ayna tutar.

Devamı...
 
Mahmut Mahmutoğlu: Açılımcılar - Yorumcular - Sanatçılar (Hangisinden Yad'eyleyim Gönlümü)
Güncel Yorum - Genel
09 03 2010

... demode olan "açılım" sözcüğü sözlük anlamıyla özdeşleşmiyor. Öyle ise kıble yanlış. Kıblenin doğru olabilmesi için sözcüğün yerinde ve anlamına uygun kullanılması gerekir. Zira açılım bir gazoz kapağı değil, hele tencere kapağı hiç değildir. Öyle ise sanatçı; açılımın gazoz kapağının açılması gibi kolay olmadığını bilmesi gerekir. Eğer bilmiyorsa sanat dediğimiz dergâhın kapısından içeri girmesin, sanatçı sıfatını kullanmasın. Zira sanat ve sanatçı kutsaldır. Sanatçı açılımını da bu kutsallığı bilenlerle yürütmek gerekir. Buna rağmen yürütülmeye çalışılırsa gemi karaya oturur. Hele de bilmeyenlere "siz sanat ve sanatçı özelliklerine sahip değilsiniz. (Olanlar tenzih edilir) Piyasanın popülerisiniz. Popülistle sanatçıyı karıştırmamak gerek" diyerek ayıbını yüzüne vurursanız onlar bu sefer de yorumcu olarak karşınıza çıkar. "Ben yorumcuyum, ustayım" der... "Hem de iyi bir ustayım. Konserlerimi seyretmiyor musunuz? Kendilerini bıçaklayanlar, jilet atanlar hep orada değil mi? Evet orada... Öyle ise ben de buradayım''... Sanatçı: Doğruluk, dürüstlük, erdemlilik, şahsiyet, güzellikler bileşkesidir. Yalaka ve yağcılığa karşıdır... Hiçbir zaman karakterinden ödün vermez. Nokta kadar menfaati için virgül kadar eğilmez. Adam gibi adamdır. Duyguludur. Sevecendir. Toplumun aynası, lideri, öğretmeni, hacısı hocasıdır... Ferdi Tayfur Başbakan'a eskisi gibi festivallere gidemediğini beyan etmiş. Ben olsaydım: Başbakan'ı bulmuşken bu ülkenin müziğini uluslararası bir seviyeye getirmek için ne yapmak gerekir? Bununla ilgili Kültür Bakanlığı'nın özel bir çalışması var mı? Müzikolojide uluslar arası kabul edilen 440 frekanslık Lâ sesine Klasik Türk Müziği'nde "neva" (Re), Halk Müziği'nde "Do" deniliyor. Geleneksel müziğimizdeki nota yazım sistemi hâlâ belirli bir standarda oturmadı. Türk Halk Müziği'nde, gerekse Klasik Türk Müziği'nde terminoloji sıkıntısı hat safhada. Bu sıkıntıları gidermek için neler yapmayı planlıyorsunuz? Türk Müziği Devlet Konservatuvarları bu terminoloji sıkıntısından yetiştirdikleri öğrencileri yanlış bilgilerle donatıyor. Klasik Türk müzikçilerinin hicaz makamına, Türk Halk Müzikçileri "Garip Ayağı" diyor. Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı makamı - ayak karşılığı kullanırken, Gaziantep Devlet Konservatuvarı (THM'de) makamı dizi olarak ifade ediyor. Bunların hepsi sorun sayın Başbakanım. Bu konuda hükümetimiz ne gibi çalışmalar yapıyor? Türk Müziğinin bu tür sorunlarını çözmek için ne gibi projeler uygulayacaksınız? diye sorar, cebimi düşünmediğimi ülkenin sanatını düşündüğümü ifade ederdim...

"Sanat ekmek peşinde koşarsa alçalır"
Aristophanes

Ülkemizde açılım sözcüğü dilimize tespih oldu. Bilen de bilmeyen de açılım diyor. Varsa yoksa açılım... Bir açılımdır gidiyor. Hem de doludizgin. Geçtiğimiz günlerde bir de sanatçı açılımı yapıldı. "Ali, Veli, dört de ondan eveli" hepsi orada. Başbakan'ın "açılım festivali" yapacağını düşündüm. Zira festivalci zevat hazır ve nazır, emre amade bekliyordu. (Festivalci olmayanlar tenzih edilir!)

Gerdan kırıp racon kestiler. Hatta içlerinden biri Başbakan'ın ve bağlı belediyelerinin yapacağı festivallerde parsayı kapabilmek için açılım bestesi yapacağını söylemiş. Deveye demişler "Neden boynun eğri?" Deve cevap vermiş "nerem doğru ki?"... Evet, neremiz doğru ki?..

Efendim biz de sanatçıyız. Sanatçı kimliğimiz olduğu halde festivalci olmadığımız için okunmadık. Evet, ben ve benim gibiler davet edilmedi. Hazırlanan listede imimiz timiz yok... Ama nota öğretmeye çalıştığımız. Nota değerlerini anlayamadığı için değerleri elmaya, portakala, paraya benzeterek zihinlerine yerleştirmeye çalıştığımız muhteremler oradaydı. Evet, öğrenemediği için: İki dörtlük nota iki lira / Bir dörtlük nota bir lira / Bir sekizlik nota 50 kuruş / Bir onaltılık nota 25 kuruş diyerek anlatmaya çalıştığımız, buna rağmen anlamayarak nota öğrenmeyi terk eden muhteremler de oradaydı. Kimler yoktu ki... Feleği taştan indirenler, temrene derman, "haslete" hasret, "kaddi"ne kadrin diyenlerin hepsi oradaydı. "Eyvallah Şah'ım eyvallah, Hak Lâ İlâhe İllâllah" diyerek kadeh kaldıran, semah dönen, imparatorlar, devler, starlar, kırklar yediler... Hepsi oradaydı. Sadece "kimliğinde" sanatçı yazılanlar yoktu.

Ali bizim Şah'ımız
Kâbe Kıblegâhımız
Miraç'taki Muhammed
O bizim padişahımız

dörtlüğündeki türkü sözünde "Miraç" yerine "bedraş-epraş" sözcüğünü kullanarak "Bedraş'taki Muhammed" ya da "Epraştaki Muhammed" şeklinde okuyanlar da oradaydı. İki ünlü isim. Sanatçının sanatçısı... Ünlülerin ünlüsü... Hayret ettim. "Miraç" sözcüğünü bilmeyen muhteremler açılım konusunda fikir beyan edecekler, devletin kaderiyle ilgili yorum yapacaklar. Vay benim Türkiye'm vay. Hor görmedim. Sadece festivalci olmadığıma üzüldüm...

Açılımda ahkâm kesenleri gördükçe burnumun direği sızladı. Acaba gerçek anlamda açılım sözcüğünün anlamını muhteremlerden kaçı biliyordur diye düşündüm. 100 kişiden kaçı size istediğiniz cevabı verebilir. Ben bir tahmin yürütemiyorum. Birkaç kişinin dışında doğru dürüst kimsenin cevap veremeyeceği kanaati var içimde. İşte buradan hareketle önce açılım sözcüğünün anlamından başlamak istedim...

Devamı...
 
"Demir Atanlar" - Nasıl Bir Kök Salma?
Sanat ve Dizayn - Sergi
09 03 2010

Devamı...

Foto: Ahmet Sel

Foto: Ahmet Sel - 'Demir Atanlar'

[Foto: Ahmet Sel] "Ils sont arrivés en France dans les années 70. Ouvriers autorisés à l'immigration, faux touristes, vrais clandestins, ils ont traversé l'Europe pour une vie nouvelle et naturellement meilleure. Leur but était d'économiser suffisamment d'argent pour s'acheter un tracteur, un appartement, une maison ou un bout de terrain au pays et de rentrer... Seulement les choses ne se sont pas déroulées si simplement ni pour les immigrés originaires de la Turquie, ni pour le pays d'accueil, la France. Année après année, ils se sont habitués à l'exil volontaire. (...) Aujourd'hui, leurs enfants poursuivent l'aventure en France."

Fransa örneğinde Türkiye'den göçenlerin tarihi, 15 şubat - 8 mart 2010 tarihleri arasında Ahmet Sel'in objektifinden "Demir Atanlar" başlığında meraklısıyla buluştu. 

Fransa'daki Türk göçmenlerin bir portresini çizen Ahmet Sel'in fotoğraf serisi, Fransa'da Ulusal Göçler Tarihi Kurumu'nun ve Elele Derneği'nin ortak çalışmasının bir ürünü olarak İstanbul Fransız Kültür Merkezi'nde sergilendi.

"Fransa'ya 70'li yıllarda gittiler. Bazıları yasal yollardan, bazıları da sahte turist veya kaçak olarak... Yeni ve daha iyi bir yaşam için boydan boya Avrupa'yı aştılar. Biraz para biriktirelim, döneriz, dediler. Eninde sonunda bir ev, bir traktör, bir otomobil parası... Sonra yine memleket toprağı. Ama iş o kadar kolay değildi. Ne göçmenler, ne de onları ağırlayan ülke için. Yıllar geçti, göçmenler gönüllü sürgüne alıştılar. (...)

Onların çocukları, bu beklenmedik serüveni Fransa'da sürdürüyorlar."

Devamı...
 
"Fark Edilenler"
Sanat ve Dizayn - Sergi
08 03 2010

Devamı...

Foto: Galip Çetiner

Üstteki foto: Ahmet Çetintaş; alttaki foto: Galip Çetiner

Ahmet Çetintaş / Galip Çetiner - 'Fark Edilenler' / 13 mart - 2 nisan 2010; İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK), İstiklal Caddesi Ayhan Işık Sokak Özverim Apt, 32/2 Beyoğlu - İstanbul, Tel.: (0212) 292 42 01 / (0212) 292 18 07

İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK), 13 mart - 2 nisan 2010 tarihlerinde, Ahmet Çetintaş ve Galip Çetiner'in fotoğraflarından oluşan "Fark Edilenler"  temalı fotoğraf sergisine evsahipliği yapıyor.

"Fark Edilenler" sergisi, çevremizdeki doğal güzellikleri fark etmeyi, belki defalarca tanık olup da farkına varamadığımız ya da kaydedemediğimiz zenginlikleri gözler önüne sermeyi ve hayatın tüm renklerini yansıtmayı hedefleyen 40 fotoğraftan oluşuyor.

Ahmet Çetintaş

1982'de Bursa'da doğdu. Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 2007 yılında Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği (BUFSAD) üyesi oldu. Hemen ardından, benzer fikirlere sahip birkaç dostuyla BUFSAD bünyesinde Doğa Fotoğraf Atölyesi'nin kurulmasını sağladı. Halen BUFSAD Vizör Fotoğraf Topluluğu üyesi olan Çetintaş, doğa manzaraları, makro fotoğrafçılık ve gezi fotoğrafçılığı ile ilgileniyor.

Devamı...
 
Devamı...
<< İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuç 14 - 26 Toplam 1463
 
Template Template Template
© 2010 kanalkultur.com
Joomla is Free Software released under the GNUGPL License.