|
Anket
Online
Şuan 1 konuk çevrimiçi
|
|
|
| |
|
Sanat ve Dizayn -
Sergi
|
|
28 01 2010 |
Gizli Tanrıçalar / 20 ocak – 25 şubat 2010, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi A Blok, giriş katı, Marmara Eğitim Köyü, 34857 Maltepe - İstanbul, Tel.: (0216) 626 10 50 / 2805
|
Günümüzün 'Gizli Tanrıçalar'ı tasarımlarda hayat buluyor... Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencileri 21. yüzyılın "Gizli Tanrıçalar"ını ortaya çıkardı. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü 2. sınıf öğrencileri Temel Tasarım dersi kapsamında "Gizli Tanrıçalar" sergisini hazırladı. Kadınların Tanrıça özelliği kazandırılan yönlerini günümüz bakış açısı ile değerlendiren tasarımlar; doğanın kadını nasıl biçimlendirdiği sorusuna cevap veriyor. Genç tasarımcılar, çalışmalarını Anadolu mitolojisinde Tanrıların Tanrısı Ana Tanrıça Kybele mitosundan etkilenerek oluşturdu. Ortaya çıkan tasarımlar ile Kybele'nin günümüz kadının doğasında var olan analık, üreme, dişilik, hayatın sürmesi ve dolayısıyla bereketi simgeleyen yönlerine dikkat çekiliyor. Temel Tasarım dersi yürütücüsü Öğr. Gör. Mehmet Özen, ilk çağlarda doğa ile insanın bedeni arasında kurulan samimi bağın gün geçtikçe farklılaştığını, günümüzde bu anlayışın yerini doğasına aykırı davranan insanlar ve anlayışların aldığını belirtiyor. Özen, her şeyin çok hızlı tükendiği dünyada üreme ve üretme kavramlarının üzerinde tekrar durmak gerektiğini söyleyerek; kadın doğasına ilk çağlardaki gibi bir tanım ve anlam getirilerek yeniden inşa edilmesinin gerekliliğini vurguluyor. |
|
Devamı...
|
|
Etkinlik -
Genel
|
|
27 01 2010 |
"Yeryüzü Çocukları Buluşması" / 31 ocak 2010, Saat: 17.00; Sokak Cafe Sanat Evi, Osmanağa Mah. Osmancık Sokak No: 12 / A, Kadıköy - İstanbul
|
Süheyla Taşçıer, Mustafa Tatlıtürk, Genco Mert, Akın Ok, Ertan Mısırlı, Erdoğdu Uslu, Engin Turgut, Duygu Rüzgar ve Geronimo "Yeryüzü Çocukları Buluşması"nı gerçekleştiriyor. 31 ocak 2010 pazar günü saat 17'de "Sokak Cafe Sanat Evi"nde gerçekleşecek buluşmada şairler kendi seslerinden şiirlerini şiirseverlerle / edebiyatseverlerle paylaşıyor. Oğuz Tümbaş Kadıköy'deki "Yeryüzü Çocukları Buluşması" için şunları söylüyor: "Şu günlerde İstanbul'dayım. Hani şu Avrupa'nın 2010 Kültür Başkenti'nde... İstanbul'u yaşamak, kültürel değerleriyle, sanatıyla,edebiyatıyla buluşmak, görülmesi gereken o özel, seçkin yerleri dolaşmak, öyle kısa sürelere sığacak bir durum değil elbette. Kış kendini duyumsatıyor. Yağmur, kar, soğuk... Akşamları insanı oldukça etkiliyor. Ama gene de o eski kışlar, soğuklar, karlar yok. İnsan kalabalığı, araç seli, telâş, koşturmaca... |
|
Devamı...
|
|
|
Etkinlik -
Konferans
|
|
27 01 2010 |
Onbin Yıllık İran Medeniyeti - İkibin Yıllık Ortak Miras Sergisi Konferansı (4 şubat 2010, İstanbul), Topkapı Sarayı Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu, Sultanahmet - Eminönü - İstanbul, Tel.: (0212) 512 04 80
|
Topkapı Sarayı Müzesi'nde İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın katkılarıyla 2 aralık 2009'da ziyarete açılan "Onbin Yıllık İran Medeniyeti ve İkibin Yıllık Ortak Miras" adlı sergi 5 şubat 2010'da sona eriyor. Kapanış öncesinde 4 şubat 2010, perşembe günü Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu'nda üç oturum halinde bir konferans düzenleniyor. Türkiye-İran kültürel ilişkilerinin 50. yıldönümü bağlamında düzenlenen ve Topkapı Sarayı Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Askeri Müze, Sadberk Hanım Müzesi ve Millet Yazma Eserler Kütüphanesi ile İran Ulusal Müzesi koleksiyonlarından seçkin eserlerin bir araya getirildiği sergi, kapanış günü öncesinde gerçekleştirilecek konferans ile iki medeniyetin izlerini tartışmaya açıyor. Konferans saat 09.30'da Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın açılış konuşmasıyla başlıyor ve ilk oturumda Esmail Amin Moghaddam "Tarih Öncesinden İslamiyetin İlk Dönemine Kadar İran Uygarlığı"; Prof. Dr. Gönül Öney "İran'dan Anadolu'ya Büyük Selçuklu Saray Yaşantısının Çini ve Seramiklere Yansıması" konuları ile ilgili bilgi veriyor. Saat 11.00'deki ikinci oturumda, Prof. Dr. Mahmoud Bashiri "Farsça Dil ve Edebiyatının Türkçe Dil ve Edebiyatına Karşılıklı Etkisi" ile ilgili bir konuşma yaparken, Prof. Dr. Zeren Tanındı da "İran Sanatında Kitap" başlığıyla çeşitli sunuyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Etkinlik -
Festival
|
|
27 01 2010 |

| Reha Erdem - Kosmos |
 15. Türkiye / Almanya Film Festivali / 4 - 14 mart 2010, Nürnberg - Almanya
|
15. Türkiye / Almanya Film Festivali 4 mart 2010 tarihinde açılıyor. Açılış filmi bu yıl Reha Erdem'den: "Kosmos"... Heyecanla beklenen Türkiye / Almanya Film Festivali'nin programı şekil almaya başladı. Festival yönetmeni Ayten Akyıldız şu ana kadar belirlenen programa göre bu yılki festivalin çok kaliteli bir içeriğe sahip olacağını belirtiyor. Festivalin sunduğu platformda bu yıl 11 gün boyunca Türk ve Alman sinema sanatçıları uzun metraj, belgesel ve kısa filmlerini yarışma ve yarışma dışı bölümlerde tanıtma imkanı bulabiliyor. Planlanan çeşitli yan etkinliklerle festival büyük bir kültür-sanat şenliğine dönüşüyor. Festival açılış filmi, ekim 2009'da Antalya'da "Bornova-Bornova" filmiyle en iyi film ödülünü paylaşan Reha Erdem'in "Kosmos"u. 2010 şubat ayında Uluslararası Berlin Film Festivali'nın resmi programında uluslararası sinema dünyasına tanıtılacak olan "Kosmos" Erdem'in 6. sinema filmi. "Kaç Para Kaç", "Korkuyorum Anne", "Beş Vakit" ve "Hayat Var" filmleriyle Türkiye / Almanya Film Festivali'nde sürekli istenen yönetmenler arasında olan Reha Erdem, Türkiye'nin dünya çapında sanat filmleriyle büyük başarılar kazanan yönetmenleri arasında. 4 mart 2010 perşembe tarihindeki festival törenine Reha Erdem ekibiyle birlikte katılıyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Etkinlik -
Söyleşi
|
|
26 01 2010 |
|
Ümit Kıvanç: 19 Ocak'tan 19 Ocak'a / 30 ocak 2010, Saat: 14.00 - 16.00; BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Gazeteci Erol Dernek Sok., No: 6 Kat: 4 Beyoğlu - İstanbul, Tel.: (0212) 245 89 58 – (0212) 245 90 96
| 24 ocak 2009'da başlayan "Cumartesi Belgeselleri", Her cumartesi günü saat 14.00'te "BSB Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği Cep Sineması"nda belgesel film gösterimleriyle devam ediyor.
Yönetmenliğini Ümit Kıvanç'ın yaptığı "19 Ocak'tan 19 Ocak'a" adlı belgesel filmi bu hafta BSB Cep Sineması'nda... Film gösteriminin ardından belgesel filmin yönetmeninin katılımıyla izleyiciler arasında film ve filmin çekim süreci üzerine söyleşi yapılıyor. Belgesel filmin yönetmeni Ümit Kıvanç şunları söylüyor: "Agos gazetesi genel yayın yönetmeni, yazar Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de İstanbul'da sokak ortasında vuruldu. Suikast, sistemli bir karalama ve kışkırtma kampanyasıyla hazırlanmış, Hrant, asla yazmayacağı, söylemeyeceği şeyleri yazdığı, söylediği iddiasıyla mahkûm edilmişti. Tehdit edildi, köşeye sıkıştırıldı, sonunda vurdular. Cinayete tepki büyük oldu, Hrant'ın cenazesine 100 bini aşkın insan katıldı ve "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz" diye haykırdı. Cinayetin planlanması ve gerçekleştirilmesi sürecinde pek çok devlet yetkilisinin ihmali, kusuru bulunduğu, kimilerinin olacakları bilerek göz yumduğu, kimilerinin de bu sürece bizzat katıldığı açık seçikti. Katil ve etrafındaki üç-beş lumpen, milliyetçi adamın birkaç gün içinde yakalanmasına ve soruşturma sırasında dudak uçuklatacak gerçeklerin ortaya çıkmasına rağmen, olaya adı karışan bütün devlet görevlileri bir şekilde korundu, kollandı, soruşturulmalarına, yargı önüne çıkmalarına izin verilmedi. Bu yetmiyormuş gibi, katillerin poliste, mahkemede gördüğü muamele adalet arayanlar için yürek burkucuydu. Hrant'ın ilk ölüm yıldönümünde, o güne kadar olan biten rezaleti toparlayarak, böyle bir işe katılmasını anlamlı bulduğum oyunculara gittim, "anlatıcı olur musunuz?" dedim. "Hrant için seve seve" diyerek koştular. İkinci yıl, aynı şeyi bu defa yeni isimlerle tekrarladım. İkisi birleşti, tek bir film oldu. İlk film, NTVMSNBC'nin sitesinde yeraldı ve 30 bini aşkın insan tarafından izlendi. Şimdiki, iki yılı kapsayan hali, yurt içinde ve dışında pek çok yerde gösterildi, hâlâ bu konudaki tek kaynak olma özelliğini koruyor." |
|
Devamı...
|
|
|
Sanat ve Dizayn -
Sergi
|
|
26 01 2010 |

| Leyla Gediz, 'Otopsi I', Kağıt Üzeri Karakalem, 70 x 50 cm, 2009 |
Leyla Gediz - 'Konu: Serbest' / 'Subject: Free' / 21 ocak - 20 şubat 2010; Galerist / Galatasaray, İstiklal Cad. Mısır Apt. 163/4, Beyoğlu - İstanbul, Tel.: (0212) 244 8230
|
Galerist, Türk çağdaş sanatının önde gelen isimlerinden Leyla Gediz'in son dönem çalışmalarını içeren "Konu: Serbest" başlıklı sergisini 21 ocak - 20 şubat 2010 tarihleri arasında Galerist / Galatasaray'da sergiliyor. İlkokul resim derslerinden hatırladığı bir ödevden hareketle Gediz, ilk sergisinden bu yana araştırdığı; 'İnsanın insana getirdiği kısıtlamalar çerçevesinde kendimize bir serbestlik alanı yaratabilir miyiz?' sorusuna, bugüne dek en olumlu yanıtlarını umut, hayal ve mizah taşıyan eserler ile veriyor. Sanatçının, 'ölüdoğa' geleneği içinde görülebilecek ve oyunla karışık 'cansız nesnelerin dillenmesine' odaklandığı son dönem çalışmaları, malzeme çeşitliliği açısından da yağlıboya tuval resmi ve karakalem desenlerden epoksi heykellere, hazır nesnelerin toplamasından ses yerleştirmelerine yayılıyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Kültür -
Ön-Asya
|
|
26 01 2010 |
|
Roz Kohen "Yahudi İstanbul'unu / İstanbul Yahudileri'ni" çiziyor ve anlatıyor: İstanbul'da Yahudiler ve Yahudi Yaşamı - 3
Annem, Yahudi Nasreddin Hoca (Djoha - Türkçe okunuşu 'Coha') masalını anlatırken bana çok sevdiğim mercimeği yedirirdi: Masalda Coha dardadır ve zalim hükümdara en iyi yemeğin hangisi olduğunu söylemek zorundadır. Yaşlı babasından yardım ister ve hükümdara en iyi yemeğin "açlık" olduğunu söyler. Babasına göre insan ancak aç olunca yemeğin kıymetini bilir. Hiçbir yanıtla tatmin olamayan zalim hükümdar, bu yanıttan memnun kalır ve Coha'yı mükâfatlandırır.
| |
|
Devamı...
|
|
|
Sanat ve Dizayn -
Müze
|
|
26 01 2010 |
Ana mekanda yer alan Kazasker Mustafa İzzet Efendiye ait 7,50 m çapında üzerinde "Hz. Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin" isimleri yazılı 8 adet hat levhanın konservasyonu ve restorasyonunun yapılması gerçekleştiriliyor. Bu levhalar dünyanın bilinen en büyük hüsn-i hat levhaları. Yapımında ıhlamur ağacı kullanılmış. Bunun başlıca sebebi bu ağacın hafifliği nedeniyle asıldığı yere daha az ağırlık yüklemesi. Söz konusu levhalar 1849 yılından 1935 yılına kadar (Ayasofyanın Müze olarak kullanımına karar verilmesi) yerlerinde kalmış, bu tarihte Müze müdürünün kararı ile yerlerinden indirilerek, başka bir yere götürülmek istenmiş ancak büyüklüklerinden dolayı kapılardan dışarı çıkarılamadığından içeride hünkar mahfili yakınında ondört yıl duvara dayalı olarak bırakılmışlar. 1949 yılında tekrar yerlerine asılmışlar. Zaman içerisinde yüzeylerinde is ve kir oluşmuş, taşıyıcı ahşaplarında bir takım bozulmalar; üzerindeki altın varaklarında bozulmalar meydana gelmiş. Hat levhaların yüzeylerinin temizlenmesi ve hatların altın varak yüzeylerinin restorasyonu yapılarak taşıyıcı ahşapları takviye ediliyor.
|
Ayasofya 17 yıl sonra iskelesiz… İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın bir yıldır süregelen kapsamlı restorasyon çalışmalarının sonucunda, 17 yıldır Ayasofya Müzesi'nin içinde bulunan 180 tonluk iskelenin son parçalarının sökümü düzenlenen basın toplantısıyla gerçekleştirildi. 17 sonra ilk kez iskelesiz görülebilecek olan Ayasofya eşsizliğini gözler önüne seriyor ve yeniden keşfedilmek için ziyaretçilerini bekliyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, 2009 yılının Ocak ayında başlattığı kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla, İstanbul'un köklü tarihinin 1.500 yılına tanıklık etmiş, yazılı tarihin kaydedemediklerini duvarlarında taşıyan Ayasofya'nın öyküsünün dünya çapında daha nice nesillere aktarılabilmesini amaçlıyor. Bu çalışmalar kapsamında, 17 yıldır Ayasofya Müzesi'nin içinde bulunan 180 ton ağırlığındaki demir iskelenin son parçaları, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in ev sahipliğinde, Ayasofya Müzesi Başkanı Haluk Dursun'nun katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısında söküldü. Restorasyon çalışmaları sürerken yaşanan önemli bir keşif olan Serafim figürü müzeyi yeniden dünya gündeminin üst sıralarına taşımış, Ayasofya'nın derin tarihini bir kez daha gözler önüne sermişti. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, müzenin kuzeydoğu kubbesinde yer alan ve 160 yıl sonra gün yüzüne çıkarılan, 700 yaşında olduğu tahmin edilen altı kanatlı melek yüzünün (Serafim), iskele engeli olmadan, ilk günkü ihtişamıyla ziyaretçileri karşılayacağını vurguladı. |
|
Devamı...
|
|
|
Sanat ve Dizayn -
Sergi
|
|
25 01 2010 |
|
 um:ag - "Neden Öldürüldüler" Sergisi / 24-31 ocak 2010; Çankaya Belediyesi - Çağdaş Sanatlar Merkezi Kennedi Caddesi No: 4, Kavaklıdere - Ankara; Antalya Büyükşehir Belediyesi - Antalya Kültür Merkezi Fuaye Salonu Sakıp Sabancı Bulvarı Atatürk Kültür Parkı İçi, Muratpaşa - Antalya; Gaziemir Belediyesi - Atatürk Kültür Merkezi Abdülhamit Yavuz cad., Gaziemir - İzmir; Giresun Belediyesi; Kapu mahallesi Bekirpaşa cad. Can Akengin Sanat Galerisi - Giresun; İzmir Büyükşehir Belediyesi - Tarihi Havagazı Fabrikası Liman Cad. No: 20 (Alsancak Garı Yanı), Alsancak - İzmir; Kadıköy Belediyesi - Cadde Bostan Kültür Merkezi Haldun Taner Sokak No: 11, Caddebostan - İstanbul; Bakırköy Belediyesi - Bakırköy Ataköy 9.Kısım İspirtohane Kültür Merkezi, Bakırköy - İstanbul; Beşiktaş Belediyesi - Beşiktaş Sanat Galerisi, Beşiktaş Belediyesi Giriş Katı Aytar Cad. Başlık Sokak, Beşiktaş - İstanbul
| Türkiye'nin yakın tarihinde bir aydın kıyımı yaşandı... Türkiye, yaprakları kanayan bir takvimden geçti. İnsanlar düşürüldü tek tek, yetmedi toplu öldürümlerle gelecek karartıldı...
"Babam neden öldürüldü anne?" 1960'ların sonundan başlayarak 1980'lerin başına değin süren bir dönemi yaşayan çocukların sorusudur bu. Hiç kimsenin yaşam garantisinin olmadığı, insanların sokak ortasında öldürüldüğü, kahvelerin tarandığı, bombalandığı; katillerin haberlerde "kimliği bilinmeyen kişiler" diye anıldığı; kanlı ellerin bulunamadığı, mahkeme önüne çıkarılamadığı bir dönemdir bu. Kapsamlı imha planını adım adım uygulamaktan çekinmeyen bir faşist örgütlenmenin, halkın her kesimini hedef alan, bir ulusu birbirine düşürme tezgâhıydı bu aynı zamanda… Ülkemizde binlerce kişi bu karanlık planın gerçekleşmesi için acımasızca katledildi. Cinayetlere yıllarca "faili meçhul" dendi. Yakınları, cinayetlerin ardından gelen aşamaları sonu gelmez bir işkence gibi yaşayacak, kimi zaman gerçeğin bir ucuna yaklaştırılıp, sonra da onlara "delil yetersizliğinden..." denecek, araştırmalar, soruşturmalar sırasında türlü zorluklarla, engellemelerle karşılaşacaklardı."
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) yayınları, 2007 yılından bu yana yayın yönetmeni Orhan Tüleylioğlu'nun araştırmasıyla "Neden Öldürüldüler?" Araştırma Dizisi'ni yayınlıyor. 2009 ekim'ine kadar 4 kitapta toplanan bu araştırma dizisi, orijinal bir tasarım uygulamasıyla, "17. Adalet ve Demokrasi Haftası" için hazırlanan bir sergiye dönüştü. "Neden Öldürüldüler" sergisi, kitaplarda kullanılan arşiv görüntüleri ile öldürülenlerin kimliği, olayların ne şekilde gerçekleştiği, yakınlarıyla yapılan mülakatlar ve Uğur Mumcu'nun olaylara dair araştırması ile yorumlarının yer aldığı bir formatta hazırlandı. Her bir sayfası bir gazete formatında hazırlanan sergide, Taylan Özgür, Necdet Güçlü, Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Necdet Bulut, Hakan Şenyuva, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Kemal Türkler, İlhan Erdost, Kanlı Pazar, Koray Doğan, Orhan Yavuz, Bahçelievler Katliamı, Bedri Karafakioğlu, Akın Özdemir, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu, Sevinç Özgüner, Maraş Katliamı, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Musa Anter, Uğur Mumcu, Sivas Katliamı, Onat Kutlar, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Gaffar Okan, Necip Hablemitoğlu ve Hrant Dink yeniden hatırlanarak toplumsal belleğin derinliklerinde silinip gitmesinin önüne geçmek amaçlanıyor. |
|
Devamı...
|
|
|
Sanat ve Dizayn -
Sergi
|
|
25 01 2010 |

| Esat Tekand, Yeniden İnşa İçin, Karışık Teknik, 200 x 350 x 28 cm, 2010 |
Esat Tekand - 'Yeraltından Notlar' / 8 - 27 şubat 2010; 44A Sanat Galerisi, Ahmet Fetgari Sok. 44 / A, Teşvikiye - 34365 İstanbul, Tel.: (0212) 233 33 80
|
44A Sanat Galerisi, Esat Tekand'ın "Yeraltından Notlar" sergisine ev sahipliği yapıyor. Esat Tekand Danimarka Arhus Kunst Akademi'de çalıştıktan sonra, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni bitirdi. Yirmi dokuz yıllık sanat yaşamını geride bırakırken, sanatçı bu sergisi için ağırlıklı olarak yağlı boya ve karışık gereç kullanılarak oluşturulmuş yapıtlarıyla, geriye itilmiş anıları, toplumsal ya da kişisel saplantıları resimsel bir not almaya dönüştürürken; yer yer heykele yaklaşan özellikleri ve boyutları ile ters orantılı olarak, kırılgan, 'çalışma maketi' özellikli yapıları, Tekand'ın işlerini de birer saplantı-anı yığılmasına ya da kalıntısına dönüştürüyor. Çoğu kez birer büyük boy maket özelliği gösteren işlerinde, malzemenin yaklaşık bir yarım tasarımlama ile kullanılmış olması, onları dikkat çekici ve keşfedilmeye açık hale getiriyor. Yaklaşık onbeş işten oluşan sergi 8 şubat – 27 şubat 2010 tarihleri arasında izlenebilir. |
|
Devamı...
|
|
|
Sanat ve Dizayn -
Sergi
|
|
24 01 2010 |
Kingchay Alfredo - 'Dreams of the Cities' / 19 ocak - 21 şubat 2010; Galeri G-art, Harbiye Mah. Kadırgalar Cad. No:3, Maçka - İstanbul, Tel.: (0212) 296 08 76
|
1977 Havana doğumlu, Küba içinde ve dışında önemli sergilerde yer almış, grafik ve videolarıyla birçok kez Havana Dijital Sanat Ödüllerini kazanan, Amerika'da ve Küba'da çeşitli kolleksiyonlarda işleri bulunan ressam, fotoğrafçı ve heykeltraş Kingchay (Yi Alfredo Gonzalez), Küba'da geri dönüşümü olmayan bir hasarın varlığına dikkati çeken ve anlatım aracı olarak fotoğraf, resim ve grafiği kullandığı işleriyle 19 ocak 2010'da Galeri G-art' da. |
|
Devamı...
|
|
|
Edebiyat -
Deneme
|
|
23 01 2010 |
|
 Gözlerini, tükettiği aşklarıyla arkasına aldığı Ankara'da dünyaya açtı. Siyasi 7 gün dergisinde yayımlanan "Türkiye'deki Bunalım", "TRT'nin Yakasından düşün", "Halk Eğitimi", "Altındağ Halkını Tanıyalım" başlıklı yazıları usta yazar ve gazetecilerin dikkatini çekti; ayrıntılı olarak → bakınız...
| Bu benim dedim yazıyı okurken. Kendimi görünce satırlar arasında yüzüm asılmadı ve hiç utanmadım. Kişi seçtiği yaşam tarzından utanır mı? Gülümseyerek okudum.
Eşya ve eşyalar nedir ki; neden hayatımı satın alsın?.. Uyumak için yatak, oturmak için sandalye, yazı masam... Yemeği nerede olsa yerim. Bir tepsi yeter. Teknoloji zaten çamaşırları ve bulaşıkları yıkıyor. Tabak, bardak, çatal, kaşık... Takım olmazsa yemeğin tadı mı kaçar... 20 yıldır salonun ortasında aynı sehpa. Ah bu sehpa ne kavgalara, ne sevişmelere tanık... Benim hayatıma genç bir gazeteci olarak yazdığım haber ve bir aileye götürdüğüm ışık ile girdi. Çok uzaklardan geldiler Ankara'ya. Katil ve katiller, el işçiliği güzel yüzlü motiflerden de utanmamış, günlerce kan akıtmışlardı Maraş'ta. O yıllarda hangi ilden kansız haberler akmıyordu ki?.. Kızıl rengiyle nice yolculuklara çıktı ana sehpam ve yavruları benimle. Gazeteliğim gözyaşını hep içine akıttı. Kaset kutum Ruhi Su, Rahmi Saltuk, Feyzullah Çınar ve Selda Bağcan'ı daha nicelerini korudu ev aramalarında ki tekmelerden... Kaderiydi sehpamın; kesilirken ağlamıştı belki görkemli ceviz ağacım... Maraş, Ankara, Fethiye...Sonra ver elini şehri-İstanbul. Otuz dört yıldır yolculuklarda eksile eksile bir ana sehpam kaldı... Önce camları kırıldı. Fethiye'de yedi ilk darbeyi. Yerine koyamadım yavru sehpaların camlarını. Parçalanan yüreğim gibi dağıldı gitti! Fethiye'nin sefasını süremeden bir yolculuk daha... Ankara'da hep küs baktı motifler, sığıntı gibi atıldıkları sandık odasından... Ve İstanbul... Ana sehpamın camı da bu göçte kırıldı... |
|
Devamı...
|
|
| | << İlk < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
| | Sonuç 105 - 117 Toplam 1463 |
|
|
|
 |
 |
 |
|